şükela:  tümü | bugün
58 entry daha
  • 9 aydır evimi bir köpekle paylaşıyorum. bir yaşına yaklaştı. dolayısıyla biraz piştiğimi ve köpek sahiplenmeyi düşünenlere birkaç tavsiyede bulunabileceğimi düşünüyorum.

    köpek alırken en önemli nokta insanın kendini tanıması bence. kendi kapasitesini, yapabileceklerini ve yapamayacaklarını bilen bir insan doğru köpeği sahiplendiğinde hepimizin küfrettiği bu hayvan terk etme olaylarının yaşanmayacağını düşünüyorum.
    misal ben büyük ırk köpek seviyorum. kocaman kocaman sarılayım, başımı göbeğine gömeyim falan istiyordum. ama kendimi tanıyorum. tembelin tekiyim. büyük ırk bir köpeğin gün içinde asgari 2 saat gezdirilmesi, koşturulması, enerjisinin atılmasının sağlanması gerektiğini biliyorum. kesinlikle bana göre değil. hal böyle olunca küçük bir ırka yöneldim sahiplenme kararını almadan.

    evimde 2 kedi, bir de 8 yaşında bir çocuk var. haliyle diğer hayvanlarla anlaşabilen ve çocuklarla uyumlu bir ırka ihtiyacım vardı. gün içinde ancak bir saat gezdirmeye vakit ayırabileceğimi de baz alarak karar verdim ve bir maltese terrier sahiplendim. şeker gibi bir ırk, cuk oturdu ailemize.

    doğru ırkı bulduktan sonra, insanın yavru mu yoksa yetişkin bir köpek mi alacağına karar vermesi gerekiyor. çevremdeki köpeklilere bakınca ikisinin de kendine göre artısı ve eksisi olduğunu görüyorum. ben, yavru bir köpek büyütmenin keyfini yaşamak istedim. şu dönemde çalışmadığım ve sürekli evde olduğum için de altından kalkabileceğime karar verdim. şunu mutlaka belirtmeliyim, evde sürekli biri olmayacaksa, yavru büyütmek imkansız. zor falan demiyorum. imkansız. her yere tuvaletini yapacak, 3 saatte bir acıkacak, beslenmesi gerekecek, ilk 3-5 ay iki saatten fazla yalnız bırakamayacaksınız. mümkün değil sabah 8'de evden çıkıp akşam 7'de gelirken bu ihtiyaçları karşılamanız.

    diyelim ki bir yavru sahiplenmeye karar verdiniz..
    yaklaşık bir yıl bok temizleyeceğinize zihnen hazır olmanız gerekiyor. evdeki halılar kalkacak, sirke kokusu hayatınızın vazgeçilmez bir parçası olacak, evin muhtelif yerlerinde köpek pedi olacak.. bunları gözünüz kesmiyorsa allah aşkına almayın. size de günah hayvana da. köpekler çok çabuk bağlanan canlılar. dağılıyorlar terk edildiklerinde. günahına girmeyin hiçbirinin..

    benim köpeğim son derece iyi huylu ve eğitime çok açık bir hayvan. rutin zorlukları dışında ekstra bir zorluğu olmadı tuvalet eğitimini alırken. yakın zamanda günde 2 kez çıkartmaya başladım ve buna da uyum sağladı.

    gelelim bu noktaya nasıl geldiğimize..
    alan daraltma, köpeğe tuvalet eğitimi vermenin en sorunsuz ve kolay yolu. bütün evi köpeğin erişimine açarsanız, oraya buraya ped koysanız bile (zira aşıları tamamlanmadan sokağa çıkartmanız yasak olacağı için ilk 3-4 ay eve yapacak tuvaletini) alanın büyüklüğünden pedi bulamayacak köpek. sık yediği ve sık tuvaleti geldiği için, kas kontrolü de henüz gelişmediği için durmaksızın oraya buraya işeyecek ve siz delireceksiniz.

    köpek eğitim kafesi denen bir nane var. kare şeklini alan, üstü açık, ufacık bir tel kafes. bundan aldım ben. içine sadece yatağını, mama ve su kaplarını koydum ve üstüne yapmasını istediğim köpek pedlerinden serdim. (bu arada şunu da belirteyim, köpek pedleri inanılmaz pahalı. ben bebek alt açma örtüsü diye geçen, her markette bulunan ve paketi 12 lira olan örtülerden kullandım. işimi de gayet güzel gördü.) hareket edebileceği bir alan yoktu. köpek, yatıp uyuduğu yatağına tuvaletini yapmayacağı için, mecburen pedi kullanmaya alışıyor ve bir süre sonra buna şartlanıyor.

    ilk bir ay bu kafesten kesinlikle çıkartmadım. iki çiş arası en fazla 1 saat olduğu için, ancak o tuvaletini yaptıktan sonra kucağıma alıp sevdim, öpüp kokladım, sonra yine yerine koydum. çok zor geçiyor bu dönem.. zira o kadar tatlı oluyorlar ki insanın o cücük kadar yere hayvanı kapatası gelmiyor. ama kafes eğitimini tercih etmeyenlerin bu süreçte çok çok zorlandığını ve uzun vadeli problemler yaşadığını gördüğüm için doğrusunun bu olduğunu düşündüm. kafesteki pedinin üstüne çiş spreyi diye satılan şeylerden sıkıp köpeğinizin kokuyu alıp doğru yere yapmasını da sağlayabilirsiniz. ama bizde buna da gerek olmamıştı.

    bir aydan sonra kafesi büyüttüm. kare şeklini değiştirip tellerin açık kısmı duvara yaslanacak şekilde eskisinden çok daha büyük bir alan sağladım ona. ara sıra fire verse de çoğunlukla pedine yaptı. hata yaptığınde sert bir sesle hayır deyip ilgiyi kesip yalnız bıraktım. biraz daha büyüdüğünde kafesi daha da genişlettim ve aşıları tamamlanıp veterinerimiz dışarı çıkabileceğimi söylediğinde kafesi tamamen kaldırdım. yalnız bu dönemde de tüm evde gezmesine izin vermeyip sadece salonda takılmasına izin verdim. haftalar içinde yavaş yavaş tüm evde dolaşmaya başladı ve hal böyle olunca evde birden fazla yere ped koymaya başladım. zira hala kas kontrolü tam gelişmediği için, tuvaleti geldiğinde salondaki pede kadar yetişemeyebiliyordu. bu dönemde 10 çişin 7sini doğru yere yapmaya başladı ama ben hala hunharca çiş, kaka temizlemeye, sirkeyle ortalığı kırklayıp evin çoban salatası gibi kokmasına tahammül etmeye çalışıyordum.

    günü gelip ilk kez sokağa çıkarttığımızda, evdeki çişli pedi çimlere sürdüm ve artık buraya yapması gerektiğini öğrenmesini sağlamaya çalıştım. bizim arkadaş buna yanaşmadı başta. 3 saat sokakta dolaştığım oluyordu ve kesinlikle yapmayıp eve kadar tutuyordu. kapıdan girer girmez koşa koşa pedine çiş yapıyordu. garibim geçen 4-5 ayda öyle şartlanmıştı ki pede yapmaya, sokağa yapmanın yanlış olduğunu düşünüyordu. dışarı çıkarken mutlaka ödül maması alıyordum yanıma. dışarı çiş yapmaya başladığında manyaklar gibi sevinç gösterisi yapıp, başını okşayıp, ödül maması vermeye başladım. o da böyle böyle, "doğru olan bu galiba la" moduna girmeye başladı. dışarı çıkartmaya başladığımda önceleri saat başı çıkıyordum. yaşı itibariyle uzun saatler tutamayacağı için sık sık çıkmam gerekiyordu. ilk bir iki haftadan sonra iki saatte bir çıkmaya başladım. sonra üç dört derken, aralar zamanla açıldı.

    bu arada ben dışarı çıkartmaya başladığım ilk günden beri pawz marka köpek patiği kullandım. her sokağa çıkışta ayakları yıkamak çok zahmetli ve köpek açısından da sağlıklı olmayan bir yol. biz yavruluk zamanlarından beri alıştırdığımız için hiç zorluk çekmeden alıştı ve şimdi sokağa çıkacağımız zaman patisini kaldırıp giydirmemi bekliyor. bu pawz konusunda dikkat edilmesi gereken tek bir şey var. o da şu ki bunlar balon gibi bir şey olduğu ve köpeğin ayağının hava almasını engellediği için, sadece çok kısa süreli kullanılabiliyorlar. ben uzun süre dolaşacaksam ya da haftasonu gezmesine parka bahçeye bir yere gidiyorsam kesinlikle giydirmiyorum. köpekler patilerinden terlerler. pawz'la uzun süre gezerlerse nemli kalan patilerin arasında mantar oluşur ve bu da çok sıkıntı. ancak 20 dakikayı aşmayan kısa yürüyüşlerde ve tuvalete çıkmalarımızda kullanıyoruz ayakkabılarını ve son derece de rahat ediyoruz..

    velhasıl yaklaşık 6 ayın sonunda, bizimkinin tuvalet eğitimi yüzde 95 oturdu. şu an 12 saat arayla sabah ve akşam çıkartıyorum. ishal olduğu geçen haftayı saymazsak, son 2 aydır hiç fire vermedi ve eve tuvaletini yapmadı. yani en başta dediğim gibi bir sene sürmedi benim çiş kaka temizlemem. ama onu alırken buna kendimi hazırlamıştım ve öyle olsaydı da dert etmezdim.

    bu sürecin çok kolay geçtiğini söyleyip köpek almayı düşünenleri gazlarsam yalan söylemiş olurum. sürekli çiş temizlemek, halısız evden nefret eden biri olarak halısız aylardır oturuyor olmak, önceleri saat başı sokağa çıkıyor olmak müthiş zorladı beni. ama sevgisi o kadar büyük ve baskın ki, ağır gelmedi zorlukları.

    laika'yı sahiplenirken, köpeklerin sürekli evdeki eşyaları kemirdiğini, ayakkabı parçaladığını okumuştum. ama geçen zamanda gördüm ki enerjisini atmış, gün içinde yeterince egzersiz yapmış, oyun oynanmış hareketli bir köpek ne ısırıyor ne eşyalara zarar veriyor. bir yıla yakındır benimle, ne bir eşyam parçalandı, ne bir mobilyam ısırıldı.

    köpek sahiplenmek insanın hayat tarzını değiştiren bir şeymiş. çocuk sahibi olmak gibi. bu yıl tüm tatil planımızı ona göre yaptık biz mesela. köpek kabul eden ve onun rahat edebileceği pansiyondan hallice bir yeri seçtik. uçak onu sadece kargo bölümünde kabul ettiği ve onu oraya tıkmayı asla kabul etmeyeceğim için 12 saat araba yolculuğu yaptık. gece eğlenmeye çıksam mutlaka belli saatte dönmem gerekiyor, çünkü evde beni bekliyor oluyor. yatılı kimsede kalamıyorum. cereyandan rahatsız olmasın diye karşılıklı cam açmıyorum. tüm hayatım kızıma endeksliydi eskiden. şimdi bir de köpeğim ortak oldu ona.

    bunların dışında diyebilirim ki tek başına köpek bakmak zor. ben kızımla yalnız yaşıyorum dolayısıyla köpeğin sorumluluğunu paylaşabileceğim kimse yok. haftada bir iki kez gelen erkek arkadaşımın köpeğimizi gezdirmesi dışında, tüm sorumluluğu benim üzerimde. birden fazla yetişkin evde olsaydı, paslaşarak temizlik ve gezdirme işlerini hallederek bu süreci çok daha kolay atlatabilirdim. dolayısıyla siz evde birden fazla kişiyseniz, işiniz çok daha kolay.

    tüm bu zorluklarına rağmen ona olan sevgimi kelimelerle anlatamam. onsuz sokağa çıktığımda koşarak eve dönüyorum. sabah özleyerek uyanıyorum. içime sokasım geliyor. on senedir kedilerle yaşıyorum ve kendimi kedici sanırdım ama köpek bambaşkaymış. tarifi yok. zorluklarının altından kalkabileceğini düşünen, yeterli zaman, enerji ve bütçeyi ayırabileceğini düşünen herkese içtenlikle tavsiye ediyorum. çizgi film karakteri gibiyim, gözlerimden kalpler fışkırıyor ona bakarken. ömrü uzun olsun, senelerce bizimle olsun diye dua ediyorum..
23 entry daha