şükela:  tümü | bugün
125 entry daha
  • geldi, izlerken mide krampları yaşatan takımı haftasonlarını iple çektiren takıma dönüştürdü, feyenoord maçında -yine- bir başka bahara kalmış ümitlerle alkışladığımız süper sempatik rakip oyuncuyken galibiyetlerden sonra el salladığımız sarı lacivert çubuklu formalı kahraman oldu çıktı, bütün ümitler kesilmişken kupa aldırdı, çılgınlar gibi mutlu etti, sonra gün geldi oynamaz oldu, korkuttu, gidecek mi acabalar, onsuz fb nasıl olacaklar soktu taraftarın aklına, gitti sonra, dönmedi haftalarca, sonra bi gün geri geldi, haklı olarak sitem etti döneklere, kaypaklara, yalancılara, "kalacağım, çok özledim" dedi, kaldı da, hem biz de çok özlemiştik, ama tribündeydi bu sefer, onsuz birşeyleri hep yarım kalan takım hala eksikti, o da mutlu değildi belli ki, mutlu olmayı en çok hak edenken hem de, çok değil daha birkaç ay önce onun sayesinde günlerdir kayıp olan en sevdiği oyuncağını yeniden bulmuş çocuklar gibi sevinen binlerce insan varken ve bunların yarısından fazlası maç izlerken onun ekranda göründüğü 3-5 saniyelik zaman diliminde "işte uzun süredir sakat olan piyervanhoydonk da tribünde sayın seyirciler" diyen spikere "hıı hıı" diye baş salladıkları anlar hariç onun adını anmazken. pierre bi gün oynayacaktı, oynadı da, allahın cezası zaragoza deplasmanına kısmet oldu, barajdan dönen 2 frikik, gol olsaydı her şey mükemmel olacaktı, maç hayal ettiğimiz gibi bitmedi, ama olsundu, pierre ne yapsındı, giymişti işte o formayı yine, hem yeniden 90 dakika oynayacağı, frikik öncesi hakemin barajla uğraştığı 2 saniyede kaşla göz arasında topun yerini değiştirip bizi güldüreceği, "tamamm gol olacak bu" dedirttikten 2 saniye sonra topu ağlara bırakacağı, kaleciyi allak bullak edeceği, kollarını açarak koşmaya başlayacağı ve binlerce mutlu insanı put your hands up for pi-air diye avaz avaz bağırtacağı günler de gelecekti.

    gerçi yine yapacak bunları, belki artık çok kısa bir zamanı var bunları yapmak için, ama yapacak, sonra da arkasında onun için bağıran ve giderken onu omuzları üzerinde taşıyan bir sürü gözü yaşlı taraftar bırakacak, ceyhun erişlere, fatih akyellere alışmış, hep pierre van hooijdonklara özlem duymuş, geç bulmuş çabuk kaybetmiş ama onu asla unutmayacak olan bir sürü insan.

    (breda'ya gidesim, sözleşmenin yapılacağı kağıdı yırtıp atasım, "yok böyle bişey, piyer daha bizim, gidemez" diyesim var, gidemez ki bu kadar kolay. daha yapacak bir sürü şey varken hem de.
    şimdi sen gidiyorsun ya herkes sana benzeyecek diyesim geliyor ama diyemem ki, benzeyemezler ki sana, senin gibisi gelmez ki pierre. senin gibi frikik atan çıkar belki, belki şansımız tutar da senin kadar özverilisini de buluruz, golünü attıktan sonra koşup gelerek çizgiden top çıkartacak, tek başına takımını sırtlayacak birini daha bulur getirir yöneticiler, ama senin gibi kim güler, senin gibi kim alkışlar taraftarını.. senin kadar kim sevilir ki pierre? kim bu kadar ağlatır ki gidiyorum dediği zaman?)

    hayal ettiğin şeyi gerçekleştireceksin, futbolu bırakmak istediğin yerde bırakacaksın, hep senin jübilene gitmeyi hayal etmiştim ama sağlık olsun, arkasında senin adın yazılı olan forma hep en değerli formam olarak kalacak, denizli maçından sonra elinde bayrakla attığın şampiyonluk turu ve çocuk gibi sevinişin aklımızdan hiç gitmeyecek ve seni hep o görüntülerle hatırlayacağız**, bizi çok mutlu ettin ve biz seni çok sevdik, herşey için teşekkürler, yolun hep açık olsun, hep pierre gibi gül, o gülümseme sadece benim -ömrümün sonuna kadar değişmeyecek olan- wallpaperımda kalmasın, ama bi gün mutlaka dön, çünkü bekleyeceğiz.**

    our hands will always be up for pi-air.

    *
282 entry daha

hesabın var mı? giriş yap