şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • kendisinden önceki stoacı filozoflar seneca ve cicero'nun bir nevi izinden giden romalı düşünür. hristiyanlığın ilk yıllarında eser vermiş olsa da eseri the consolation of philosophy'de hristiyanlıktan bahsetmez. bu eseri ise hapishane koğuşunda idam edilmeyi beklerken verir. tıpkı seneca ve cicero gibi insanın kendi kontrolü dışında olup biten şeylere kayıtsız kalması gerektiğine, gerçek mutluluğun ancak bu dingin ruh ile elde edileceğine inanmıştır. eseri yer yer şiirsel, yer yer de düz yazı gibidir ve boethius kendisini gökyüzünden izleyen bir kadın imgesiyle, yani felsefenin kendisiyle konuşur. içinden çıkılması güç konularda o kadının cevaplarını okuyucusuna aktarır. bunlar da esasında platon düşüncesine kadar giden ve boethius'un da halihazırda bildiği ve düşündüğü şeylerdir. özellikle tanrı, tanrının iyiliği, kötülük ve iyilik arasındaki çatışma, tanrının bizim seçimlerimizi biliyor olup olmadığı, hür iradenin varlığı gibi konularda kafa patlatmıştır.

    iyi ve kötü şansın bir karması gibi sürdüğü yaşam, kendi düşüncelerine de temel oluşturmuştur. got kralı teoderik tarafından konsül makamına getirilmiş hatta oğulları dahi konsül yapılmış, zengin, saygın bir adamken, üstelik bu görevlerinin yanı sıra düşünür ve yazarken işler birden tersine döner, teodorik'e komplo kurduğu iddiasıyla ravenna'ya sürgüne gönderilir ve korkunç işkencelerle, dövülerek ve nihayetinde boğularak idam edilir. işte tüm bu korkunç süreci yaşarken, mutluluğun yalnızca içten gelen ve kişinin kontrol edebildiği şeylerle ilgili olduğuna kanaat getirir.
    bu bağlamda geç dönem stoacılardan epiktetus'un düşüncelerine de yaklaşır. nitekim, hazret insan bedeninin köle olsa bile ruhun özgür kalabileceğini söylüyordu. hatta vietnam savaşı sırasında esir düşen amerikalı bir pilot james stockdale de esaret altında tüm işkencelere epiktetus'un görüşünü aklına getirerek katlanmıştır. esir düştüğü andan itibaren insanlar ona ne kadar kötü davransalar da buna kayıtsız kalması gerektiğine karar vermiş ve bu sayede hayata tutunmuştur. boethius da tıpkı epiktetus gibi öldükten sonra da ruhunun yaşayacağına inanmış, öldüğünde zaten kaybedeceği maddi varlıklar için ki buna bedensel varlığı da dahildir, üzülmenin yersiz olduğunu söylemiştir.
6 entry daha