şükela:  tümü | bugün
11 entry daha
  • ingmar bergman'ın, senaryosunu hastanedeyken yazmış olduğu film.

    bergman, sjöström'ü önceleri bu film için uygun bulmamış, oynatmak istememiş. ancak yaşlı usta film ilerledikçe inanılmaz bir performans gösterdikçe bergman da hatasını kabul etmiş, sjöström'ün filme büyük katkı yaptığını belirtmiştir.

    --- spoiler ---
    sjöström'e dair ilginç olan bir diğer nokta da, tıpkı baş karakter isak borg gibi, onun da ölüme yakın olmasıymış. zaten victor sjöström, filmin bitişinden 2 buçuk yıl sonra, 30 ocak 1960'da vefat eder. ingmar bergman, bu isveç sinemasının kendisinden önceki önderinin performansını şu sözlerle anlatıyor:

    "yaban çilekleri'nin çekimi, zamana karşı bir mücadele oldu. yokolma güçlerine karşı verilen bir kavgaya, ürkütücü bir azim ve iradeye tanık olduk. mücadele her an sürüyor, bazen biz bazen de öteki taraf kazanıyordu... ve ben victor sjöström'ün yüzünü, çekinme duygusundan bağımsız bir merakla inceleyip duruyordum. bu yüz sessiz bir acı çığlığı gibiydi. bazen de kuşku verici bir yırtıcılık ve bir inilti bu yüzü kemiriyordu..."

    birçok sinemacı da, bergman'ın ileri dönem filmlerinde yüz çekimlerine ve yakın planlara sıklıkla başvurmasında, yaşlı ustanın yaban çilekleri'ndeki yüz ifadelerinden böylesine etkilenmiş olmasının büyük payı olduğunu düşünürler.

    --- the seventh seal için spoiler ---
    film, bergman adına, büyük yönetmenin metafizik kaygılardan arınmaya başlaması sürecine denk gelir. the seventh seal* filmindeki yoğun metafizik sorgulama, bu sefer senaryodaki ağırlığını yitirmiş, ancak iki gencin alaycı ve seviyesiz kavgası şeklinde karşımıza çıkmaktadır. bergman da, tıpkı filmde borg'un bir aşk şiiri okuyarak yaptığı gibi, bu tür sorulara karşı ilgisiz bir tavır takınmıştır. isak borg, filmde ingmar bergman'ı temsil ediyor şeklinde düşünülebilir. onun cevapları bergman'ın cevapları olarak algılanabilir.

    film, bir noktada yedinci mühür'ün bıraktığı noktadan devam ediyor, şöyle ki; yedinci mühür'deki ağır sorgulama, dünyevi mutluluğun ve sevginin yüceltilmesi ile son buluyordu, ve tüm bu değerlerin sembolü olarak da bir sahnede yaban çilekleri yer almaktaydı (zaten isveç dilinde yaban çilekleri, bergman'ın sembolik anlatımından ziyade, isveç halkının mutluluğu ve huzuru anlatmak için kullandığı bir deyimmiş). bir sonraki film olan yaban çilekleri de, adı üstünde dünyada huzuru ve sevgiyi bulamayan, geçmişi hatalarla dolu bir adamı anlatmakta, dolayısıyla yedinci mühür'de varılan sonuç, bu filmde tema olmuş ve derinlemesine işlenmiş. bu bağlamda bu iki efsanevi film bir arada izlenmeli ve değerlendirilmeli diye düşünüyorum.
    --- the seventh seal için spoiler ---
    --- spoiler ---

    tüm bunların yanında, filmde son derece yoğun bir sembolik anlatım var, müthiş bir görsellik var*, ve tabii ki gelecekteki muhteşem yapıtlarını o zamandan sezdirircesine olağanüstü derin sahneler var. daha da ötesi, sanki bunlar yetmiyormuş gibi, film boyunca seyircinin içini ısıtan ve yaşama sevinciyle dolduran bir sıcaklık var. bibi andersson var, max von sydow var, ingrid thulin var, gunnar bjornstrand var...
130 entry daha