şükela:  tümü | bugün
758 entry daha
  • hep güzelliklerinden bahsedilmiş ama hep de güzel değil.

    - çöpler 2 haftada bir toplanıyor (tüketim çok az muhtemelen kimse çürüyen bozulan şeyler atmıyor, hatta tarihi geçmiş şeyleri önce bir kontrol edin bozulduğuna kanaat getirirseniz atın, sadece tarihi geçti diye atmayın gibi kamu spotları var)
    - şehir merkezindeki evler çok küçük. ikeadaki 35 metrekarelik örnek evler doğru.
    - insan gücü işin içine giriyorsa o şey çok pahalı.
    - ustalar işini bilmiyor ( yürür arabayı tamirhanede bozan bunun üzerine de saatlik çalışma ücretini isteyen ustalar var ve bu normal sayılıyor)
    - pahalılık ve iş bilmezlik bir araya gelince bunları kendinizin öğrenmesi gerekiyor. yani tesisat tamiratını kendiniz yapmalısınız.
    - türkiyede neredeyse 7/24 uygun ücretlerle yapabileceğiniz işler örnek veriyorum çıktı almak, pasta almak, traş olmak burada zulüm.
    - ülke zaten pahalı ama alkol ekstra pahalı, %4.5 alkolü olan biranın en leş ve en ucuz olanı markette 29 kron yaklaşık 13 lira. dışarıda ortalama 90 - 100 kron arası.
    - hafta içi 8 cumartesi 6 dan sonra perakende alkol satışı yok. %4.7 üzerindeki alkollü içkiler monopolet denilen yerler dışında satılamıyor.
    - dışarıda yemek yemek lüks ve lokanta yemeği tarzı yemek yok. burger pizza ızgara tarzı yemek var.
    - eve servis yemek neredeyse yok.
    - toplu taşıma çok pahalı, arabanız varsa şehirde barındırmak çok pahalı. çoğu şehir düzlük değil ama pahalılıktan yine de bisiklete biniyorsunuz. elektrik motoru olan bisikletler ve çocuklar için özel tekerlekli sepetli bisikletler var.
    - araba pahalı değil ama ehliyet almak zorlu ve pahalı. en az 7-8 bin lira civarında ehliyet ücreti.
    - çok basit görünen işler sıkıntı olabiliyor. örneğin taksi gibi anlık lazım olacak şeyler anlık olarak çağırılamıyor.
    - bu sorun mu bilmiyorum ama hava güzelse olur olmaz yerde mangal yapıyorlar. örneğin güzel su kenarı bir çimenliğe yayılmak isterseniz kesin mangal dumanından etkileniyorsunuz. ankarada seğmenler parkında mangal yapmak abes bir şey ama burada normal.
    - hastaneler bir garip çalışıyor. sağlık işlemleri neredeyse ücretsiz ama tatil anında doktor bulmak zor. hazır nöbetçi doktor bulunmuyor.
    - temmuz ağustos ayında ülkeyi kapatıp tatile gidiyorlar. her şey 10 kat daha yavaş işliyor.
    - reklamsız devlet kanalı nrk var ama evinde televizyon olan herkes izlesin izlemesin kablo bağlantısı olsun olmasın senelik 300 euroya yakın bir ücret ödemek zorunda. evdeki televizyonu tespit etmek için türlü çakallıklar yapan ekipler geziyor.
    - otobüste herkes tek oturuyor. tamamen boş koltuk yoksa ayakta dikiliyor insanlar. otobüsün arka tarafına doğru kesinlikle gitmiyorlar. neredeyse her zaman sakin ama oldu ya kalabalık bir ana denk geldiniz insanlar birbirinin yanına oturmadığı veya arkaya ilerlemedikleri için otobüse binemeyebiliyorsunuz.

    başkent oslo'da durumlar nasıl bilmiyorum ama ikinci büyük kent için bu şekilde.

    en önemli şeyi söylemediğimi farkettim;
    -bisiklet hırsızlığı çok garip bir boyutta. yalnızca bisiklet değil denk geldiğinde tüm parçalar ayrı ayrı çalınabiliyor. en sağlam kilitle bağladığınız bisikletinizin bağlı olmayan tekeri, selesi, hatta gidonu çalınabiliyor. çivili lastikli bisikletiniz varsa çalınma olasılığı çok yüksek. kilit sağlam değilse kaşla göz arasında söküp götürüyorlar. hatta bunun bisiklet piyasasını çok etkilediğini çünkü sokağa bağlamak zorunda kalanların iyi bisiklet almadığını söylüyorlar. ki benim gözlemim de bu yönde, özellikle disk frenli bisikletleri hemen götürüyorlar. eski ama şöyle bir sayfa var. iki nedeni olduğunu düşünüyorum, çok fazla sağda solda kimin olduğu belli olmayan bisiklet var ve ikincisi parça fiyatları çok pahalı, örneğin uyduruk fren pabucu 100 kron (45 lira). aynısını çinden 15 krona sipariş etmek mümkün.
159 entry daha