şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • bireyin, iş piyasalarının acımasız rekabet koşullarında her an sistemin dışına itilme korkusundan dolayı, haklarının çiğnenmesine, vasıflarının önemsizleştirilmesine ve sömürüyü içselleştirmeye razı gelecek derecede sindirilmesi sürecine prekarizasyon (prekerleşme) deniyor. prekerleşme, en genel anlamıyla, bireyin hem şahsi ve mesleki vasıflarının hiçleştirilmesi, hem de geleceğinin belirsizleştirilmesi olarak özetlenebilir. düzenli gelir ve süreğen istihdam garantisinin olmadığı bir ortamda, iş gücünün giderek daha geniş bir kısmı prekarize olmaktadır. bu anlamda, artık prekaryanın içine sadece genelde esnek istihdam ve çalışma koşullarıyla özdeşleştirilen hizmet sektörü vb. sektörlerin çalışanları veya toplumsal olarak hep belirsiz çalışma koşullarına mahkûm edilmiş olan göçmenler, kadınlar vb. gruplar girmez. geleneksel olarak güvenli ve mesleki prestiji yüksek sayılan akademisyenlik vb. alanlar da bugün giderek artan bir belirsizleşmenin etkisindedir. buradan yola çıkarak, kimin prekaryaya dâhil edileceği sorusuna “üretim ilişkileri içersindeki konumuna bağlı olarak, sürekli kaygı ve kontrolü kaybetme korkusu yaşayan herkes” diye cevap verebiliriz. iş piyasasına entegre olması mümkün olmayan ve toplumun kenarlarında yaşayan tabakayı bu kategorinin dışında tutarsak, prekarya, proletaryadan farklı olarak, yüksek eğitimli, burjuva kriterlerine göre “iyi bir yaşama” ulaşmak için gereken şartların çoğunu yerine getirmiş ve prensipte kendisini sermaye ile çelişki içersinde tanımlamayan bir sınıftır. dolayısıyla liberalizmin vaatlerine, proletaryadan farklı olarak, gerçekten inanmış bir sınıfla karşı karşıya olduğumuzu söyleyebiliriz. guy standing’e göre, bu vaatlere ulaşmasının önündeki reel bariyerler, sistem karşısındaki öğrenilmiş çaresizlik, sınıf düşme korkusundan ya da hak ettiğine inandığı hayata ulaşamamaktan duyulan kronik güvensizlik ve kendini geliştirme imkanı sunmayan pragmatik işlerin yol açtığı körelme duygusu, prekaryada öfke, anomi, kaygı ve yabancılaşmaya yol açar. buna ek olarak, prekarya, proletaryanın sınıfsal bağlılığına ve gururuna da sahip değildir, çünkü standing’in de belirttiği gibi, sürekli uçurumun kıyısında olmanın, mesleki vasıflarına ve eğitim geçmişine tekabül edecek olan yaşam biçiminin altında yaşamanın gurur duyulacak hiçbir yanı yoktur. ekonomik konum olarak da prekarya “marxist anlamda bir sınıf değildir; kendi içinde bölünmüş ve sadece korkular ve güvensizliklerde birleşmiştir”

    ne ders olsa veririz kitabının yazarlarından aslı vatansever bu konular üzerinde çokça duruyor. güzel özetliyor.
1 entry daha