şükela:  tümü | bugün
108429 entry daha
  • (fark ettim ki, belki de anonim olduğuma güvenip değil de, anonim olamama umudu ile içimi döküyorum, buraya; görürsün diye... olur mu ya?)

    dışarıda sabah ya da akşam olması çok da fark etmiyor; içimde gün ile gece, senin hayâlinin hüküm sürdüğü bir sıralama ile, gerçek zamandan bağımsız: tıpkı umduğum gibi, "biz"e has bir zaman algısı; lâkin sadece bence yaratılan ve bence yaşanan... sen daha gelmeden, ben "biz"i kurmaya başladım bile; oysaki yanlış bu, sen, bendeki senden bağımsız, senin doğrun olan sen, olmadan, "biz", nasıl hem senden, hem benden bir parça olabilir?

    daha önce de, dolaylı olarak, demişim ya: konuşmalı mıyım yoksa susmalı mı, gelmeli miyim yoksa beklemeli mi; hangisini yapsam sana erişebileceğimi bilemeden, sarkacın iki yönünde gidip geliyor aklım. onu izlerken ben, hipnotize oluyorum; hayâlinde ve olasılıklarda kaybolup gidiyorum sık sık. gidiyorum, geliyorum, gidiyorum...

    sabah uyandığımda, sadece yeni bir fotoğrafını gördüm diye bile öğlene kadar kelebekler uçuşabiliyorken etrafımda -içime bile sığamıyorlar, sen düşün birikmişliğimi!-, başkaları için öğlen vaktiyken, benim için ise içime düşen güzel sözleri söyleyememenin hüznü, akşamı erkenden getiriyor. akşamlar ise kış günleri, yaz geceleri; gecelere ise yıllar sığışıveriyor kendiliğinden. düşünsene: saçlarının yeni hâlinin ne kadar güzel olduğunu bile söyleyemiyorum, ne sana, ne başkasına!

    yine, tekrar: "bir yığın mucize de gerekiyorsa beraber olmamız için, yine de gel, lütfen..." zira artık inanıyorum: mucizeler beklenilmez, inşâ edilir. ve umut ediyorum: geleceksin, ve beraber en büyük mucize'mizi, biz'i inşâ edeceğiz. bekliyorum, umuyorum, inanıyorum. hazırım.
5154 entry daha