şükela:  tümü | bugün
122 entry daha
  • ilk filmi ortalama üzere bulmuş biri olarak bayıldığım bir devam filmine konu olan başlık.tek bir şey yazıyım şimdilik: o nasıl bir sinematografidir. sahnelere büyüleniyor insan.

    spoiler yapalım evet.

    --- spoiler ---

    nerden girelim. süreden başlayalım. 2 saat 43 dakika gibi baya uzun bir film var elimizde. aksiyon olarak da filmin süresi göz önüne alındığında ağır ilerleyen bir yapısı var filmin. ancak bir dakikasında sıkılmıyor insan. her sahne için o kadar emek harcanmış ki. keşke sahneler durdurulsa da arka plandaki detaylara daha fazla zaman harcayabilsem dedim izlerken filmi.

    senaryo üzerinden ilerliyoruz. her şey yerinde, parçalar yavaş yavaş oturuyor film ile ilgili. filmin en temel unsuru malum k karakteri ile `ryan gosling. ama iş en temelden de çıkıyor bu film özelinde. neredeyse tüm karakterler fragmanda gösterildikleri kadar varlar. o kadar fazla sahnede var gosling. harrison ford tamamen assolist tadında filmde, leto ise neredeyse yok. fragmandaki kadarım diyor filmde.

    ilk film ne kadar vurucuysa bu da o derece vurucu. mesela roy karakterine inanılmaz bir bağ kuramamıştım. adamın oyunculuk çok iyiydi ancak ben üzülemedim filmin benden istediği kadar ilk filmde. bu sebepledir ki roy'un yaşadığının belki de daha acısını ana karakterine yaşatmış denis bey. çok daha vurucuydu bana göre k karakterinin yaşadığı. ancak şu da var, bu yönetmenin normal iş yapmadığını bildiğimden filmin hiç bir zamanında kendisinin deckard ile rachael'ın çocuğu olduğuna inanmadım. film sırtını buraya dayadıktan sonra da fikrim iyice pekişti. hafıza yerleştiren kızın, çocuk olduğunu düşünemedim tabi ki ama hoş düşünülmüş. k karakteri ile heyecan yapıyoruz. onun hayallerinin yıkıldığın an etkileyici ki yönetmen o anın üzerine son aksiyon sahnesini çekip bitirmiş filmi. k karakterinin ölüp ölmediğini net göremiyoruz ancak ölmese bile kısa vakitte ölecek şekilde bitiyor. ilk filmdeki tears in rain monoloğu burda yerini tears in snow sessizliğine bırakmış. karakterin en insancıl hamleyi yapmasının ardından hikayesinin tamamlanışı ve hayal kırıklığı içerisinde yaşamdan vazgeçtiğini görüyoruz. filmde yıllardır süre gelen ana karakterin seçilmiş kişi, özel kişi olduğu temalı filmlerin karşısında duran ve sürprizini burdan alan bir yapım olarak alkışı hakediyor bence.

    harrison ford eski oynadığı karakterleri öldürecek goygoyu vardı bir süredir. en azından bu filmde o goygoy sona ermiş oldu. filmin sinema literatürüne en ilginç kattığı şey bence sevişme sahnesiydi. nasıl bir hayal gücünün eseridir bu durum, ağzım açık izledim. o sahnenin nasıl çekildiğini de inanılmaz derecede merak ediyorum.

    --- spoiler ---

    sinemada izlenmesi gereken film. ancak ilk yarısı malum zoom kurbanı olmuş. ekranın abes yerlerine zoom yaparak sansür uygulamayı tercih etmişler. inanılmaz derecede can sıkıcı bir durumdu. ilk yarı bittiğinde salondakilerden de homurdanmalar yükseldi, farkındaydı herkes durumun. böyle bir skandalı da yaşayacağı varmış bu ülkenin.
252 entry daha