şükela:  tümü | bugün
6 entry daha
  • şiddeti anlatmayı seviyor gibi, hayır, gibi değil tutku halinde anlatıyor, neredeyse şiirsel bir tonda yapıyor bunu, sanırım ingilizce'yi rafine ve sanatlı bir tarzda kullanıyor, sanırım diyorum çünkü ingilizce bilmem, çeviride bile belli bu. bir nevi kutsal kitap dili gibi, bazen bütünüyle şiirsel ve giz dolu cümleler sızıyor metinlerinden.
    diyalogda üstüne yoktur, son derece gerçekçi, konuşuyormuş gibi yapmıyor kahramanlar konuşuyor, ne fazla ne eksik.

    kan, cinayet, insandaki yok etme ve hiçliğin yaşantılardaki yeri, yasa dışı tipler, insan hayatında seçimin trajik yanı, evet mccarthy kafayı seçimlere takmış bir yazardır. senaryolarında da hayli ön plandadır, cıgurg u hatırlayın, yazı mı tura mı...

    kitap olanı ihtiyarlara yer yok filminden yüz kat daha güzel.

    son olarak daha önce yazdım, yine yazayım, manyakça bir alet edavat anlatma hastalığı var, gereksizce bir ayrıntı anlatma tutkusu, bir tüfeğin kabzasının hangi ağaçtan yapıldığı kimin umurunda, ya da araçta blok motorun varlığı, ha ben severim, başkasını bilmem, bazen ayrıtılar renk katar ambiansa

    ne yazık ki türkçede üç kitabı var: o güzel atlar, all the pretty horses , ihtiyarlara yer yok no country for old menve yol the road
8 entry daha