şükela:  tümü | bugün
14 entry daha
  • rainer weiss ve barry barish ile beraber, fizik alaninda 2017 nobel odulu'nu kazanan bilim insani. her ucu de ligo'nun (laser interferometer gravitational wave observatory) bir uyesidir ve sadece fizik alaninda degil, bilim alaninda bir devrim sayilan kesfe imza atip, yercekimi dalgasinin* saptanmasini saglamislardir. bu kesif ayni zamanda izafiyet kurami'nin net bir dogrulamasidir.

    yercekimi dalgasi ilk kez 1916 yilinda albert einstein tarafindan one surulmustur. aynen elektromanyetik radyasyon gibi, yercekimi dalgalarinin da yercekimi radyasyonu icerdigini iddia etmistir einstein. uzayzamanin bukulmesinin dalgasidir, yercekimi dalgasi. aynen isik gibi enerji tasir ve frekansi vardir. isik fotonlardan olusur, ki biz bunlara isik kuantumlari deriz. yercekimi radyasyonunu meydana getiren kuantumlarin adi da gravitondur. bir baska deyisle, elektromanyetizmde isik* ne ise, yercekiminde yercekimi radyasyonu* odur.

    en sade tanimiyla; yercekimi dalgalarini su dalgalari olarak dusunebiliriz ama dalgalanan su degil, uzayzamandir. isik kuantumlarini ciplak gozle goremesek de isigi gorebiliyoruz. ancak yercekimi radyasyonunu ciplak gozle goremeyiz. dahasi gravitonlarin uyguladiklari etki, fotonlara nazaran daha zayiftir ve tespiti cok guctur. cok hassas bir olcum gerektirir ki, bu da yukarida adi gecen ucluye nobel odulu getirmistir.

    sanirim bu kesfe ve odule en cok harvard'li teorik fizik profesoru (ve idolum) lisa randall sevinmistir. 2006 yilinda yazmis oldugu 'gravitational waves from warped spacetime' makalesinde konuyu detayli bir bicimde inceliyor kendisi. ayrica 2011 yilinda yazmis oldugu 'knocking on heaven's door' kitabini bilimle ilgilenen herkese oneririm.

    kip thorne'a donersek, kendisi interstellar filminde uygulanan fizik ile ilgili olarak 2014 yilinda 'the science of interstellar' adiyla bir kitap yazmistir. yazinin devami interstellar filmi ile ilgili 'spoiler' icerir. filmi izlemediyseniz lutfen devamini okumayin.

    interstellar filmi ile ilgili olarak, filmin sonuna yakin bir sahnede soyle bir diyaloga taniklik ederiz. tars ile cooper arasinda gecer. ve o sahne de; joseph cooper'in bir 'tesseract' icinden kizi murph'e mesaj gonderdigi sahnedir.

    - onlar varliklar degil. onlar biziz, yardim etmeye calisiyoruz.
    - bu 'tesseract'i insanlar insa etmedi.
    - henuz etmedi.

    bu sahnenin bilimsel aciklamasini hep merak etmisimdir. evvelinde okudum ancak paylasmak bugune dustu. bilimsel aciklama da su yonde; 'onlar' besinci boyuttan yiginlar*. edwin abbot'un meshur flatland'inden ornek vererek basliyor aciklamaya kip thorne. arada ogreniyoruz ki, christopher nolan'in da cok sevdigi bir kitapmis. thorne evrenimizi yuksek boyutlu bir yigin icinde bir zar olarak goruyor. fizikte bu durum 'holographic principle' olarak bilinir. holografik bir resim iki boyutludur ama onu uc boyutlu olarak goruruz. insanlarin bildigi tum kuantumlar, kuvvetler ve alanlar bizim zarimiza mahkumdur, teki haric: o da kutlecekim ve bunun sonucu olarak bukulen uzayzamandir. bu sartlarda besinci boyuttan bir varligi goremesek bile, ki goremeyiz, varligin kutlecekimini ve uzayzamani bukmesini dalgalanma seklinde gorebiliriz. bu da bizi en bastaki ligo kesfine goturuyor.

    interstellar ile ilgili olarak bir baska konu da su; cooper bir 'tesseract' icinde nasil gecmise gidip gelebildi? 3 boyutlu demek en-boy-yukseklik demektir. yani 3 fiziksel boyut. 4 boyutlu demek en-boy-yukseklik ve zaman demektir. yani 3 fiziksel boyut ve zaman. kup 3 boyutlu, 'tesseract' 4 boyutludur. biz kup seklinde bir odada enlemesine boylamasina yurur, merdiven dayayip tabandan tavana cikariz. besinci boyuttan bir varlik icin de zaman fiziksel bir boyut olabilir. yuksekligi biz nasil algiliyorsak (asagidan yukariya cikis), besinci boyuttan bir varlik da zamani oyle (asagidan yukariya cikis) algiliyor olabilir. bir baska deyisle asagi yukari hareket ettikce zamanda ileriye ya da geriye gidiyor olabilir. cooper'in 'tesseract' icinde ileri geri gitmesi misali.

    besinci boyuttan yiginlar denince benim aklima her zaman maddi formdan kurtulan ve ayni frekansa sahip enerji bulutlari geliyor. bu konuyu en guzel isleyen eser de isaac asimov'a ait 'the last question'dir. firsatim olursa, detayli bir bicimde o baslikta fikirlerimi aciklamaya calisacagim.
2 entry daha