şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • ne işe yaradığını anlamadığım, 4.5 yıldır yararlı bi iş yaptığını görmediğim. mezun olduğum halde üye olmamak için direndiğim sakat olşum.

    mimarlar odası ankara şubesi, 2004 yılı başlarında odtü mimarlık fakültesi kubbealtında bi tanıtım yaptılar. bu tanıtımdan benim anladığım şu ki: odamıza üye olunuz. çünkü olmak zorundasınız. bilmemne kanununa göre başka seçeneğiniz yok! işte şöyle politik, böyle karşıt, öyle yararlı bir kuruluşuz. yılda şu kadar aidat ödemeniz gerekiyor. ödemezseniz de nasıl olsa biz bir gün hepsini birden ödetiyoruz.
    şimdi gene bu tanıtımdan anladığım kadarıyla: bu arkadaşlar bir devlet kurumu statüsünde değiller. özerk bir kuruluş. yani mimarlar toplanıyorlar, aralarından bir yönetim seçiyorlar. sonra bu yönetim, kendi görüşleri doğrultusunda aldığı kararları diğer mimarlara maletmeye çalışıyor. bir de her nasılsa zamanında mimarların türkiye'de mimarlık yapabilmeleri için bu odaya üye olmalarını gerektiren bir kanunla ellerini güçlendirmişler. şimdi ben mimar olarak yetkinliğimi, fakülteden aldığım diplomayla ortaya koymuş durumdayım. neden bu hakkımı kullanmak için üzerimde ikinci bir otorite tanıyım.

    eğer mimarlar odası özel bir kuruluş olsaydı; diyebilirdi ki: efendim biz size şu şu ek olanakları sağlıyoruz. bu olanaklardan yararlanmak istiyorsanız o süre için olan aidatı yatırıp üye olmalısınız.. (spor salonu üyeliğinden farksız.) evet bunu diyebilirler. ama gelip de mimarlar odasının iyi yönlerinden dem vurup, aynı zamanda aba altından sopa göstermeleri fena halde sinirlerimi bozmakta. kimsiniz siz?

    bana hiçbir yararı olmayan, dahası beni sırf yaptığım iş nedeniyle kendi görüşleri doğrultusunda bir kalıba sokmaya çalışan zihniyetin bir parçası olmayı reddediyorum.

    derdini anlatamayan edit: benim mimarlar odası'yla ilgili en önemli eleştirim, bu oluşumun tekel konumunda olması. zaten mimarlar odası ile ilgili çarpıklıkların da çoğu bence bu nedenden kaynaklanmakta.

    öncelikle ben böyle bir oluşumun gerekliliğine aslında inanmıyorum, ama madem bir kanunla belirlenen görevleri var, ve eğer mimarlar odası bu görevleri yerine getirmek için kurulması zorunlu bir oluşumsa; yine aynı nedenden ötürü mimarlar, mimarlık yapabilmek için bu kuruluşa üye olmak zorundalarsa; mimarlar odası, yapması zorunlu olanlar dışında hiç bir faaliyet yapmamalı. çünkü kimseyi bu faaliyetlere zorunlu olarak katılmaya zorlamamalılar; veya zorunlu olarak orada bulunan üyeler üzerinden abuk-subuk şeyler yapılmamalı. burada bu faaliyetleri onaylamadığım anlaşılmasın, benim derdim bunların "dayatılması". (bu kelimeyi sevmiyorum) illa ki mimarlıkla ilgili faaliyet yapılacaksa, bunun daha uygun ortamları var. dernek, vakıf türü bişey kurarsınız. dersiniz ki, biz bir grup mimar biraraya geldik; bizim şöyle şöyle dertlerimiz var; bu nedenle bunları bunları yapıcaz. buna saygı duyarım. ama kimse beni o derneğe üye olmaya zorlayamaz değil mi? oda için de aynı şey geçerli.

    durum yalnızca kanuni zorunluluktan doğan bişeyse, bunu bir devlet kurumu da yapabilir. ya da özerk bir kuruluşun bu işi yapması gerekiyorsa, bunun en az bir alternatifi de bulunabilmeli. mimarlar, alternatif odalardan istediklerine üye olabilmeliler. (bkz: rekabet)

    mimarlıkla, dalma sporu arasında paralellik kuracak olursak;
    dalmak için o bölgenin yerel yönetimi dışında hiç bir yerden izin almanız gerekmez. (zaten o da, o bölgede dalmaya izin verilip verilmediğini anlamak için, yoksa kimse sizin dalmaya yetkin olup olmadığınızı sorgulamaz.) ha eğer bu yaptığınız işi onaylatmanız gerekiyorsa, (mesela rekor kıracaksanız falan) bunu yapabilecek birbirinden bağımsız 3 tane uluslarası organizasyon var (aida, cmas, free?) bunlardan birine üye olmanız gerekir. artılarını-eksilerini tartar size uygun olanı seçersiniz. (bkz: rekabet)

    mimarlar odası'nda ise tekel olmaktan kaynaklanan çarpıklıklar var:
    - bir zorunluluktan dolayı üye olmuş mimarlar üzerinden siyaset yapılması. bir insanın mimar olması o politikaya katıldığı anlamına gelmez. (uia 2005 kongresi sırasında ntv'de yayınlanan bir tartışma progamında, mimarlıktan söz etmemeyi başarabilen tek konuk mimarlar odası başkanıydı.)
    - görünüşte yönetim demokratik de olsa, mimarlar odası yönetiminde, bir insanın sesini duyurabilmesi, ciddi seviyede bir zaman ve organizasyon gerektiriyor. bu da aslında mimarlık "yapanlar" yerine mimarlık hakkında konuşanların yönetimde etkin olmaları anlamına geliyor.
    - her bencil sistemde olduğu gibi; mimarlar odası'nın da birincil amacı kendisini güçlendirmek. bu amaçla faaliyetlerini anlatan bir dergi çıkartıp, bütün üyelerine "bedava" gönderiyorlar. sorun şu ki; hiç bir şey bedava olamaz. sonuçta üyelerden toplanan aidatların büyük bir kısmı bu derginin finansmanına gidiyor olmalı. oda, faaliyetlerini böyle üyelerin kafalarına vura vura üyelere anlatmak yerine, dergiyi satışa çıkarsa da isteyen satınalsa, ya da dergiyi basit bir pdf dosyası halinde web sitesinde yayınlasa, daha güzel olmaz mıydı? aslında olmazdı, çünkü kimse dergiyi okumazdı. bunun da gayet farkındalar. mimarların, mimarlar odasını önemsememelerinin nedeni, odanın aslında gereksiz bişey olması olmasın?
    - mimarlık yapmak için odaya üye olmak zorundayım. farzedelim, mimarlık yapmaya karar verdim, odaya üye olmak isiyorum, üye olduğum süre için aidat öderim değil mi? değil işte. okuldan mezun olduğum tarihten itibaren bütün aidatları toptan istiyorlar. çünkü çarpık sistem, onlara bunu yapma hakkını veriyor ve benim başka alternatifim yok!

    edit 2: ldp parti programındaki bir madde: "oda ve sendikalara mecburi üyelik kaldırılacak; gönüllü üyelik ihdas ve teşvik edilecektir. bu anlayışla ki, oda veya sendikanın görevi, üyeliğini talep ettiği kişi ve/veya kuruluşa hizmet vermektir. ve bu hizmetin mükemmeliyeti oranında üye kaydedebililir ya da üye sayısını artırabilir." (işte bunu anlatmaya çalışıyorum)
55 entry daha