şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • stoacılıktan ziyade, akademia ve elea öğretilerinden etkilenmiş bir filozoftur. bir kere, platon'un felsefesini öven birisinin stoacı olması pek de mümkün değildir. bunun sebebi, platon felsefesinin faal bir niteliğe sahip olmasıyken, stoa felsefesinin pasif bir niteliğe sahip olmasıdır. bir başka deyişle, akademiacı ve yeni-platoncu görüş "mükemmel iyilik"i aramak zorundayken; stoacılara göre, mükemmel iyilik zaten doğa'ya uygun yaşamakla ulaşılabilecek bir şeydir. bu yüzden, özellikle seneca'da görebileceğimiz gibi "kayıtsızlık" stoacıların kilit kelimesidir. boethius ise consolatione'de "mükemmel iyilik"i aramak gerektiğini söyler, zira onun düşüncesine göre, insanların doğalarına, mükemmel iyiliği elde etme amacı ekilmiştir. insanlar, bu amacı gerçekleştirebilmek için de sürekli olarak çabalamak, yani aramak zorundadır. böylece vardığımız sonuç, boethius'un asıl olarak akademiacı ve yeni-platoncu görüşten etkilenmiş olmasıdır.

    yukarıdaki etkilenme olayına verebileceğimiz bir başka örnek, politeizm - monoteizm çelişmesidir. bilindiği gibi platon, euthyphron diyaloğunda teolojik ve etik meseleler üzerine kafa yorar. o diyalogda sokrates, tanrılar arasındaki kavgadan yola çıkarak, politeist inanışa çok ciddi eleştiriler yöneltir. bu eleştirilerden bir tanesinin özeti şu şekildedir: "tanrı, doğası gereği en mükemmel olmak zorundadır. en mükemmel olan ise, özü gereği tek olmak zorundadır. çünkü, tanrı'nın kelâmları mutlak doğru olmak zorundadır. bu yüzden, bir başka mükemmel devreye girdiği zaman ve o başka bir şey söylediği zaman, ortaya farklı bir en doğru ortaya çıkar ki bu da eşyanın tabiatına aykırıdır. o hâlde, tanrı tek olmak zorundadır". bu görüşün ve gerekçelerin tıpatıp aynısını consolatione'de de bulmak mümkündür. bu da bizi, boethius'un akademiacılardan daha fazla etkilendiği sonucuna götürmektedir. kaldı ki, bir hıristiyan olan boethius'un görüşlerine, stoacıların görüşünden ziyade platon'un görüşleri daha mantıklı ve kabul edilmeye değer gelecektir. zaten birçok yazar, boethius'un, hıristiyanlık ile platoncu görüşü uzlaştırdığını dile getirir.

    consolatione, savunma şansı dâhi verilmeden idama mahkûm edilen filzofun kalbinin en derinliklerinden fışkırmış bir ağıt ve savunmadır. zamanının zorba ve ahmak hükümdarı ile onun dalkavuklarına karşı yazılmış en ağırbaşlı ve hüzün dolu bir hicivdir. felsefe konuştukça boethius ikna ve teselli olmuşsa da kırgınlığını asla üzerinden atamamıştır. meselâ, sokrates gibi ölüme giderken kutlama yapıp çevresinde ağlayanları susturmamıştır. bu yüzden, consolatione'nin bu büyük yazarının hüznüne ortak olmamak mümkün değildir.
5 entry daha