şükela:  tümü | bugün
51 entry daha
  • sanılanın aksine son derece insani olan bir durumdur ve bu sorun tam olarak anlaşılmadıkça romantik komünistler nedeniyle sorunun gerçek boyutu asla anlaşılamayacaktır.

    tarihte ilk defa bir yerin etrafını çevirip "burası benim" diyen adamı kimse protesto etmedi. çünkü diğerleri de derhal başka yerlerin etrafını çevirip "o zaman burası da benim" dediler. çünkü bir şeyi sahiplenmek son derece insani bir şeydi. hatta ve hatta bu nedenle o ilk baştaki bir yeri çeviren adam ve o olay hiç olmadı çünkü her zaman bir şekilde insanlar (hatta hayvanlar) bir şeyi ya da bir yeri sahiplendiler. bulduğunuz bir mağara sizindi. aldığınız kadın, onun doğurduğu çocuk hep "benim" olarak tanımlandı. hayvanlar bile territoryal canlılar yani bir bölgeyi sahiplenip oraya girenlere saldırıyorlar. insanlar da önce bireysel olarak, sonra da gruplar, kabileler olarak ve en son da ulus/milletler olarak arazilere sahip çıktılar. yani bunun kurtuluşu yok. orası bizim ve gerekirse ölüyoruz orası için çünkü hayatta kalmamızı sağlayacak kaynaklar orada.

    bu nedenle şu sahiplenme düşmanlığını merkeze koyarak yapacağımız eleştiriler mantıksız. eğer bir şeyi eleştireceksek sahiplenmenin sürekli olmasını yani toplumda yeni gelen bireylere sahiplenecek şey (toprak, para vb) kalmamasını eleştirmeliyiz. mülkiyete düşmanlık ederek kazanılabilecek bir mücadele yoktur. ancak, bir mülkiyetin bir bireyden ebediyyen diğerlerine aktarılması ve bu sürecin zamanla yeni insanlara sahiplenecek bir şey bırakmaması uygulamasını ya da mülkiyetin böylece rantçılığa dönüşmesini eleştirebiliriz. belki miras denen şey sadece belli bir süre için geçerli olmalı; örneğin 49 yıl ya da 99 yıl. böylece zaman dolduğunda o mülk tekrar kamuya geçerek yeni gelen insanların sahiplenmesine açılabilecek hale gelebilir.

    şu anda bu ülke dahil olmak üzere dünyada sahiplenilmemiş toprak pek yok gibi. bu nedenle yeni gelenler her zaman ve her zaman bu eski toprak sahiplerine kira vb ödeyerek var olabilmek durumundalar. adaletsizlik burada. adamın dedesinin dedesi savaşarak belki bir yeri korumuş ve sahiplenmiş ama torunların bununla ilgisi olmaksızın oturdukları yerden ebediyyen kendilerini geçindirme imkanları var. bu adaletsizlik. o nedenle dediğim gibi belli bir süre sonra (99 yıl vb) o mülkü o kişilerce sahiplenilmesi sona ermeli. yeni gelenlere toprak sahiplenme olanağı sağlanmalı yoksa ebediyyen bu rantçı sistem sürecek.

    aynı şey para (kredi) için de geçerli. paranın arzını kısıtlı tutarak değerini yükseltmek ve bu şekilde sürekli bir borç-kredi ekonomisi varetmek de sorgulanmalı. en azından bireylere kendilerine bir ev ve geçim sağlayacak kadar başlangıç parası (faizsiz kredi vb) sağlanmalı ki insan belli bir güvenliği elde edebilsin. ondan sonra gider elma mı yetiştirir yoksa cep telefonu mu yapar ona karışmamalı. bu mülkiyet hakları arasındaki çizgiler çizilir ve adil olursa sorunların büyük kısmı çözülecektir.

    ek:

    (bkz: mulkiyet yuzunden tek basina bir adaya gidememek)
    (bkz: #72256740)
9 entry daha