şükela:  tümü | bugün
30 entry daha
  • muhtelif sebeplerin oluşturduğu bozuk psikolojinin yansımalarıdır efendim.

    aklıma gelen birkaç tanesini sayayım da topluma bi faydamız dokunsun:

    - türk toplumu maalesef eğitimsiz. bunu cahiller işte yeaaaa manasında küçümsemek için söylemiyorum. içine düştüğünüz bir psikolojik semptomu tanımlayıp adını koyabilmek, yani onun farkında olmak onu yarı yarıya çözmeniz anlamına gelir. maalesef bu ülkedeki birçok temizlik hastası kadın obsesif kompülsif bozukluk nedir bilmiyor, birçok kilolu insan obezite ile mücadeleden bihaber, türlü korkularla yaşamı zindan olmuş birçok vatandaşımızın anksiyetenin tanımına dair herhangi bir fikri yok. bilmedikleri, duymadıkları, tanımadıkları bir düşmanın eline biçare bir biçimde esir düşmüş haldeler. ha, kimse bunları bilmek zorunda değil, bilmiyorsan da bilene git, bir uzmana danış diyorsun ama nafile. türk insanı psikolojik destek almayı küçümseyici, aşağılayıcı bir şey gibi görüyor. saçmalık? parmağın kırıldığında nasıl pratisyen hekime, ortopediste vs. gidiyorsan, kafa bozulduğunda da bunda uzman adama gideceksin, sakin ol.

    - sosyo-ekonomik problemler. toplumumuz maalesef tüketim odaklı bir toplum, ev ekonomisi konusunda pek de bi otokontrol sahibi değiliz. asgari ücret alan adamın çıktığı gün iphone kuyruğuna girmesi buna net bir örnek. x-y jenerasyonları duruma biraz vakıf ama z jenerasyonu, yani yeni nesil bu konuda komple mantar ve bu da gençlerimiz öğrenim kredisi, kredi kartı, ihtiyaç kredisi gibi yüksek faizli kredilerin ödenememe krizi ile baş başa, sırt sırta yaşıyor. bu da ne kadar takmıyorum ödenir denirse densin, insanlarda ister istemez bir gerginlik yaratıyor. ay sonu hesabı yapan adamla borçsuz olup kenarda 20 bin lirası olan adam bir olur mu? olmuyor.

    - seks denen doğal olguya tabu gözüyle bakılması. evet efendim, bu dediğim bir kısmınıza marjinal gelebilir ama türk toplumu sevişmiyor yahu. sevişmiyor ulan. ayıp, günah, ışığı kapat, kilom gözükmesin, erken boşalırım, bla bla bla... abiler uyanın, kendinize gelin. demiyorum ki herkes sokağa çıksın ve birbirini siksin. eyvallah, toplumsal edep ve ahlak kuralları önemli. ama tabu başka şey usta. bak ilk insandan, milyonlarca yıl önceden bugüne dek değişmeden sabit kalabilmiş çok az şey var ve bunların temelini yine ilelebet, sene 3442 bile olsa değişmeyecek doğal ihtiyaç ve eğilimler; yani yeme-içme, barınma, emniyet ve üreme, yani seks içgüdüsü oluşturuyor. insanı geçtim her canlıda var olan içgüdüler bunlar. demem o ki sevişmek çok doğal, çok olağan, çok normal ve olması gereken bir şey. şuna hiç yaşanmaması gereken bir kabus muamelesi yapmayı bırakın, siz zihnen ve ruhen bunu inkar edip yasaklasanız da bedeniniz ve onun salgıladığı hormonlar sekse ihtiyaç duyuyor ve bu açlığı doyurmadığınızda -tıpkı acıkmış bir karnı doyurmadığınızda yaşandığı gibi- huysuzluk, sinir gibi reaksiyonlar yaşanıyor.

    edit: ilk paragrafta belirttiğim içine düştüğünüz psikolojik semptomu tanımlayabilme geyiği var ya. işte burada bahsettiğim şeyin tanımlanmış hali de (bkz: cinsel tansiyon)dur. türk halkının cinsel tansiyonu çok yüksek ama bundan haberi yok veya bunu bi şekilde bastırabildiğini zannediyor.

    - birçoğumuzun yaşama ve onun amacına dair bir bilgeliği yok. yani çıkıp da dalaylama olun demiyorum yanlış anlamayın. neye inanıyorsanız inanın, mutlaka bir bilgelik ve tefekkür haliniz olsun yahu. allah'a inanıyorsan, namaz kılamıyorsan dahi günde 20 dakikanı sana bu yaşamı bahşetmiş, seni bir bok sineği olarak yaratabilecekken ruhunu bir insan bedenine üflemiş yaradana ayır, şükret, tefekkür et, düşün, teşekkür et. yok ben inanmıyorum mu diyorsun, otur o zaman kapa gözlerini, doğaya mı inanıyorsun neye inanıyorsan artık ona şükranlarını sun, kimsin, nerden geldin nereye gidiyorsun bunu bi düşün. ha bu arada dipnot; tüm bu dediklerim de oturup gözlerini kapatıp tefekkür ederek pat diye ortaya çıkabilecek güzellikler değil tabi. her neye inanıyorsan ona dair kaynakları oku, bol bol oku, hayata dair farklı görüş ve yaklaşımları izle, takip et.

    - ve son olarak sanat ve spor yok usta. hangi türünü seviyorsan sev, ister bilardo oynayıp azer bülbül dinleyen biri ol, ister hiking yapıp radiohead dinleyen biri ol, ister basketbol maçına çıkmadan önce lose yourself dinle, ister otur bi enstrüman çal, ister bi resim çiz, istersen de iki satır bir şey karala. tamamen sana kalmış; ama sanat ve sporun değip de güzelleştirmediği hiçbir şey yok, sen dahil.

    bunlar gibi birçok tespit ve öneriyi içeren yüzlerce kaynak var; birazcık nlp'ye inanan herkes bunları biraz kurcalayıp bu gerginlikten az da olsa sıyrılabilir diye düşünüyorum.

    en azından asansörde görüp merhaba, bu sabah nasılsınız dediğinizde anasına sövmüşsün gibi bakmaz, yani, umarım.
66 entry daha