şükela:  tümü | bugün
59 entry daha
  • jimi hendrix'in hayatının anlatıldığı bir kitap. otobiyografi olduğunu söylemek mümkün. kitabı jimi hendrix kaleme almamış ama kitapta yazanların tamamı jimi hendrix'in söyleşilerinden, röportajlarından, sohbetlerinden, oraya buraya yazdığı yazılardan alıntılandığı için buna otobiyografi demek mümkün. jimi hendrix gibi çok erken yaşta kaybettiğimiz değerli bir gitarist için böyle bir şey gerekiyordu. ek olarak da kesinlikle türkçeye çevrildiği için avi pardo'ya müteşekkirim.

    kitaba gelirsek, jimi hendrix'i gerçekten sıkmadan anlatan bir kitap olmuş. jimi'yi kendi ağzından dinliyormuşsun gibi. jimi hendrix ile sohbet etmedim ama zannediyorum ki karşısına otursam ve o bana hayatını anlatsa büyük ihtimal bu cümleler ağzından çıkar. çünkü kitabın yazılışındaki her şey jimi hendrix'e ait zaten. sadece bunu derleyen toparlayan birkaç kişi var.

    jimi'nin çılgın bir insan olduğunu görüyoruz kitabı okudukça. atraksiyon sever, dünyayı dolaşmak isteyen, gerçekten saflık derecesinde iyi niyetli düşünen ve herkesin iyiliğini düşünen tarzda bir adam. hiçbir zaman renk ayırmadığını, bazı kişilerin ırkçılıktan beslenerek insanları tuttuğunun tespitini çok iyi yapmıştır. muazzam kültürlü bir adam. sosyal tespitleri de yerinde ve doğru. benim de benimsediğim "eğer başka birisinin özgürlüğünü kısıtlamıyorsa herkes istediğini yapmalı" felsefesini benimsemiş bir insan. çağının çok ötesinde bir insan olduğu belli. giyiniş tarzı, yaptığı müzik, konuşmaları, aforizmaları; gerçekten idol olarak alınacak bir şahsiyet.

    ve kendisi gibi ünlü olan insanlara rağmen çok mütevazı bir kişilik gibi geldi bana. grubu, arkadaşları ve seyircileri hakkında söyledikleri. ayrıca coşan, ses çıkartan, ortalığı inleten seyirci yerine şarkıyı dinleyen seyirciyi muazzam bulması ve onları beğenmesi de şaşırttı.

    kitaba genel olarak baktığımda ben jimi'nin çok karmaşık bir adam olduğu tespitini yaptım. yaptığı müziğe bir adlandırma yapamıyor kitabın başından beri. country, blues, rock, jazz, funky... her şeyden biraz koyduğunu söylüyor. blues hastası birisi, blues'a büyük saygısı var ancak kendisini de sadece blues ile sınırlayacak bir adam değil.

    jimi'nin son dönemlerine baktığımda ise kafasının karıştığını ve artık tatmin olamadığını görüyorum. yeni bir tarz oluşturmak istiyor, kendi müziğini tekrarladığını söylüyor, klasik müzik tarzında bir müzik yapmak istiyor ancak kafası çok karışık olduğu için kendisini hazırlayamıyor herhalde.

    ilaveten ilgimi çok fazlasıyla celbeden bir olayı yazmak istiyorum. albüm şirketlerinin jimi'ye sürekli aralıklarla albüm yapması konusunda baskı yapması gerçekten şaşılacak bir şey. hatta menajeri, şirkete iki albüm borcu olduğunu söylüyor. sponsorlar da bir yandan jimi'ye turne yapması için baskı yapıyor. jimi'nin gerçekten bunlardan bunaldığını, müziğe eskisi kadar şeffaf ve berrak bakamadığını hissettim. çünkü son dönemlerdeki yazıları ile ilk dönemdekileri kıyaslarsanız artık o eski şevkle müziği anlatmadığını görürsünüz. yani şahsen ben bunu böyle yorumladım. ek olarak münzevi bir hayat yaşantısını övmesi, evlilik ve çocuk gibi laflar etmesi de bu baskılardan sıkıldığını gösteriyor bana göre.

    müzisyen insan kafası rahat olacak. bu sonuçta seri üretim yapan bir fabrika değil. ilham ne zaman gelirse o zaman şarkı yapar. jimi de zaten "eskiden 1000'den fazla şarkı yazardım ve artık o kadar yazamıyorum" diyor. bir tıkanıklık, durgunluk, bıkkınlık var. sadece şirketlerin baskısı için albüm kaydetmek zorunda kaldığı olmuş. beğenmediği albümler de veya içine sinmeyen albümler de olmuş. eğer siz bir müzisyeni kendi haline bırakmazsanız, bir şeyler yapmasını dikte ederseniz, onu sürekli üretmeye zorlarsanız maalesef bir süre sonra patlar. bunu amatör bir müzisyen olarak ben bile hissediyorum ki jimi dediğimiz adam gelmiş geçmiş en iyi gitarist olarak gösterilen insan. bir gün ilham gelir, istekli olur, müziği hissederek yapar ve 24 saat içerisinde belki de 50 tane şarkı çıkartır. bazen de 3-4 hafta olmasına rağmen tek bir parça bile yazamayabilir. müzik, resim, heykel, oyunculuk, seramik gibi şeyler hissiyat işidir. bir iş yerinde çalışan mavi yaka veya beyaz yaka gibi her gün bir şeyler bekleyemezsiniz. bazen bir şeyler çıkar, bazen çıkmaz. o yüzden de jimi'nin ben bu baskılardan çok sıkıldığını hissettim.

    her şeye rağmen harikulade bir kitaptı. jimi hendrix'i seven veya merak eden herkesin göz gezdirmesi gerek bence.
28 entry daha