şükela:  tümü | bugün
16 entry daha
  • bir süredir üzerine düşündüğüm ve araştırma yaptığım, belli oranda doğrulayacağım önerme.

    insan beyini, fizyolojik ve psikolojik her şeye tolerans geliştirebilecek bir gelişim süreciyle çalışıyor. bu akla gelebilecek her şey için geçerli. yenilen yemeğin içine konulan baharattan tutun da, daha önce deneyimlediğiniz çok basit bir hayat tecrübesi bile, o andan itibaren yavaş yavaş beyinin sahip olduğu toleransı geliştirmeye başlıyor.

    üst üste yaşadığınız, tecrübe ettiğiniz basit bir duygu değişim durumunu düşünün. sizi çok mutlu eden, ya da tam aksine travmatik etki bırakan bu deneyimler, her defasında beyniniz tarafından daha da hızlı unutulmaya/yok olmaya başlar.

    psikolojik ilaçlar, beyninizdeki nörotransmitterlere etki etme prensibine dayanarak çalışıyor. yani, hali hazırda sahip olduğunuz şu yaygınca bilinen dopamin, seratonin gibi, mutluluğunuzu, hayattan aldığınız hazlara etki eden kimyasallardan bahsediyorum.

    her nasıl, sizi çok mutlu eden bir eylemi sürekli olarak yapmak bir süre sonra sıkmaya başlıyor, yaşadığınız acının bir benzeri daha az etki bırakıyorsa; işte ilaçlar da nörotransmitterları her uyardığında, beyininizin kimyasına aynı etkiyi bırakıyor. herhangi bir şeye olan bağımlılık (uyuşturucu ve uyarıcı maddeler***, sosyal takıntılar**,*, yiyecek - içecekler) aslında çok basit bir algıya itiyor insanı: hepimizin dopamin bağımlısı olduğu gerçeği.

    işte tam olarak bu yüzden, deneyimlediğiniz bir psikolojik rahatsızlıktan kurtulmak için, psikiyatristler tarafından yazılan legal uyuşturucular* gerçekten hastalığınıza çözüm olabilseler de, tamamen geçici olmakla kalıp, ileride kronik depresyona sebep olurlar.

    beyininize kolay olan herhangi bir hazzı vermeye başladığınız vakit, her koşulda aynı şeyi tekrar tekrar aramaya başlayacaktır. her nasıl, alkole başladığınızda bir birayla başınız dönerken, zaman geçtikçe toleransınız sekiz taneyi götürebilmenizi sağlıyorsa, aynı şey bu durum için de geçerlidir.

    eğer, beyin kimyamız dışardan gelen her etmene karşı tolerans geliştirmeseydi, muhtemelen insanoğlu hiçbir şeyin arayışına girmeyecek ve gelişemeyecekti. sürekli yaptığı şeylerin aynı keyifi vermesiyle yetinecek, yeni keşifler, bilgiler deneyimleme konusunda kayıtsız kalacaktı. öğrenilen her 'istek' doğrultusunda araştırılan bilgi, doğrudan dopamin reseptörlerine etki eder ve kişiye haz verir.

    dolayısıyla, bu durum sadece kötü taraflarıyla tartacağınız ve kendinizi kötü hissedeceğiniz bir şey değildir. belki asla tam anlamıyla düzelmeyeceksiniz, ama yaşanılan her tecrübenin sizi olgunlaştıracağı ve geliştireceği kesin.

    edit: imla.
84 entry daha