şükela:  tümü | bugün
26 entry daha
  • bize sozlerindeki ironi ve derin analiz ile frankfurt okulu marxist ve bourdieu'cu bir elestiri sunan, ve bu ozelligi ile bu gune kadar pek incelenmemis, mfo sarkisi...

    oncelikle, bu eserde, bize feminist diye tanitilan, felsefeyi seven, aydinlanma filozofu martin luther ve realist niccolo machiavelli okudugunu sandigimiz bir kizin (ki eril bireyi bu kriterlere gore degerlendirdigini dusunuyoruz), hem de idealizm ile humanizm arasindaki celiskiyi kesfetmis bir disil bireyin, elinde felsefe kitaplari ile mahallesinin tasli toprakli yollarina donunce, fikrine ne kadar yabancilastigini anliyoruz... kendisine yardim etmis bir kisinin, kendisini eve goturme istegine karsi verdigi "ay nasil olur ben sizi hiç tanımıyorum ama / hem konu komşu ne der sonra / merci giderim tek başıma" seklindeki yanittan fransiz aydinlanmaci dusunurlerden bir tek "merci" lafini kaptigini anliyoruz hanim kiziminiz. bu kisinin feminist olma iddiasi da yine bu dizelerle kendisi ile celismekte, anlamsiz bir duzleme girmektedir...

    sarki uzerine uretebilecek alternatif argumanlar ve cikarilabilecek yorumlar sunlardir: (1) hanim kizimiz aslinda felsefe okumaz, ama kulturel kapital'ini artirmak icin kulturlu bir partner bulmasi gerektigini bilir; bu yuzden kendisine farkli bir kultur maskesi takmistir; ama aslinda, yine ayni mahallede ali'ye yanip tutusan ama evinden disari cikamadigi icin kacak kacak pencereden ali'yi izleyen, agzinda cikleti, elinde ayikladigi taze fasulyeleri, mahallenin baska bir kizi olan atiyorum selma'dan bir farki yoktur; bizim kizimizin. bu da alanson et al (1991)'in idiotloji kavramini aciklar. ideoloji ile idiotloji arasindaki bu fark bu calismayi anlayabilmek icin son derece onemlidir.

    (2) mfo bu calismasinda aldigi egitime yabancilasmis bireylere de sesleniyor olabilir. ne de olsa alanson et al (1991)'in hemen dorduncu sozlere baslarken okura verdigi "teoride desen zehir gibi, pratik desen sallanmakta" bilgisi, bu bireyin marx'in alman ideolojisi elestirisine kurban gittigine de atilan bir atif olabilir... bilgiyi ve kulturu gunluk hayatin disinda olan seyler sanmak, gunluk hayat baglantisi kuramamak hanimkizimizin asil sorunu olabilir bence... halbuki ali, ki isci sinifindan geldiginin ip uclarini metnin yapi-sokumunu yaparak bulmak cok zor da degil, tamamen praxise dayali, teori-pratik'in bir urunu... kendi isteklerini ve arzularini reddetmeyen, kabul eden bir birey goruntusu ciziyor ali bize... desidero'nun dikkat ederseniz soyadi da latince de (ve italyanca da) "arzu, ihtiras" demektir... desideras'dan gelir... hanimkizimizin bastirilmis ve kulturel bir maske etrafina cekilmis arzulari yaninda ali bize kendisini tum gercekligi, tum durustlugu ile vermektedir... "ne machiavellisi, ne lutheri; benim halkim ve ben ozumuze yabancilasmadik, benim babam da futbol izlerdi kiraathanede ben de izliyorum; pispirik oynuyor olabilirim ama en azindan kendimi sana farkli satacak degilim; seviyorum iste seni" seklindeki yaklasimi dikkate degerdir...

    (3) peki bu ali'nin praxis duygusundan mi, yoksa cahilliginden mi ileri gelir, diye sorabilir bazi elestirmenler... alanson et al (1991)'in metin icerisindeki ali'nin dusunce sekline yaptigi atiflar, ali'nin gayet rasyonel secim yapan bir birey oldugunu gostermektedir:

    "ne yapmali ne etmeli, bir oyunbazlik bir şeytanlık / kıza dalavere mi cevirmeli bu beraberlik nasıl olacak / [...] centilmence mi yaklaşmalı / familyasıyla mı tanışmalı / bir bilene mi danışmalı / bu kız sanki bir buzdolabı (alanson et al, 1991: 5)"

    oyun-duzen, dalavere, seytanlik, centilmenlik, familya ile tanismak yani patrimonial hatta ataerkil aile yapisi, ve bilene danismak yani mentorizm; butun bunlari dusundukten sonra ali'nin butun bu fikirlere burjuva fikirleri olarak yaklasmasi yazarlar tarafindan gozumuze sokulan bir gercek... ali'nin butun bunlari dusundukten sonra hanimkizimiza yardim etmek istemesi ve bu sekilde tanismasi da yardimlasmaya, iliskinin kullanim degerine yapilan bir atiftir esasen...

    (4) peki, diyebilir bazi okurlar, ali'nin klark cekmesi ne kadar proleter kultur diye: efendim, fark ettiginiz uzere burda alanson et al(1991) bizlere durmadan ali ile hanimkizimiz arasinda gidip gelen bir perspektif sunmaktalar... cekilen klark alinin cektigi degil, kizin hissettigi bir klarktir... metin bu esnada bize kizin algilama seklini gostermektedir mfo burda alfred hitchcock edasi ile kamerasini degistirmekte, ali'den kizimiza gecen; kizimizdan topluma yani kiraathanedeki, kahvedeki bireylere gecen bir goruntu saglamaktadir... mfo bu gecisi toplumun iliskiyi algilama sekliyle, yani ininin ininin inininini ile ifade eder, yazarlarin metinde yaptigi bir oyundur... ali'nin dogal praxis'ini hanimkizimiz kendi bilissel semasinda amerikan kulturunun clark gable'in bakislarinda yatan bir yansimasi (bkz: klark cekmek) olarak okumaktadir...

    (5) metnin en elestirel tarafi da bizlere frankfurt okulu elestirisini yapmasi; yazarlari metnin icine koymasi (metinde yapilan mfo atiflari) ve ozellikle mfo'nun nasil populerlestigini, hem kahve camiyasi hem de entellektuel elit (ya da kararsiz, yabancilasmis isci sinifi) tarafindan tuketilen bir meta oldugunu, ama sadece bir tuketim urunu olmayip ayni zamanda duygulari kontrol eden, onlari yonetebilen birer arac oldugunu gosterir... hanim kizimizin mfo'yu duyunca bayilmasi da burdandir...

    (6) alanson et al, yani mfo, pierre bourdieu'nun refleksif etnografi kuramini, yani yazarin metnin disinda bir oge degil, metnin icinde yasayan, ona sekil veren ve onu kontrol eden, kendisini yansitan birer ozne oldugunu da kendilerini metnin icinde sik sik gostererek yasatmislardir...

    bu metin, bu nedenlerle, okuyucuya sordurdugu sorular olsun, kullandigi kavramlardaki guncellik olsun, ve islenisindeki muziksellik olsun tum universitelerde kulturel calismalar bolumlerinde okutulmasi gereken temel eserler arasina girmeyi hak etmistir...

    (yazarin notu: bu calisma derbi'nin sponsorlugunda yapilmistir)
172 entry daha
hesabın var mı? giriş yap