şükela:  tümü | bugün soru sor
9 entry daha
  • (bkz: türkçe'de isimlerin cinsiyetinin olmaması) başlığını okuyunca konun sadece isimler değil, dilbilgisi ile alakalı olduğu için bu başlığa yazmaya karar verdim. bakınız verdiğim başlık dinciler ve türkçüler arasında tartışmaya neden olmuş. en kötü ihtimalle 2500 yıllık bir dil olan türkçe'yi; son birkaç yüzyılda yaşanan toplumsal değişimler doğrultusunda yorumlamak çok yanlış olur. türkçe'nin neden cinsiyetsiz bir dil olduğunu kendimce açıklamaya çalışayım.

    iyi kötü diller ile ilgili yüksek öğrenim görmüş biri olarak, neden türkçe'de dişil - eril ayrımının olmadığıyla alakalı yaptığım araştırmalar sonucunda, dillerdeki dişil - eril ayrımının; dilin doğduğu zaman diliminde yaşanan din ile alakalı olduğunu düşünüyorum. içerisinde lehçe, latince, italyanca, ingilizce, almanca, gibi hint-avrupa ailesine ait dillerin ortaya çıktığı tarihlerde yaşayan insanlar çok tanrılı ve çok cinsiyetli pagan dinlerine inanıyorlardı. bu dinlerde cansız eşyaların bile ruhunun olduğu ve bir tanrıya ait olduğuna inanılırdı. bu yüzden de dişil - eril ayrımı ihtiyacı doğdu.

    türkçe'nin ortaya çıktığı zamanada ise şamanizm'e yani gök tengri'ye inanıyorlardı. diğer tanrısal varlıklar tengrici toplumların mitolojilerinde ve kamlarının dualarında insanlara benzer kişiselleştirilmiş bir şekilde tarif edilir; ama tengri kişiselleştirilmez; sadece zamansız ve sonsuz mavi gök olarak anılır. mesela aynı dil ailesine mensup olduğumuz düşünülen japonca da dişil - eril ayrımı mevcuttur. bunun sebebi de yukarıda bahsettiğimiz sebeple aynıdır, şintoizm dini birçok erkek ve dişi tanrıçanın olduğu bir dindir.

    ekleme: aşağıda `@anteke` ile yaptığımız konuşmanın bir bölümü var konuyla alakalı olduğu için ekleme gereği duydum.

    beynimiz kelimeleri kategoriler halinde stoklamayı seviyor. bu konuda yapılmış bilimsel testler de var. bu kategorileme bazı dillerde su yüzüne çıkmış. sebepse gayet basit: kültürel ihtiyaçlar. latince bunu canlı-cansız diye ayırmış. almanca dişi-erkek diye. ama olay sadece dişi-erkekle bitmemiş, lehçe hem canlı-cansız, hem dişi-erkek ayrımı var. ama örneğin swahili'de insanlar ayrı, eşyalar ayrı, hayvanlar ayrı falan diye bir sürü ayrım yapmışlar. bunlar tarihsel süreç içerisinde dildeki kelimelerin beyin tarafından otomatik olarak sınıflandırılmalarına sebep olmuş.

    dolayısıyla türkçenin isimleri sınıflandırmaması da kültürel olarak böyle bir ayrıma bir ihtiyaç olmaması (din vs. gibi) sebepli olabilir. dilin yerleşme sürecinde dinin etkisi hakkında bir araştırmam yok. sıkıntı şu ki, eril-dişil mevzusunun ne zaman çıktığı belli değil. yani henüz organize bir din olmadan da eril-dişil dilde yerleşik bir öge olabilir. yeterince veri toplanırsa daha çok belli olur gibi.
2 entry daha