şükela:  tümü | bugün
89 entry daha
  • bu habere sevinen üniversite mezunu arkadaşlara birkaç hukuki ve pratik gerçekten bahsetmek istiyorum.

    öncelikle haberde bahsedilen koşullarda kanada'ya gitmeniz halinde hukuki statünüz mülteci olacak. bu çok önemli bir husus, zira mülteci dediğimiz kişi çeşitli gerekçelerle kendi ülkesinde hayati güvenliği tehlike altında olduğu için başka ülkeye sığınır. asla göçmen değildir, zira göçmen kendi rızasıyla başka bir ülkeye yerleşen ve karşı ülkenin bilgi ve izni dahilinde yaşamını bu ülkede devam ettiren kişidir.

    göçmen ya da mülteci olmanın size getirdiği en önemli fark kabul safhasındadır. ülkelerin göçmeni kabul etmeme hakkı bakidir fakat mültecinin iltica sebebini ispatlaması halinde ülkelerin cenevre sözleşmesi gereğince mülteciyi kabul etmeme gibi bi seçeneği sözkonusu değildir. ki kanada getirdiği bu değişiklikle sizi ispat yükünden kurtarıyor. türkiye cumhuriyeti vatandaşı olduğunuzu ispat ettiğiniz an ülke başvurunuzu kabul etme yükümlülüğü altında.

    iki statü arasındaki bir diğer önemli fark mültecilerin asla sınır dışı edilememesidir. göçmeler herhangi bir suça karışır ya da göçmen olma şartlarından birini kaybederlerse sınırdışı edilebilirler; fakat bu durum mülteciler için sözkonusu olmaz. elbette bu mülteci istediği suçu işlesin kimse ona dokunamaz anlamına gelmiyor. iltica ettiğiniz ülkeden sınırdışı edilemezsiniz ama o ülke hukukuna göre yargılanır ve cezai müeyyideye çarptırılırsınız.

    kulağa hoş gelen farkları geçecek olursak sizi rahatsız edecek ilk fark kendi ülkenize giriş çıkışlarda karşınıza çıkacaktır. zira göçmenin herhangi bir hayati tehlikesi olmadığı için dilediği gibi gezer, istediği zaman istediği yere gider. fakat mülteci kendi ülkesine asla gidemez, zira rahat rahat girip çıkabildiği ülkede hayati tehlikesinin olduğundan bahsetmek zaten mantığa aykırıdır. (meali, dünyanın her yerini gezebilirsiniz ama bayramda ananızı babanızı görmeye gidemezsiniz.)

    bir diğer fark ise mülteci ve göçmenlerin oturdukları yerlerdir. mültecileri kabul eden devlet onlara oturacakları bir yeri göstermek zorundadır ve bu yerlere mülteci kampı adı verilir. her ne kadar cenevre sözleşmesinde mültecilerin insan hakları evrensel beyannamesinde sayılan bütün haklara sahip olduğu düzenlenmiş olsa da uygulamada durum pek öyle değil. oturma hakkı dediğiniz izin biraz karmaşık ve fazla bürokrasi gerektiren bir sürecin sonunda elde ediliyor. özellikle göçmenlere bile istediği herhangi bir yerde ikamet etme hakkı tanımayan, gelirsen ancak şu şehirlerde oturabilirsin yoksa gelemezsin diyen kanada'nın mültecilere diledikleri yerde oturma imkanı vereceğini düşünmek biraz fazla saf bir düşünce olacaktır. (meali kanadanın yozgatında oturmaya hazır olun)

    benim açımdan en büyük önem arzeden fark ise çalışma iznine ilişkin. yine göçmenlerde kabul eden devletin bir iş bulmak, kişinin çalışmasını sağlamak gibi bir zorunluluğu yoktur. siz, keyfinize ve sahip olduğunuz vasıflara uygun bir iş bulup çalışabilirseniz ne ala, yoksa zaten muhtemelen göçmenlik statüsünü kısa sürede kaybedersiniz. mültecilerde ise kabul eden devlet iş imkanı sağlamakla yükümlüdür. ve benim problemli bulduğum nokta, ülkelerin mültecilere vasıfsız iş imkanları sağlıyor olması. tekrar belirtmek gerekir ki cenevre sözleşmesinde mültecilerin insan hakları evrensel beyannamesinde sayılan bütün haklara sahip olduğunun düzenlenmiş olması bir anlam ifade etmiyor; zira sizi kabul eden devlet size çalışamazsın demiyor. ama pratikte bir mültecinin vasıflı bir işe girebilmesi imkansıza yakın. hiçbir kurum/kuruluş mülteci çalıştırmayı kendisine yükleyeceği ek sorumluluklar sebebiyle kolay kolay kabul etmez. avrupanın çeşitli yerlerinde yıllardır yaşayan mültecilerle konuştuğunuzda aralarında pek çok lisansüstü eğitim almış ikiden fazla yabancı dil bilen insanın yer aldığını fakat bu insanların dahi yıllardır vasıfsız işlerde çalıştıklarını göreceksiniz. (meali isterseniz çift doktoralı olun, mülteci olduğunuz sürece tuvalet temizleyiciliğinden başka bir işe girebilmeniz çok zor. sahip olabileceğiniz en iyi iş lüks bir restoranda garsonluk. okuduğunuz onca yıla, verdiğiniz emeklere saygılar.)

    türkiye'den siktir olup gitmek başlığı ve bu başlıkta yazanlar hepimizin malumu ama herhangi bir ülkeye iltica etmeden önce hayallerinizin gerçekliğini doğrulamanızı tavsiye ederim. sonra büyük hayallerle gidip, sahip olduğunuz imkanlardan çok çok daha aşağısıyla karşılaşmak düşündüğünüzden çok daha yıkıcı olacaktır.
12 entry daha
hesabın var mı? giriş yap