şükela:  tümü | bugün
110 entry daha
  • yaklaşık 7 yıldır toplamda 4 firmada mühendis olarak çalıştım. şu an 4.cüsündeyim ama yine iş arayışım mevcut çünkü bu karadüzen çalışma salaklığından bıktım. bölümüm metalurji ve malzeme idi ama okulda öğrendiklerimin zerresini bu 7 senede göremedim, uygulayamadım. gerçi uygulamak istesem de unuttum falan. maddeleyerek yazayım da okuması daha kolay olsun sizler için. bu yazacaklarım metal şekillendirme ile üretim yapan fabrikalardaki izlenimlerimdir ve hemen hemen tüm fabrikalarda bunlar yaşanır, hiç değişmez. neyse başlayalım.

    1- mezun olurken sizlere de söylemişlerdir. "bir yerden başla, sonra beğenmezsen değiştirirsin, sana iş mi yok, mühendis adamsın" saçmalığını bir kenara bırakın. çünkü her sene binlerce mezun veriliyor çeşitli mühendislik dallarında, bu sizi kurtarmaz.
    2- fabrikada erp, sap gibi çeşitli yönetim-takip programları kullanmayan fabrikalar asla ve asla kurumsal olamaz, düzenin yanından geçemez. şundan 5 tane üret, bundan 20 tane üret tarzı planlamalar yapar, siz de bir bok öğrenemezsiniz, hatta geriye gidersiniz.
    3-biraz da tertip, düzeni sevdiğim ve hayatımda da bu şekilde yaşadığım için mühendislik yaptığım süreçte çok zorlanıyorum. çünkü ülkemizde sürekli kervan yolda düzülüyor kardeşlerim. bir ürün üretilecek. daha teknik resmi, maddi imkanları falan belirlenmeden, proje toplantıları yapılmadan müşteriye tamam yaparız deniyor. sonrası da kaos hali olarak devam ediyor. bu tip çalışma ortamlarında oradan oraya savrulmaktan işinizi yapamaz hale geliyorsunuz ve nihayetinde iş aramaya başlıyorsunuz. teknik lise, meslek lisesi gibi liselerden mezun olmayıp makina, metalurji gibi bölümleri okuyup mezun olduğunuzda ve seri üretim yapan fabrikalara girdiğinizde teknik açıdan çok zorlanıyorsunuz. kumpas kullanması gösterilmeden mezun edilen öğrenciler işe başladıklarında, 2 yıllık teknikerlerin oyuncağı oluyor. çünkü adamlar o metal tozunu yutmuş oldukları için, size her türlü çakıyor. sana m10 cıvata dendiğinde anladığın şeyleri adam 100 katını biliyor çünkü. diş adımından tut, o cıvatanın üretiminde çalışan adamın kullandığı sigara markasına kadar. yani sen onun yanında teknik olarak bir hiçsin. üniversitelerde de bu tip şeyler başlangıç aşamasında bile öğretilmediği için mühendislerimiz fabrikalarda patronların ego tatmin aracı oluyor. "bilmiyorsun" diye başlayan cümlelerin ardı arkası kesilmiyor.

    şimdi asıl önerilerim ise şunlardır. torpil bul yeter diyene de kafam girsin. torpille oraya girsen bile bi sike derman olmadığın anlaşıldığında sevilmeyecek ve kısa zamanda saçmasalak bölüme postalanacaksındır. yabancı dil olayını dışarıda tutarak;

    4- bu programlardan en az birini öğrenmen seni 10 adım öne çıkarır.
    - sap
    - erp
    - autocad
    - solidworks

    5- bu sertifikalara sahip olmak seni 10 adım öne çıkarır.
    - ıso 9001:2015 iç denetçi
    - ıso 14001:2015 iç denetçi
    - ıso 18001:2007 iç denetçi
    - ıso 17025 kalibrasyon
    - ıso 27001 bilgi güvenliği

    6- bu yetkinliğe ve sertifikasyona sahip olmak seni 20 adım öne çıkarır.
    - tahribatsız muayene sıvı penetrant seviye 1+2
    - ve diğer tahribatsız muayene eğitimleri ( manyetik, uv, rm gibi )

    7- bu eğitimi almak ve bu sertifikiya sahip olmak seni farklı sektörlere de atar.
    - tmgd olmak. ( yani adr sertifikası )
    (bkz: tehlikeli madde güvenlik danışmanlığı)

    açıkçası şimdiki aklım olsa hiç üretimden ne kadar uzaklaşabiliyorsam uzaklaşırdım. çünkü cidden bok gibi. üretimde çalıştıkça satış kadar güzel bir bölüm olmadığını fark edecek ve kafanı taşlara vuracaksın kardeşim.
    neyse hiçbir zaman geç değildir. eğer hiç bu sektörlere girmeyeceksen sana tavsiyem tüv, sgs, bureau veritas, vodafone, turkcell gibi şimdi aklıma gelmeyen köklü şirketlere girip basit bir pozisyonda başlayıp yükselmendir. sokayım metaline. en azından tertemiz bir çalışma ortamın olur, tüm çalışma azmini oraya yansıtır, kendini bulursun.
    sevdiğin işi yaparsan hiçbir zaman çalışmış olmazsın, unutma.
27 entry daha