şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • suriye hakkında çekilmiş çarpıcı belgesellerden biridir. bir diğeri için(bkz: city of ghosts). eleştirilecek tarafı maalesef olaylara tek bir açıdan yaklaşmasıdır mesela radikal islamcı grupların şiddetine dair hiçbir ayrıntı söz konusu değilken, bol bol esad-rusya işbirliğinin şiddetini görürüz. elbet burada kıyaslanması beklenen şiddet; esad-rusya uçaklarının havadan bombalamalarına karşı savunmasız bir halkın göstereceği tepkiler değil, özellikle halepteki radikal islamcı grupların ellerindeki esirlere ve farklı gruplardan sivillere karşı gösterdikleri reaksiyonlardır. basında bolca yer alan karelerde görülenlerle belgeselde yer alanlar zaman zaman farklılık göstermektedir. işidin militan kaynağının büyük kısmının bu gruplar olduğu göz önüne alınınca var olan çelişki daha da göze çarpıyor. bir diğer belgesel olan (bkz: city of ghosts) ise olaylara çok daha objektif yaklaşıyor. esad eleştirisini işid eleştirisinde veya işid eleştirisini esad eleştirisinde boğmuyor, şiddetin her türlüsüne ve yaşam hakkı yok edilmeye çalışılan tüm seslere yer veriyor. iki belgeselin de sonunda yutkunamıyorsunuz, kaderinize, gercekleğinize dönüp o insanların yaşadığı vahşeti ve yüzyıllardır bu coğrafyada tekrarlanan nedenlerini düşünüyorsunuz. maalesef coğrafya alın yazısıdır, bu kadar peygamberin geldiği bir coğrafya binlerce yıldır barışı bulamadıysa ileriye dönük umut beslemek akıllıca gelmiyor. bugün sıra suriyelilerde belki yarın başka bir komşumuzda öbür gün bizde olacaktır, kişinin kaderi sadece anne babayla değil en az bir o kadar cografyayla tayin ediliyor maalesef.