şükela:  tümü | bugün
23 entry daha
  • eşeleye eşeleye yeni psikolojik hastalıklar öğreten film.

    40'lı ve 50'li yıllar amerikan sinemasının film noir'e has sadakatsizliğini andırsa da, gerilim ve cinsel çekim vadeden sığ karakterlerden öte bu film. tamam, yine aldatan bir kadın var merkezde ama sancılarını izlerken davranışlarının nedenlerini sorguluyorsun.

    bu filmle öğrendiğim kavram piromani oldu. şu adresten cımbızlarsak, "otoritelerin ya da ebeveynlerin dikkatini çekme" ve "ebeveynlerin ihmali", bu film için nedenleri açıklıyor aslında. asıl yıkım sadece çocuktaymış gibi sürekli ateş yakarken izlesek de richie'nin psikologla arasında geçen diyaloğunda bahsettiği terk ediliş, belli ki ginny'de farkında olmadığı büyük bir travmaya yol açmış.

    ginny, geçmişe saplanıp kalmış bir karakter ve içinde yaşadığı gerçeklikle sorunları var. kendini, pencereleri tıpkı parmaklıkları andıran evinde, yemek yiyişine bile tiksintiyle baktığı humpty'yle hapsolmuş hissederken, karşısına çıkan cankurtaran( lifeguard ) mickey, onun görece görkemli geçmişine yeniden kavuşmak için tutunacağı bir dal oluyor. her şey, olduğundan daha ışıltılı görünüyor gözüne. arka fonda çalan müzik, ruh ikizini bulduğunu düşündürüyor izleyene... ta ki kahramana ihtiyaç duyan bir başka karakter carolina ortaya çıkana kadar. buradan itibaren kate winslet'ın yeteneğiyle woody allen'ın dehası konuşuyor ve yasak ilişki yaşayan bir kadının, sahiplenemediği erkeğini kaybetme korkusunu; entrikalarla dolu rekabetini ve hayatın ona sunduğu rakibini ekarte etme fırsatıyla bir nevi pamuk prensesin ölümünü isteyen kötü kalpli cadı kraliçeye dönüşümünü izliyoruz.

    karşı cinsle sağlıklı ilişki kuramayan kadınların, beğenilme arzularını tatmin edemedikleri için yaşlanmayla problemleri olduğunu okumuştum bir yerlerde. sinemadan da sunset boulevard ve what ever happened to baby jane örnek gösterilebilir belki. ginny'nin sakladığı giysilerin içine girdiği anda sanki geçmişe, gençliğine ışınlanacağı sanrısı; sunset bulvarı'nda hizmetkarının/eski kocasının ona yarattığı şöhret illüzyonu yüzünden finalde ayarları fena bozulan norma desmond'la ve baby jane kostümü içinde sevimli çocuk idolü olduğu döneme döndüğünü zanneden jane hudson'la benzerlik taşıyor gibi. zaten mickey ile buluşmaya gittiğinde taktığı tuhaf kolye de bunun işareti.

    okuduğum bir psikoloji kitabında, hastalıkları açıklamak için örneklendirmek üzere woody allen'ın karakterlerinden yararlanılmıştı. adam galiba karıştırdığı ruh bilim kitaplarından hastalık bulup filmlerini onların üzerine kuruyor. burada da ince ince işlemiş.

    puanı düşük demişler ama ben de sevdim.
21 entry daha