şükela:  tümü | bugün
88 entry daha
  • oldukça subjektif bir konu bu. eskisi kadar keyif almayana kimsenin çıkıp da "nasıl almazsın lan amına koduğum, alacaksın!" diyecek hali yok da, gösterilen bazı sebepler insanın sıçma organıyla gülmesine sebep oluyor.

    şimdi siz post oyununu daha çok sevdiğiniz için spacing'e bağlı, daha fazla dış şutun kullanıldığı modern nba'den eskisi kadar zevk almıyor olabilirsiniz, buna diyecek bir şey yok. ama bunu "herkes karı gibi üçlük atıyo amk bu ne" seviyesine indirgerseniz orada bir dur derler. bu basketbol, hücum anlamında tartışmaya açık olmayacak bir şekilde çok daha fazla taktiksel varyasyon gerektiren, topsuz oyunun çok daha önemli hale geldiği, durdurulması için savunmaların çok daha kusursuz yapılmak zorunda kalındığı bir basketbol. ha dersiniz ki "abi kafa yoramam, post'ta shaq tipi bir adama indirsinler topu, bana o pivot hareketlerini izlemek yeter", yemin billah eyvallah çeker tartışmayı daha da fazla uzatmam.

    gelelim "eskiden efsane olan takımların yerini tırt takımlar aldı" olayına. şimdi burada en başta yazıyla sıfır, rakamla 0 şampiyonluğu olan, sadece 2 kez konferans şampiyonu olmuş jazz'ın efsane takımlar arasında gösterilmesine bir götümle güleyim de, asıl konuya öyle geçeyim. bir takımın iyi olmasının sizin maç izlemek için daha fazla vakit bulduğunuz zamanlara denk gelmesi, onu efsane yapmaz, geçelim.

    ulan nba'i nba yapan en güzel detay bu? ne istiyorsunuz arkadaş, salary cap'i kaldıralım, lakers gibi, knicks gibi, celtics gibi büyük market takımları her sene yardırsın mı istiyorsunuz? 3 senedir gsw'nin yaptığını (ki son yıllarda olayın tadının biraz biraz kaçmasının yegane sebebi budur bence) bu saydığım büyük market takımları sonsuza kadar yapsın mı istiyorsunuz? böyle bir mantık olabilir mi yahu ahah. bir küçük market takımının her geçen yıl ufak ufak mükemmel bir şekilde yapılanarak başarılı olmasından daha keyifli ne olabilir? çıldırmayın lütfen.
90 entry daha