şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • yaşamak

    insan olduğunu hatırlamaktır bir yerde.

    ne zaman dokunsam ona zaman durup yaşam başlıyordu ve zamanın durduğu o yerde insanlar hiç durmadan hararetli bir şekilde konuşuyorlardı; kimi telefonda bir şeyler anlatmaya çalışıyordu karşı taraftakine, kimi eş dost muhabbet ediyordu, kimileri de sessiz sessiz çığlık atıyordu tekli koltuklar, sandalyeler halinde. herkes bir parça ipin ucundan tutmuş da usta bir terzinin arkasından bir şeyler dikme umuduyla debelenip duruyor gibiydi. duran zamanın keyfini çıkarmak varken insanların bu telaşı büyük kavga denilen hayatın ne denli basit bir sokak kavgasından farklı olmadığını bir kez daha ispatlıyordu. bense aklıma, kalbime yer etmiş bir çift gözün tüm bedenime kafa tutmasını büyük bir hayretle izliyor, aynı anda zaman/mekan/yaşam kavramlarının içimin bir yerlerini hem sızlatıp hem iyileştirmesine anlam vermeye çalışıyordum. çabam yetersiz kalsa da, durmadığını adım gibi bildiğim ama durduğunu varsayıp keyfini çıkarmaya çalıştığımız o küçük zaman diliminde nefes alıp vermeye, yaşamaya gayret gösteriyordum. mekan çoğu zaman önemsiz, anlamsız gibi görünse de önemini şahit olduğu anlar belirliyordu. yoksa mekanın gerçekten de ne önemi vardı. oturduğumuz yerin adresini zamanın cebinden kıvrak bir hareketle çalıyor, biraz daha karşılıklı oturabilmek için en yakın yeri seçiyorduk. önemsiz mekan her şeyden habersiz ve bir anda zamanın değerini artırıyordu. o değer içinde karşımda oturan canım insana değer biçmeyi aklımdan geçirmiyor, içimden canım diyebiliyordum sadece. konuşması, bakması, gülmesi karşısında kolum, bacağım hissizleşiyor, aklım ve kalbim günlerin getirdiği açlığı yetmese de doyurmaya çalışıyordu. açlığın en güzelini yaşadım kaç gündür diye içimden söylenirken, sevmenin tanımını yapmaya çabalayanların çaresizliği bir kez daha aklıma geliyordu. sevmenin, sevginin tanımını yapma gayreti ne boş bir uğraştır. mekanın şahitliği, duruyor gibi görünüp çağlayan gibi coşan acımasız zamanın aman vermediği o güzel anın sonunda düşüyordu. yaşam devam etse de zaman aktığını yüksek sesle bağırmaya başlamıştı bile, o seslerden kaçar gibi uzaklaşırken dilimde bin bir küfür birikiyordu.

    yaşamak insan olduğunu hatırlamaktı onun yanında ve kurtarıyordu sevgi insanlığı bir kez daha.

    devam edebilir...
12 entry daha