şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • tanrının olmadığına ve ölümden sonra "hiçliğe" inanıyorsan, felsefi olarak intihar etmemen mantıksızdır.

    yaşama amacı ve ahlak ancak din ile temellendirilebilir.

    doğadaki "gayesellik" ve "sürekliliği olan bir yaratımla devam eden kontrol" bile, bir tanrı olduğuna yeterli delildir. (düzen diyorsun da, ne düzeni be ya diyenlerin, yalnızca bedenlerindeki biyokimyasal aktiviteler hakkında bilgi edinmesi bile yeterlidir)

    daha fazla bilimsel bilgi, insanın yalnızca "acziyet" hissini artırır. bilen, ne kadar az bildiğini anlar. daha çok bilen ise, çok daha az bildiğini. acziyet arttıkça, kontrolün sende olmadığını daha iyi anlarsın. kontol sende değilse, teslimiyetten başka çaren kalmaz. teslim olmazsan, bu seni yine intihara sürükler.

    binyıllardır farklı da olsa bir tanrı fikri olması, bunların arasında benzer özellikler olması, her döneme din ile ilgili bazı bilgilerin geldiğine ve aynı kaynaktan geldiğine işarettir.

    evrim, yeryüzünde var olan yüzlerce, binlerce yaratım şekli ve "vesilesinden" başka bir şey değildir. yaratım esnasındaki x bir kesiti alıp "zevrim, devrim, yevrim" diyebilirsiniz. önemli olan gaye ve sonuçtur. rasyonel potada eritilen din, evrimi yadırgamaz. evrim din ile çelişmez.

    çevrendeki olağanüstülüğü bilimsel olarak yeterince anlamak, bir üstün güce, yüksek bir bilince ve bir kontrol mekanızmasına dair mantıksal çıkarım yapmak için fazlaca yeterlidir. aksini hiç bir ispatlanamamış tesadüf kuramı ile çürütemezsiniz.

    akıl yolu ile gerçeğe ulaşabilecek bir mantık sistemine sahibiz. gerçeğe ulaşmak için tüm ara datalar her zaman gerekmez.

    kritik düşünüldüğünde, insanın tanrıya inanmaktan başka hiç bir çaresi yoktur. bu anlaşıldığında ya da buna inanıldığında hissedilen pozitif duygular ve bunların insan hayatındaki pozitif yansımaları bile, bunun doğru bir düşünce tarzı olduğunu destekler.

    tüm uydurma hadisler ve din diye dayatılan arap gelenekleri bir kenara bırakıldığında, kendi dilinden, anlayarak, türkçe şekilde kuran'ı okumak, tanrının varlığını, bu dünyadaki gayemizi ve sonrasında neler olacağını anlamaya fazlasıyla yeterlidir.

    yalnızca kuran'da bile kuran'ın bir insan eli ile yazılmış olamayacağına dair yüzlerce enteresan ve matematiksel delil vardır.

    kuranda bahsedilen bir şeyin gerekli mi gereksiz mi olduğunu sen anlayamazsın. senin hamurunu tamamiyle bilen yüce bir güç bilir senin ihtiyaçlarını. kuran yalnızca gayeyi ve bu hayat sonrasını değil, günlük hayatı da düzenler. bu nedenle kimi zaman cinsellik gibi detay sayılabilen noktalara da değinir. fakat aslında insan beyninin çalışma mekanizması ve cinselliğin insan denen yaratığın hayatındaki önemi düşünüldüğünde, o bilgilerin ne kadar da gerekli olduğu anlaşılır.

    "bu neden buraya konulmuş ki", "neden bundan bahsedilmiş ki", "e canım eski dinler ve kitaplarla da benzerlikleri var" gibi bir düşünce yapısındansa, herhangi bir roman ya da hikaye kitabı okur gibi en azından 1 kez ele alınıp anlayarak okunması gerekir kuranın. "neden araplara yollanmış ki", "neden şöyle ki, neden böyle ki" gibi sorular sorulmasındansa, bir kez dahi olsa vice versa bir yaklaşımda bulunulmalıdır. "hadi doğru kabul edip bir okuyalım" denmeli, yazılanlar da "hmm eğer doğru ise acaba neden böyle demiş olabilir" gibi hikmetleri aranarak değerlendirilmelidir. bu yapıldığında tatmin edici cevaplar alınıyor. alındığında da tekrar karşı bakış açısına geçilip o sorular sorulmuyor.

    bilmem anlatabildim mi?
16 entry daha