şükela:  tümü | bugün soru sor
6 entry daha
  • mesajlarıyla sert denebilecek eleştiriler yapan, dürüst, cesur, sevimli bir yol filmi.

    bryan cranston'un trollükleri ve oyunculuğu her zamanki gibi efsaneydi.
    huzur içinde yatsın, güzeller güzeli abilerimizden vedat okyar'ın pek güzel bir sözü vardır: "sergen'i futbol oynarken izlemek benim özel zevklerimdendir" diye. aha bryan cranston da, saygıdeğer gary oldman gibi benim için o düzeyde bir oyuncudur.
    yaşlanmış ve papaz olmuş bir morpheus da izliyoruz filmde.
    ama steve carell ise filmde tam anlamıyla bir şener şen olmuş. şener babanın dram filmlerindeki karakteristik özellikleriyle, mimikleriyle, kahkahalarıyla ve üzünçlü duruşlarıyla bile çok benzeştiğini düşündüm izlerken. hep şener şen canlandı gözümde.

    aslında, pek de farklı bir hikayesi, olayı olmayan, klişe denebilecek stereotip bir senaryo. film olarak durağan ve trafik sahnesinde arkalarından hızla gelip yol isteyen tıra bryan cranston'un trollük yapıp yol vermeyişindeki 5 saniyelik aksiyon hariç hiç aksiyon yok filmde neredeyse. ama hikayelere değer veriyorsanız; geçmiş, şu an ve geleceğin farklı varyasyonlarını değerlendiren yerine göre muzip, yerine göre epey ciddi 3 asker arkadaşının beyin fırtınalarından fazlasıyla tatmin olacaksınız.

    ---sıpoylır---

    bryan cranston'un, gıcık albaya yaptığı atar fena güzeldi. o tonlama, o yüzdeki "gençliğimde olsam o kemçük ağzının yayını şuracıkta sikerdim" bakışı, mimikler ve albayın şehit babasının yanında olay çıkarmak istemeyip itidalini koruyarak sakin kalışı... en keyifli gerilim sahnesiydi filmin.

    ---sıpoylır---

    daha çok şey yazardım, hani irdelenecek çok mesaj olsun, sahne olsun, tavır olsun var filmde. ama uzun uzun yazasım gelmedi şimdi. belki bir gün editler, uzun uzun tespitler ve eleştiriler yaparım. ama o gün bugün değil*.

    ama güzel film, izleyin.
21 entry daha