şükela:  tümü | bugün
17 entry daha
  • 1855’te florence nightingale’in ününe ün katan, ancak, kırım savaşının kaderini belirleyemeyen balaklava savaşından hemen sonra, samuel morse, insanlar arasında dostluk bağlarını güçlendirecek ve savaşa bir son verecek yeni bir icadının olduğunu ilan ediyordu.

    ilk telgraf mesajı, 1858’de, new york’tan londra’ya, “atlantik okyanusunun soğuk sularından” çıkarak gitmişti. üç deniz seferi, iki defa kablo kopması ve teknoloji düşmanı bir balina ile yaşanan muhtelif maceralar, deniz altına telgraf kabloları döşenmesine engel olamamıştı.

    yeni telgraf kabloları bir anda çok tutulmuştu. tiffany's, döşenmemiş kabloları satın alarak, hatıra niyetine satmış; bazı kablolar ise semsiye yapımında kullanılmıştı. amerikalilar ve ingilizler, “dünyanın tüm ulusları arasında düşünce alışverişine izin verecek böyle bir imkan varken, artık eski ön yargıların ve düşmanlıkların devam edemeyeceği” görüşündeydi (daha o zamanlar, “üç gün içinde yirmi kişiye göndermezsen anan öle, baban öle, öksüz kalasın cemil” tarzı ürkütücü mesajların dolaşıma gireceğini, kimsenin havsalası alamazdı). bu mucizeyi yaratanlara övgüler düzülmekteydi.

    o tarihte, haberleşme cihazları üzerine neredeyse yüz yıla yakın bir süredir çalışılmaktaydı. örneğin, fransızlar, kulelerin üzerine monte edilmiş garip metal tertibatlar, senkronize saatler ve görüntü hatları ihtiva eden garip bir sistem oluşturmuşlardı. sonradan, fransa’nın meşhur sis ve yağmurları sayesinde çok net olmamakla beraber, düşmanların, askeri mesajlarını görebildiklerini fark ettiler. napolyon derhal bunların sökülmesini emretti (aslında, az güvenilir ama hızlı bir haberleşme sistemi, güvenilir ancak yavaş bir haberleşme sisteminden çok daha iyiydi ve napolyon’un ordularına üstünlük kazandıran unsurlardan biri, bu optik telgraf sistemiydi).

    bazıları, elektriğin bir çözüm olabileceğini düşünüyordu. bu konudaki mevcut bilgi ise, ilkel seviyelerdeydi. tarih 1750’lerin başıydı ve benjamin franklin yemek davetlerinde, pişireceği tavuktu, hindiydi, muhtelif kümes hayvanlarını elektrikle öldürmek sureti ile misafirlerini eğlendiriyordu. ayni tarihlerde, bilim adamı jean-antoine nollet, elektriğin “hareket hızı”nı ölçmek üzere, bir millik bir mesafede, ellerinde kablolar bulunan insanları aralıklı olarak dizmek sureti ile bir deney gerçekleştiriyordu. gönüllü olan iki yüz civarında papaz, kırda, güneş altında dizilmişti ve sıranın bir ucundan muazzam bir elektrik verildi. papazların tümü ayni anda sıçramış, zıplamış ve pek de ruhani olmayan küfürler savurmuşlardı; nollet, elektriğin, sonsuz bir hızda hareket ettiğine ikna olmuştu. telgraf için gerekli tarihi dekor yavaştan oluşmaya başlıyordu.

    bu arada, samuel morse ressam olmak hevesindeydi. 1812'de, görgüsünü, bilgisini arttırmak üzere avrupa’ya gittiğinde ise avrupalılardan nefret etmişti . öte yandan, amerikalilar, meşhur avrupa tablolarından yaptığı reprodüksiyonları beğenmeyince de, sanatının en az 100 yıl sonra takdir edileceğini söylüyordu. 1832’de yine bir avrupa dönüşünde, elektrikli telgrafı icat ettiğini zannediyordu. yüz yıldan uzun bir süredir de bilim adamlarının bu ise kafa patlattığından habersiz olarak, çözüm için tek gerekli olan şeyin, mesajların kodlanması olduğunu düşünüyordu. iyi ki de öyle düşünüyordu, yoksa telgrafı icat etmenin zorluklarından yılsaydı, belki de morse kodunu hiçbir zaman icat edemeyecekti. gerçekten de, henüz kimse, uygun bir kod kullanmayı akil etmemişti. daha önceki telgraflar, birçok kablo kullanarak saatleri, belirli harfleri gösterecek şekilde tetikliyorlardı. mesaj göndermek yavaştı ve pratik değildi. morse kodu ise, tüm dünyayı değiştirecekti.

    morse'un basarisi, sisteminin sadece bir nokta ve bir çizgiden oluşan iki adet sembol kullanması idi. orjinal morse kodunun kolay kısmı numaralardı, bir nokta 1 rakamını, iki nokta 2 rakamını gösteriyordu, 5’e kadar böyle giden uygulama, 5’te bir çizgiye dönüşüyordu. her kelimeye ise bir rakam verilmişti.

    morse’un amacı, ingilizce kelimelere ait kodların, bir milli güvenlik meselesi olması ve amerikan hükûmetince koruma altına alınmasıydı. daha pratik bir çözüm getiren iş arkadaşları, her harf için bir kod kullanmasını önerdiler. bugün dahi, bu önemli değişikliği mümkün kılan kişinin, morse’un asistanı alfred vail olduğu iddia edilir.

    londra ile new york arasında 1858’de gönderilen ilk mesaj ise, ingilizlerin kanada’ya vermiş oldukları bazı askeri malzeme siparişlerinin iptali ile ilgiliydi; ancak bundan sonra kablo kopmuş ve kullanılamamıştı. dünya barışına dair iyimser tahminler ise, bu olayların üzerinden henüz üç yıl geçmeden patlak veren amerikan iç savaşı ile suya düşmüştü.
61 entry daha
hesabın var mı? giriş yap