şükela:  tümü | bugün
17 entry daha
  • roma imparatorluğu'nun en görkemli yıllarında hükümdarlık yapmış ve döneminde yeryüzünün en güçlü insanı olmasına rağmen, marcus aurelius'un filozofluk yanının neden daha ağır bastığını kanıtlayan başucu eseri.

    insan algısının günlük hayattaki basit olaylara karşı kırılganlığını bu denli duru şekilde ifade edip, tüm bunlara doğa yasaları çerçevesinde sunduğu çözüm önerileri üzerine düşündükçe kişinin içini ferahlatıyor.

    '' çok yakında insanları unutmuş olacaksın; çok yakında insanlar da seni unutmuş olacak. ''

    '' her olayda, daha önce bu durumlarla karşılaşmış bulunan kimseleri göz önüne getir; sonra, onlardan ötürü üzülen, şaşıran, yakınanları düşün. neredeler onlar şimdi? hiçbir yerde. öyleyse? sen de onlar gibi davranmak istiyor musun? bu olağan dışı davranışları, onları destekleyen ve onlarca desteklenenlere bırakıp, kendini tümünle bu olaylardan yararlanmayı bilmeye adamak istemiyor musun? yaptığın her şeyde iyilik insanı olma niyetini ve istemini taşı sadece. ve şu iki özdeyişi anımsa: eylemi doğuran etkenin önemli olmadığını... ''

    '' hiçbir insanın başına, insansal olmayan bir şey gelmez. bir öküzün başına, öküze değin olmayan; boğaya, boğa değin olmayan; ne de taşa, taşa özgü olmayan hiçbir değişiklik gelemez. eğer her varlık, ancak kendi oluş biçimine ve kendi doğasına uygun düşenle karşılaşıyorsa, niçin sabırsızlanasın? ortaklaşa doğa dayanılmaz bir şey getirmedi sana. ''

    '' dış bir nedenden ötürü acı duyuyorsan, seni tedirgin eden o değil onun hakkında taşıdığın yargıdır. oysa, bu yargıyı anında silivermek sana bağımlıdır. ama, kişisel eğiliminden doğan bir nedenden ötürü acılara salınmaktaysan, düşünceni düzeltmekten kim alıkoyabilir seni? ''

    '' bir bilgisizin bilgisizce davranması bir mutsuzluk ya da beklenmedik bir şey midir? bu kimsenin bir kusur işleyeceğini önceden sezinlememiş olmaktan ötürü öncelikle kendini suçlaman gerekip gerekmeyeceğini incele bir kez. ''

    '' gözden uzak şeyleri, hep gözünün önündeymişcesine düşünme ama göz önünde bulunan şeyler arasında en elverişli olanlarına değer biç ve uzaklaştıklarında onları nasıl bir çabayla arayacağını anımsa. aynı zamanda, göz önünde bulunan şeylerden, onlardan yoksun kaldığında yıkılmana yol açacak denli, aşkın bir değer biçmeye yönelecek ölçüde hoşlanmaktan sakın. ''

    '' kötülük nedir? bu, sık sık karşılaşmış olduğun bir şeydir. zaten her olayda: -bu sık sık görmüş olduğum bir şeydir- düşüncesine başvur. kısacası; eski, yeni, çağdaş tarihlerin dolup taştığı, bugün kentlerin ve evlerin dolup taştığı şeyleri bulacaksın her yerde. hiçbir şey yeni değildir, her şey alışılageldiğince ve kısa sürelidir. ''

    '' her eylemde şu soruları yönelt kendine: bana hangi yönden uygun düşmektedir bu şey? bundan dolayı pişmanlık duyacak mıyım? kısa bir süre sonra varlığım yitirmiş olacağım ve her şey yok oluverecek benim için. eğer şimdi yerine getirdiğim eylem ussal ve doğayla uyumlu bir insanın eylemiyse, daha fazla ne arayabilirim ki? ''

    '' yemek yedikleri, uyudukları, çiftleştikleri, tuvalete gittikleri vakit nasıl olduklarını gör. önemli havalar takındıkları, kurumlu görünmeye çalıştıkları, öfkelendikleri ve sizi üstünlükleriyle bunalttıkları zaman gör onları. az önce nice efendinin tutsaklarıydılar ve ne gibi bağımlılıklardan ötürü! az sonra, yine aynı duruma düşecekler! ''

    '' kısadır sana bırakılan zaman, dağ başındaymışçasına yaşa. çünkü şurada ya da orada yaşamanın hiç önemi yoktur, eğer yeryüzü bir kentmişçesine davranırsan her yerde. doğayla gerçek uyuşum içinde yaşayan bir insan görsün ve gözlemlesin insanlar. buna dayanamazlarsa, öldürsünler kendilerini! bu, onlar gibi yaşamaya yeğdir. ''

    ''gerçekte neye karşı acı duymaktasın? insanların kötülüğüne karşı mı? şimdiye kadar birbirine zarar verenlerin, kin besleyenlerin, birbirlerini mızrakla delik deşik edenlerin tümünün yitip gittiği, yanıp külleştiği düşüncesine dayan! sakinleş artık...''

    '' kötü insanların olması varlıklarından ötürü doğal zorunluluk sonucudur. bunun meydana gelmesini istememek, incir ağacının öz suyundan yoksun olmasını istemektir. kısaca şunu anımsa: çok az zaman içinde sen ve o ölmüş olacaksınız; ve hemen sonra hiçbir şey adınız bile kalmayacak...''

    '' her şey geçicidir. gerek anımsama duygusu, gerekse anımsanan konu. varolan her şeyin bir dönüşümden ileri geldiğini, durmadan göz önünde bulundur. evrensel doğanın, varolanı benzer yeni varlıklara biçim vermek üzere dönüştürmesini düşünmeye çalış. her varlık, kendinden çıkacak olan varlığın bir çeşit tohumudur. ama sen salt tohum sözcüğünden yalnız toprağa yada bir döl yatağına atılanları anlamaktasın; buysa büyük bilgisizliktir. ''

    '' yakında yaşamının bitirmiş olacaksın. ama daha ne yalınsın, ne dingin, ne dış olayların sana zarar verebilecekleri sanrısından kurtulmuş, ne herkese karşı iyi dilekli, ne de yetişkinliğin adil yaşama için gereğini bilmektesin. ''

    '' sürekli düşün: nice hekim yaşamdan ayrılmıştır, sanrıları karşısında onlarca kez kaş çattıktan sonra; nice astrolog, insanların ölümünü önemli bir olaymış gibi önceden bildirdikten sonra; nice düşünür, ölüm&ölümsüzlük konusunda sonsuzca tartışmakta direndikten sonra; nice başkan, onca kişiyi öldürdükten sonra; nice zorba yaşam ve ölüme değin yetkilerini, kendisi ölümsüzmüşcesine kıyıcı bir kurumla kullandıktan sonra; nice kent tümüyle yok olmuştur: pompeii, herculaneum ve diğerleri... birbiri ardı sıra ölümlerine tanıklık ettiklerini de ekle bunlara. bu kimse, öbürüne karşı son ödevlerini yerine getirdi, sonra ona aynı şey kendisi de aynı duruma gelecek bir başkasınca yapıldı. ve kısa zaman içinde olup bitti tüm bunlar! kısacası, insana değin şeyleri her zaman geçici ve önemden yoksun olarak gör: dün döldün, yarın mumya da kül olacaksın. sonuç olarak, bu önemsiz zaman süresini doğaya uygun olarak geçirip, olgunluk çağına geldiğinde kendisini taşıyan toprağı kutsayarak ve kendisini üreten ağaca teşekkür ederek düşecek bir zeytin tanesi örneğinde, dinginlik içinde bitir. ''

    '' varlıkların ve olayların ne büyük hızla gelip geçtiklerini ve yok olduklarını düşün sık sık. ''

    '' makedonyalı iskender ile katırcısı öldükten sonra aynı sona uğradılar. ya evrenin özüne döndüler ya da aynı biçimde atomlarına dağıldılar. ''

    '' sağduyunu yeniden bul, kendine gel. uyku durumundan çıkar çıkmaz, seni üzen şeylerin düş olduğu bilincine var; bir kez uyanınca da önce gördüğün gibi gör her şeyi. ''

    '' onlarla birlikte alınıp götürüldüğünü göz önünde tutarak, yıldızların evrimini seyret ve öğelerin birbirine dönüşümünü düşün hiç durmadan. böylesine tasarımlar bu ölümlü dünya yaşamının kirliliklerini arıtır. ''

    '' yaşamını tümüyle tasarımlayarak, kendini iç düzensizliğine düşürme. ne denli büyük ve ne denli çok sayıda sıkıntılarla karşılaşabileceğini hesaplama. ama, karşılaşacağın bir sıkıntılı durumda: - dayanılamayacak ne ve katlanılamayacak ne var bu olayda - diye soruver kendine. kızarırdın, gerçekten bunu açıklamak zorunda kalsaydın. ne geçmişin ne de geleceğin, hep şimdiki zamanın yükünü taşımakta olduğunu da anımsa. şimdiki zamansa kısadır.''

    '' her şeyin kanı olduğunu ve kanının kendisinin de sana bağımlı bulunduğunu düşün. kanını siliver: kıyı sıra giderek bir burnu dolaşan örneğince; yatışık denize, yetkin dinginliğe ve dalgasız körfeze erişeceksin. ''

    '' bir şeyden ötürü sabırsızlandığın zaman, her şeyin evrensel doğaya uygun oluştuğunu; işlenen kusurun sana dokunmadığını, olan bir şeyin hep böyle olageldiğini ve yine olacağını, şu anda bile her yerde oluştuğunu unutmaktasın. insanı, tüm insanlığa bağlayan hısımlığı, kan ya da tohum değil de aynı anlağa ortaklaşa katılmışlıktan ileri gelen hısımlığı unutmaktasın. herkesin anlağının doğa oluşunu ve doğadan gelişini; hiçbir şeyin, hiçbir kimsenin özel malı olmayıp, çocuğumuzun, bedenimizin, ruhumuzun, bize doğadan geldiğini; her şeyin kanı olduğunu; herkesin şimdiki zamanı yaşayıp, ancak içinde bulunduğu anı yitirdiğini de unutmaktasın.

    şu ya da bu güdü nedeniyle kendilerini aşırı öfkelere kaptıranları; ünlerin, yıkımların, düşmanlıkların ya da çeşitli talihlerin doruğuna erişmiş bulunanları anımsa süreklice ve soruver kendine: - tüm bunlardan ne kalmıştır geriye, bugüne kadar? duman, kül, efsane, hatta çoğu zaman efsane bile değil. - ''

    herhangi bir insan kitabı gerçekten özümsediğinde, günlük hayatına daha önceki gibi devam edemez, etmemeli. en derininden kavrayıp, düşündükçe günlük kaygılarınızı&sanrılarınızın önemli kısmını işlevsiz hale getiriyor. terapi gibi bir şey*, tanımlamak güç.
6 entry daha