şükela:  tümü | bugün
2000 entry daha
  • nusr-et miami şubesine geçtiğimiz cumartesi gitme imkanım oldu. new york şubesi sonrası sadece türkiye değil, amerika gündemine dahi oturduğu için tecrübemi paylaşmak istedim.

    karşılamada ipad prolu(evet kocaman ekranlı ipad pro) iki hostes kaydınızı girip rezervasyonunuzu kontrol ediyor ve sizi masaya geçirmek yerine girişteki bar masalarının olduğu yere alıyor. bu miami'de gittiğim diğer restoranlarda da rastladığım bir uygulama. (masadaki müşteriye eksiksiz hizmet sunabilmek adına düzgün hizmet edeceğimiz ana kadar bekletiyoruz demişti başka bir restoran ama esas amaç beklerken bir kokteyl içirmek ve daha fazla kazanmak olabilir tabii ki.) sonra beklerken bir şey içer misiniz sorusuyla kokteyl menüsü geliyor, ben kokteyl almadım, arkadaşım grapefruit gin aldı, tadını ortalama buldu.

    ortam geniş, yüksek tavanlı, ferah. barın hemen yanında, herkesin önünde fotoğraf çektirdiği bir 'tuz serpen nusret' resmi var duvarda, hemen orada bir dj kabini var ve sürekli belirgin müzik var ama çok yüksek değil, sohbet etmeyi engellemiyor ve gayet güzel çalıyordu.

    10 dakika kadar sonra masamıza alındık. bizi masaya geçiren hostes türktü. sonra garsonumuz geldi, o da türktü, oruç bey. iletişim gayet iyiydi. ben kafes meraklısı olarak kafese meylettim ama türk kuzusu değil, yeni zelanda kuzusu (ki bence kesinlikle daha lezzetli) o yüzden aynı tadı alamayabilirsiniz, o yüzden tomahawk verelim dedi. bu konu new york'taki eleştirmenlerin çok söylendiği bir konu, dendiği kadar ısrar edilmedi, sadece yönlendirme yaptı ama tomahawk da sevdiğim için üzerinde durmadım. bu yanlış anlamadıysam restoranın pazarlama politikası. üç sebepten olabilir, kafes hazırlanması uzun süren toplamda 45 dakika pişme süresi olan bir ürün ayrıca fiyat olarak da daha ucuz ve son olarak, amerikalılar kuzudan ziyade dana eti yedikleri için muhtemelen kafes daha az bulunduruluyor, mümkün mertebe tomahawk tüketimi amaçlanıyor. (bu arada zaten herkes tomahawk alıyor)

    onun öncesinde nusret salata, iki adet sushi, yarım porsiyon spagetti ve yarım porsiyon şaşlık aldık.

    şarap olarak kayra imperial istedik, hem burada türk şarabı bulamıyoruz diye, hem de fiyatı makul olduğu için. sommelier başka şarap önermek istedi ama yiyeceklerimizle eşleştirme önerisinden ziyade daha pahalı bir şeyler satayım kafasında gibiydi.

    servis gayet profesyoneldi. salata iyiydi ama tulum peyniri azdı. sushi bence özel bir lezzet değil ama sunumu eğlenceli. spagetti yediğim en güzel spagettiydi, wagyudan yaptıklarından türkiye'dekiyle kıyaslamak doğru olmayabilir ama türkiye'dekinden kat be kat iyiydi. şaşlık ise eşi benzeri olmayan bir güzellikteydi, türkiye'de şaşlık diye servis edilen şey ile alakası yoktu, müthişti. tomahawk da gerçekten inanılmazdı. spagetti dışındakiler orta pişmiş tavsiye edildi, spagettiyi az orta pişmiş istedik. pişirilmesi, sunumu, zamanlaması, her şey gayet güzeldi.

    new york'un en iyi steakhouse'larından peter luger ve wolfgang's steakhouse'a, san francisco'daki en iyilerden sayılan harris' steakhouse'a ve ayrıca zincirleşmiş alexader's steakhouse, ruth's chris steak house, fleming's steakhouse gibi başarılı kabul edilen steakhouse'lara ve ilaveten binbir farklı steakhouse'a gitmiş biri olarak lezzet ve pişirme anlamında nusret'in bunların hepsinden daha iyi olduğunu söyleyebilirim. ama bu tarz farkı amerikalıların hoşuna gider mi, bilemiyorum.

    sonrasında imam çağdaş'tan getirtilen havuç dilim baklavadan tattım, istanbul'daki bir çok restoranın servis ettiğinden daha tazeydi, gaziantep'ten miami'ye düzenli baklava sevkiyatı yapıp, bunu istanbul'daki restoranlardan daha taze sunabilmek de kolay değil.

    mis gibi demli türk çayı ve türk kahvesi ikramı da gayet güzeldi. o esnada diğer garsonumuz caner beni tanıdı sağolsun, kısaca hikayesini anlattı, sohbet ettik.

    gayet kaliteli bir zaman geçirdik, lezzet, sunum, ilgi, her şey çok güzeldi.
    bence sushi ve baklava sunumu esnasındaki show restoranın kalitesine uymuyor ama insanlar eğleniyor. ayrıca hizmet sektöründe inanılmaz başarılı amerikan garsonlarıyla bizimkiler henüz tam anlamda aşık atamayabilir ama gayet iyilerdi.

    gelelim hesaba. nusr-et kesinlikle ucuz değil. gayet üst sınıf bir restoran ve fiyatları da diğer üst sınıf restoranlar gibi gayet pahalı. (bir de %18 zorunlu bahşiş uygulaması var. bu amerika'da çok sırıtan bir şey değil ama normalde belli sayının üstündeki gruplara böyle uygulanır.) fiyatlar üst sınıf restoranlar arasında sırıtmıyor ama amerika'daki her kaliteli steakhouse üst sınıf restoran değil. mesela peter luger'da çok daha ucuza doyarsınız ama peter luger da lüks restoran olduğu iddiasında değil. yani karşılaştırmayı sadece fiyat üzerinden yapmak yanlış. özetle türkiye'de yaşıyor olsam nusr-et'e amerika'da kesinlikle gitmezdim ama amerika'da yaşadığım müddetçe giderim.

    bu arada cumartesi olmasının da etkisi vardır ama biz restorandan 11 gibi ayrılırken hala tüm masalar doluydu ve ciddi bir sıra vardı. selfie çekip paylaşacak bir saltbae yokken de gayet iyiydi. haftaiçi daha boş oluyormuş.

    sonuç olarak, özellikle new york şubesi açıldıktan sonra gelen yoğun eleştiriler nedeniyle şüpheliydim ancak karşılamadan kahve ikramına kadar eksiksiz, kusursuz bir hizmet aldık. hem steakhouse, hem de genel olarak servis sektöründe aşırı başarılı bulduğum amerikalılar arasından sıyrılıp, kapısında sıra beklenen bir türk markası yaratabilmek büyük başarı, gurur duydum.

    bu tecrübem nedeniyle new york şubesi sonrası çıkan eleştirilere şüpheyle bakıyorum, nusr-et'in yerinde olsam 'bunlaaar restoran lobisi' derdim.

    ekleme: yanlış öğrenmediysem restoranında 250 dolara satmakta olduğu signature dish olan tomahawkamerican wagyu imiş ve snake river farms'dan alıyormuş. üreticisinin satış fiyatı 125 dolar. http://www.snakeriverfarms.com/…wagyu-tomahawk.html
246 entry daha