şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • özet geçmek gerekirse kadınların ataerkil toplumda kendilerine nefes alacak bir alan açmak amacıyla oyunu ataerkil toplumun kurallarıyla oynamaya çalışmasıdır. bu ataerkil bir dil kullanarak olabilir, kendi özgürlüğünü savunurken kendini birey olarak değil de ataerkil toplumun dayattığı edilgen rollerde konumlandırarak olabilir. yukarıdaki entry'lerde detaylı olarak açıklanmış zaten. ben bu kavramı sosyoloji, tarih, siyaset bilimi derslerinde öğrenip, deniz kandiyoti'nin makalesini okuyup yine de kafalarında konuyu somutlaştıramayan öğrencilere popüler örnekler vermek için geldim:

    seda sayan'ın erol köse'ye verdiği o unutulmaz, epik ayarda "sen kimsin ki benim hayatıma, cinsel hayatıma, geçmişte yaşadıklarıma dil uzatıyorsun göt! sana ne!" diyememesi, onun yerine "ben çocuğu olduktan sonra disipline girmiş bir kadın olarak" demek zorunda kalması ataerkil pazarlıktır. artık ben anneyim, istediğiniz gibiyim, dil uzatmayın bana yeter artık demektir. ayarın tamamını izlemek isteyenler şuraya bakabilir: https://vimeo.com/116053486

    toplu taşıma araçlarında kadınlara yapılan cinsel tacizleri kınayan, bu konuda bir şeyler yapmak isteyen kadınların karşılarındaki heriflere "kimsenin başka bir bireyin cinselliğini sömürmeye, ona dokunmaya, özgürlüğünü kısıtlamaya hakkı yok" demek yerine "aynı şey senin annene, kızkardeşine, kızına yapılsa nasıl hissederdin" demesi ataerkil pazarlıktır. karşılarındaki kişinin kadını bir birey olarak değil, ancak başka bir erkeğin malı olarak görürse empati yapabileceğinin farkında olmanın bir sonucudur.

    kuşaklar boyunca okumak, ailelerinin baskılarından kurtulmak, meslek sahibi olmak ve dolayısıyla ekonomik özgürlüğe kavuşmak isteyen kadınlarımızın "bir kadına en uygun meslek" olduğu için istese de istemese de öğretmen olması ataerkil pazarlıktır.

    yaşadığı cinsel tacizi anlatan bir kadının olay esnasında üstünde toplumun mazbut addettiği kıyafetlerin bulunduğunu mutlaka vurgulamak zorunda hissetmesi ataerkil pazarlıktır.

    gayet modern, açık fikirli bir aileden gelen, kocası da gayet açık fikirli biri olan tansu çiller'in seçim meydanlarında ben sizin bacınızım diye bağırması ataerkil pazarlıktır. ataerkil toplumun erkeklerinin bir kadına ancak ana-bacı ikileminde saygı duyacağını bilmenin sonucudur.

    aklıma geldikçe eklemeler yaparım, ama konu anlaşıldı sanıyorum.

    ekleme: deniz kandiyoti makalesinde bahsediyor muydu hatırlamıyorum, ama sadece kadınlar ataerkil pazarlık yapmazlar. ataerkil toplumun ezdiği ve tehdit ettiği herkes (mesela eşcinseller, trans bireyler) hayatta kalmak için ataerkil pazarlığa başvurabilir. fatih ürek'in nedense akp döneminde birdenbire "içindeki maskülenliği keşfetmeye başlaması*", cemil ipekçi'nin kendini "muhafazakar eşcinsel" ilan etmesi ataerkil pazarlıktır.
1 entry daha