şükela:  tümü | bugün
12120 entry daha
  • "türkiye'nin en iyilerinden. fakat;duygusal zekası düşük,lider bir kişiliğe sahip biri gibi gözükmüyor,yabancı dili yok,dünya futboluna hakim değil,yaşı 65 ve trabzonspor kimliği üstüne fazlasıyla yapışmış durumda." denmiş kendisi hakkında.

    duygusal zekası düşük değil tam tersi. bunun kanıtı da kritik maçlarda hatalar yapan, saçma sapan kart gören veya oyundan çıkarken saçmalayan oyuncuları hiç bir zaman "kaybetmemesi". bunun en canlı örneği quaresma. çingeneye bu kadar sabredip, onun hırçınlıklarını yönetebilecek başka bir hoca yok dünyada. beşiktaş'ın başında şenol güneş değil de başka bir teknik direktör olsa quaresma 2015'de geldiği gibi gene giderdi sezon sonunda.

    en basit örnek aykut kocaman-ozan tufan olayı. aykut kocaman oyuncusunun mental sorununu çözemeyince kadro dışı bırakıp onu kaybetmeyi göze alırken şenol güneş tüm oyuncularını kazanmayı hedefler. son 2.5 senede tek bir beşiktaş futbolcusu bile yedek kaldığı için "isyan etmedi". buna medel ve negredo'da dahil. duygusal zekası düşük olan bir insan hepsi yıldız ve yüksek egolu 25 tane futbolcuyu bu kadar stabil bir şekilde yönetemez.

    ---

    liderlik özelliğini anlamak için de beşiktaşlı olup takımdaki futbolcuların onun hakkında yorumlarını takip etmek lazım. takımdaki tüm futbolcularla o kadar düzgün ilişkileri var ki, hepsi hem hocanın gazabından ölesiye korkuyor, hem de ona büyük saygı gösteriyorlar. beşiktaş'a geldiği günden beri tek bir futbolcu bile şenol güneş'e ne açıktan ne de örtülü isyan etmeyi bırak eleştirmeye bile cesaret edemediler. zira takımdaki her futbolcu farkında ki "şenol güneşle takışan, tartışan, isyan eden" futbolcunun bu çatışmayı kazanma şansı yok. takımdaki en yüksek egolu futbolcular bile adama büyük saygı duyuyorlar. beşiktaşlı olmayıp da adriano, pepe, gomez, medel vb gibi kendini dünya çapında kanıtlamış futbolcuların özel röportajlarda şenol güneş'i ne kadar övdüğünü ve onun yönetim yeteneğine ne kadar güvendiğini izlemeyenler bunu bilemez.

    ---

    yabancı dili olmayan şenol güneş gidip g. kore'de takım yönetip, orada efsane olmuş bir adam. beşiktaş takımında portekizli, brezilyalı, sırp, hırvat, hollandalı, kanadalı, şilili, ispanyol futbolcular var. bunların hepsiyle mükemmel bir ilişkisi var. demek ki yabancı dile o kadar da ihtiyacı yok. önemli olan "futbolun dilini" bilmek.

    ---

    65 yaş günümüzde artık yaşlı sayılmıyor. bayern'in başında 72 yaşında teknik direktör var. alex ferguson man. united'ın başından ayrıldığında 72 yaşındaydı. şenol güneş de yaşına göre oldukça sağlıklı ve formda görünüyor. onu tanıyan herkes ne kadar "işkolik" olduğundan bahsediyor. sabah en erken tesislere gelip, en geç ayrılan her zaman o. sağlıklı ve zinde olmayan bir bünyenin bu kadar çalışkan olması imkansız. bence en az 5 sene daha üst düzey çalışacak kadar sağlıklı durumda.

    ---

    ve şu devamlı öne sürülen trabzonlu kimliği. ben şahsen ergenler ve patetik seviyede negatif görüşlü taraftar haricinde kimsenin bunu kafaya taktığını sanmıyorum. hepimiz biliyoruz hocamızın 100% has bir trabzonlu olduğunu ve hem şehrinden hem de bu kimliğinden gurur duyduğunu. beni zerre rahatsız da etmiyor. tam tersi başka bir camiada başarılı olunca kendi özünü reddetme hatasına düşseydi o zaman eleştirirdim. istediği kadar bordo-mavi giyinebilir, beni ırgalamaz. önemli olan çalıştığı ve temsil ettiği camiaya hakkıyla hizmet etmesidir.

    ayrıca şenol güneş defalarca açıkça söyledi "evet ben trabzonlu ve trabzonsporluyum ama şu an beşiktaş için çalışıyorum ve bu camianın tarzını ve ruhunu da çok seviyorum" diye. belki de tarihimiz boyunca beşiktaş taraftarı olmadığı halde beşiktaş camiasının duygularını en iyi anlayan ve karakterine en uygun hoca şenol güneş.

    ---

    bence rakip takım taraftarları şenol güneş'in beşiktaş camiasında ne kadar sevilip sayıldığının seviyesini hala çözemediler. takım kazansa da kaybetse de her maçın sonunda mutlaka adına tezahürat yapılan ve tribüne çağrılan kaç tane teknik direktör gördünüz siz türk futbolunda?

    her camiada takıntılı, futbolu sadece kazanmak sanan, her kötü günde bir günah keçisi arayan, hatta takım gayet iyi giderken bile en ufak hatayı eleştirmeyi taraftarlık sanan, takımının hocasıyla bir tür karakter uyuşmazlığı yaşayan taraftar olur. fatih terim'i seven kadar sevmeyen gs taraftarı tanıyorum ben.

    bence rakip takım taraftarları şenol güneş'i kötülemek veya küçültmeye çalışarak beşiktaş taraftarı ile arasını açabileceğini sanarak gereksiz yere algı kasıyorlar. sanıyorlar ki şenol güneş'i kötüleyerek onunla taraftar arasındaki bağı koparabilecekler veya camianın onun hakkındaki pozitif görüşlerini değiştirebilecekler. bunun nedeni beşiktaş taraftarını ve beşiktaş ruhunu "anlamamaları". zaten anlayabilselerdi onlar da beşiktaşlı olurdu.

    bu insanlar şenol güneş ile beşiktaş taraftarı arasındaki duygusal bağın, ona duyulan sevgi ve saygının boyutunu anlayamadığını veya algılayamadığını çok net görebiliyorum. zira üzerinden yapılan eleştirilerin neredeyse tamamı "karakter eleştirisi". dikkat edin, hiç bir rakip taraftarı beşiktaş'a oynattığı futbolu ve takımı yönetimini eleştiremiyor. varsa yoksa "karakter eleştirisi". ben bir beşiktaşlı olarak aykut kocaman'ın futbol mentalitesi ve taktiklerini eleştirebiliyorum ama rakip taraftarlar beşiktaş futbol takımının oyun planı veya yönetimini eleştiremiyor. çünkü beşiktaş o geldiğinden beri yenildiği maçlarda bile onların takımlarından daha doğru ve düzgün bir futbol oynuyor.

    hocanın oynattığı futbolun kalitesine veya futbol felsefesine laf edecek cesareti bulamayanlar son çare olarak "karakter eleştirisi" yapmak zorunda kalıp, ottan boktan argümanlar üretmekten öteye gidemiyor. oynattığı futbola laf edemeyenler konuşma tarzını, diksiyonunu, kıyafetini vs eleştirerek kızgınlık ve kıskançlıklarını ortaya döküyorlar.

    daha önce de yazmıştım, tekrarlayayım. ben beşiktaş yönetiminde olsam hocanın önüne ömür boyu sözleşme koyardım. o emekli olmaya karar verene kadar onun futbol bilgisinden yararlanmayı planlardım. aktif çalışmayı bıraksa bile en azından barcelona'daki johan cruyff olarak bir danışman veya planlayıcı olarak camiada kalmasını sağlarım.

    bunun yanında şunu da söylemem lazım. hepimiz gayet iyi biliyoruz ki hocanın gönlünde hala bir yerlerde "trabzonspor'u tekrar şampiyon yapmak" arzusu alev alev yanıyor. bu nedenle yarın öbür gün çıkıp da "sevgili beşiktaşlılar, her şey için teşekkürler ama ben gidip tekrar trabzonspor için emek vereceğim ve hayalimi gerçekleştireceğim" derse en ufak bir şekilde gönül koymam, sinirlenmem. yaptıkları için minnetimi sunarım, gidip orada da başarılı olup hayalini gerçekleştirmesini isterim. bu onun en büyük hakkıdır. umarım bir gün gerçekleştirir.
3474 entry daha