şükela:  tümü | bugün
63 entry daha
  • sinemayı, resmi, edebiyatı etkileyen, onun kendine özgü bir dil oluşturmasını destekleyen ana akımdır kübizm.

    bilindiği üzere tarihçiler, hiçbir olayı tek başına ele almaz. tüm yaşanılanları bir bütün olarak algılamaya ve açıklamaya çalışır. sinemaya böyle bakıldığında ise oldukça heyecan verici bir manzara çıkıyor.

    sinemada kurgu reel anlamda 1910'dan sonra d.w. griffith ile kullanılmaya başlandı. bu dönemde amaç, film şeritlerini birbirine ekleyerek hikaye devamlılığını sağlamaktan ibaret değildi artık. yönetmenler; bir sahneyi planlara ayırarak değişik açılardan filme almayı, daha sonra bunları bir araya getirerek farklı bir zaman ve mekan algısı yaratmayı hedefliyorlardı. (bkz: paralel kurgu)

    seyirci tarafından daha önce görülmüş bir bütünün, sadece ayrıntılarından da tanınabileceği gerçeği de yeni keşfedilmişti.

    1900’lerin başında doğan ve bir nesnenin farklı açılardan tespit edilmiş görünümlerini, sanatçının öznel mantığı ile tek düzlemde tekrar bir araya getirmesi esasına dayanan kübizm, tam anlamıyla sinema kurgusunun anahtarını elinde tutmuştur.

    resimde ise pablo picasso ve georges braque bu akımın öncülerindendir.

    guernica- picasso: çok bilinen bir savaş tablosu olan guernica, 1936-1939 tarihleri arasında yaşanmış olan ispanya iç savaşını konu edinir. tabloda ana konu nazilerin guernica şehrini bombalaması ve binden fazla insanın ölmesine sebep olmasıdır. pablo picasso, bu katliamın farklı anlarını, farklı mekanlar içinde görüntüleyerek, tek bir düzleme yansıtmış. dikkatli bakıldığında tabloda hem iç mekan hem de dış mekana dair bir sürü an birleştirilmiştir.

    picasso: bu resimde de bir kadının hem önden hem de profilden olan görünümleri tek bir düzlemde birleştirilmiş.

    juan gris: bu tablo da bütün- detay ilişkisi kurma adına güzel bir örnek. enstrüman (keman) bir bütün olarak çizilmemiş, sadece izleyende bütünü çağrıştıracak detaylara yer verilmiş. insan beyni algı arşivinde daha önce yer edinmiş bir nesne veya objenin bir detayını gördüğünde, bütünü algılayabilme özelliğine sahiptir.

    braque: georges braque bu resminde ormanın bütün bir görüntüsünü çizmek yerine, ağaç, toprak, kaya gibi detayları geometrik şekillere benzeterek resmetmiş.

    kübizm, edebiyatta da yer edinmiştir. 19. yüzyılda kübist şairler, gündelik hayatı görselleştiren şiirlere yer vermişlerdir şiirlerinde.

    "bir elma ağacının üstünde uçtu güvercinler,
    avcılar koştu, güvercinler uçtu,
    hırsızlara gün doğdu, derman için bir tek elma yok,
    yalnız bir sarhoşun şapkası kaldı
    en alçak dala asılı.
    iyi sanat doğrusu şu şapka satıcılığı,
    illa ki sarhoş şapkası satıcılığı.
    hendeklerde mi dersin,
    çayırlar üzerinde mi ağaçlar üzerinde mi
    bul bulabildiğin kadar şapka.
    yenileri ise daima kermarec'te bulunur,
    kermarec, lannion'da şapka satıcısı.
    rüzgardır onun için çalışan.
    bense küçük bir terzi,
    ben de şapka satıcısı olacağım,
    elma şarabı çalışacak benim için.
    ve kermarec kadar zengin olduğum zaman
    elma şarabı için elmalar veren bir elma bahçesi alacağım
    ve ehli güvercinler;
    bordeaux'daysam şarap içeceğim
    ve güneşin altında yürüyeceğim alnım açık."

    max jacob, ağaçta asılı kalmış bir şapkadan yola çıkarak şapka satıcılığının aslında ne kadar karlı bir iş olduğunu anlatmıştır. özellikle sarhoşların şapkalarına hakim olamadıklarını, rüzgarın da yardımı ile onları sık sık kaybettiklerini, bu işten en çok şapka satıcılarının kar sağladığını esprili bir dille yazmış. şairin amacı betimlediği mekanların, kişilerin okuyan gözünde canlanması. bu da kübizmin öne çıkan özelliklerinden birisi.
7 entry daha