şükela:  tümü | bugün
135 entry daha
  • gerçeküstücülük akımı, 1924 yılında fransa'da ortaya çıkmıştır ve ispanya ile belçika'da da etkili olmuştur.

    gerçeküstücüleri en çok etkileyen akım birinci dünya savaşı sonrasında ortaya çıkan dadaizm’dir. savaşın yıkıcılığına, sanatsal ve ahlaksal katılığa ve içgüdüsel cinselliği bozuma uğrattığı düşünülen erotizme karşı duran dadaizm, var olan sanatsal kuralları reddeder ve insanın mantıktan kurtulup, içgüdülerine teslim olduğunda en saf haline geri döneceğini savunur.

    bazı çevreler, ‘bebekçe’ konuşmayı çağrıştırdığı için bu ismin seçildiğini de öne sürerler.

    gerçeküstücülüğün ortaya çıkışında sigmund freud’un ve yeni oluşturduğu psikanaliz kuramının etkileri büyüktür. sanatçı mümkün olduğunca bilinçaltını dışa vurmalıdır. zaten insanı yönlendiren en güçlü şey içgüdüleri ve bilinçaltı düşünceleri değil midir?

    gerçeküstücüler, özellikle toplum tarafından sorgulanmaksızın kabul edilen aile, devlet, din, vatanseverlik gibi değerlere saldırırlar. onlara göre bu yerleşik değerler bizi kendi duygularımıza, isteklerimize yabancılaştırır, yaratıcılığımızı engeller, hatta felce uğratır.

    akımın önemli temsilcileri, edebiyatta adre breton, paul eluard, louis aragon, resimde salvador dali, rene magritte, frida kahlo, marcel duchamp, sinemada ise luis bunuel’dir.

    gerçeküstücülük türk sanatında da karşılık bulmuş, yerleşik düzene karşı gelme teması çerçevesinde 1950’li yıllara damgasını vuran ikinci yeni şairlerinde kendisini göstermiştir. bu konuda örnek olarak edip cansever, ilhan berk ve ece ayhan gösterilebilir.

    --resimde sürrealizm--

    --salvador dali- belleğin azmi
    --salvador dali- temptation of saint anthony
    --rene magritte: burada alışılmışın dışında bir denizkızı imgelenmiştir. normal şartlarda deniz kızının alt tarafı balık, üst tarafı insandır. bu yüzden ona hayranlık duyan balıkçıların, onunla beraber olma gibi bir şansı yoktur. magritte ise bu resminde tam tersi bir algı yaratarak denizkızının üst kısmını balık, alt kısmını güzel bir kadının vücudundan yola çıkarak imgelemiştir. böylece onlara bir birliktelik imkanı sağlamıştır.
    --rene magritte- not to be reproduced
    --frida kahlo

    --sinemada sürrealizm--

    dönemin aykırı sanat akımlarından gerçeküstücülük çatısı altında bir araya gelen genç sinemacı luis bunuel ve ressam dostu salvador dali’nin birlikte gerçekleştirdikleri “un chien andalou" akımın sinemadaki ilk örneği olarak tarihe geçti.

    bunuel ve dali, endülüs köpeği'nin senaryosunu hazırlarken, gördükleri bazı rüyalardan esinlenmiş, şiddet ve cinsellik içeren, tuhaf, şoke edici ve mantıksal olarak bir araya getirilmesi güç resimleri kurgulayarak, seyirci üzerinde tam anlamıyla “gerçeküstücü” bir etki yaratmayı hedeflemişlerdi. özellikle açılış sahnesinde bulunan ayın bulutu yarışı ile bir kadının gözünün ustura ile doğranmasını gösteren sahne, büyük tepkilere yol açmıştı.

    izleyen herkes filmde bir mantık aramaya çalışsalar da, filmin hiçbir mantığı yoktu. yapmak istedikleri, hem seyirciyi, hem de kendilerini alabildiğince şaşırtacak, gizemli ve şok edici bir etki yaratmaktı. filmin anlamı sadece var oluşundaydı.

    **fransız yönetmen jean vigo’nun 1933 yılında çektiği, bir ilkokulda yaşanan isyanı anlatan filmi hal ve gidiş sıfır da içerdiği gerçeküstücü öğeler ile dikkat çeker.
23 entry daha