şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • feci diyaloglara sahip, bernard shaw ın eseri. filmi de, yazarın yazdığı metne sadık kalınarak çekilmiş. öyle ki; rufio'nun, katilin ftatatita olduğunu anlamak için kleopatra'yı zorladığı sahnede, arkada batmak üzere olan güneş, inanılmaz bir ayrıntıdır. filmde de bu vardır.

    eserden bir iki diyalog attıralım:

    kleopatra - pothinus, şu mısır diyarında hepimiz sezar'ın esiriyiz, istesek de istemesek de. bunu anlayacak
    kadar aklı olan, sezar buradan gidince hüküm sürer.
    pothinus - sezar'ın gidişi üstünde fazlaca duruyorsunuz.
    kleopatra - ne çıkar bundan?
    pothinus - sizi sevmiyor mu?
    kleopatra - beni sevmek mi? pothinus, sezar kimseyi sevmez. sevdiklerimiz kimdir? yalnızca nefret
    etmediklerimiz. sevdiklerimizden başka herkes yabancı, herkes düşmandır bize. ama sezar için öyle değil.
    yüreğinde nefretten, kinden eser yok. herkesle dostluk eder, tıpkı köpeklerle, çocuklarla dostluk ettiği gibi.
    bana gösterdiği şefkate diyecek yok. ne babam, ne annem, ne de dadım bu kadar üstüme titremiş, bu kadar
    cömertçe düşüncelerini bana açmıştır.
    pothinus - peki, bu sevgi değil mi?
    kleopatra - ne? roma'ya dönerken karşısına çıkan ilk kıza bundan farklı davranmayacaktır. kölesi
    britannus'a sor. onu da el üstünde tutuyor. hatta atına sor. onun iyiliği bende gördüğü bir şey için değil. kendi
    yaradılışında var.
    pothinus - sizi bir erkeğin bir kadını sevdiği gibi sevmediğinden nasıl emin olabilirsiniz?
    kleopatra - onu kıskandıramıyorum. denedim.
    pothinus - hımm. belki şunu sormalıydım: siz onu seviyor musunuz?
    kleopatra - insan bir tanrıyı sevebilir mi? hem ben başka bir romalıyı seviyorum. sezar'dan çok önce
    gördüğüm birini. bir tanrı değil, bir erkek. hem sevmesini, hem nefret etmesini bilen biri. hem benim acı
    çektirebileceğim, hem bana acı çektirebilecek biri.
    pothinus - sezar bunu biliyor mu?
    kleopatra - evet.
    pothinus - ee, kızmadı mı?
    kleopatra - beni sevindirmek için onu mısır'a göndereceğine söz verdi.
    pothinus - bu adamı anlamıyorum.
    kleopatra - (büyük bir küçümsemeyle.) sen nerde, sezar'ı anlamak nerde? (gururla.) ben anlıyorum...
    içgüdümle.
    pothinus - (bir an düşündükten sonra, saygılıca.) haşmetlileri bugün beni huzura kabul buyurdular. acaba
    kraliçe'nin bana bir diyecekleri var mı?
    kleopatra - var. kardeşimi kral yapmakla mısır'ın başına geçeceğini sanıyorsun. çünkü ptoleme'nin
    vasisisin. o da küçük budalanın biri.
    pothinus - kraliçe öyle takdir buyuruyorlar.
    kleopatra - kraliçe şöyle de takdir buyuruyor: sezar, senin de, achilles'in de, kardeşimin de başınızı
    yiyecek. tıpkı bir kedinin fareleri yutması gibi. bir çoban nasıl yamçısını omzunda taşırsa o da bu mısır diyarını
    omzunda taşıyacak. işini tamamlayıp roma'ya dönerken de kleopatra'yı burada vekili olarak bırakacak.
    pothinus - (öfkesini tutamayıp patlayarak.) hiçbir zaman yapamayacak bunu. onun on askerine karşı bin
    asker çıkaracağız. onu da, ordum dediği o dilenciler alayını da denize dökeceğiz.
    kleopatra - (hor görerek ayağı kalkıp gitmeye davranır.) senin gibi bayağı adamlar böyle yüksekten atar.
    hadi, ne duruyorsun, git de binlerce adamının başına geç. ama çabuk davransan iyi edersin. çünkü bergamalı
    mithridates takviye birlikleri ile sezar'ın yanına varmak üzere. sezar yalnızca iki alayla sizi köşeye sıkıştırdı.
    yirmi alayla neler yapacağını göreceğiz.
    pothinus - kleopatra...
    kleopatra - yeter, yeter! sezar gibi bir adamı tanıdıktan sonra senin gibi zayıf yaratıklarla konuşmaya
    dayanamıyorum.

    ***

    caesar'ın britannus'la diyalogu ise, romalı yöneticiliğinin muhteşem bir örneğidir. [abartma lan deyyus!]

    sezar - benim adalı, o koca britanyalı nerde?
    britannus - (sezar'ın sağından öne gelir.) burada sezar.
    sezar - kendi ülkenin o barbarca naralarıyla delta savaşına atılmanı kim söyledi? bir yandan dört mısırlıyı
    birden er meydanına çağırırsın, bir yandan küfrün bini bir paraya!
    britannus - sezar, savaş kızıştığı an o ayıp sözler ağzımdan kaçıverdi. çok özür dilerim.
    sezar - hem sen yüzme bilmediğin halde, biz ordugâha saldırırken kanalı nasıl geçtin bizimle?
    britannus - atınızın kuyruğuna yapıştım.
    sezar - bunlar bir kölenin kıvıracağı işler değil britannicus, özgür bir adama yaraşır.
    britannus - ben özgür doğdum, sezar.
    sezar - iyi, ama sana sezar'ın kölesi diyorlar.
    britannus - ancak sezar'ın kölesi olarak gerçek özgürlüğü buldum.
    sezar - (duygulanarak.) güzel söyledin. ne iyilik bilmez adamım. az daha seni azat edecektim. ama artık bir
    milyon talana bile ayrılmam senden. (dostça omzuna vurur. britannus hoşnut, ama azıcık utanmış, sıkılganca
    elini öper.)
    belzanor - (iranlıya.) bu romalı adamları avcuna alıp kendine hizmet ettirmesini biliyor.
    iranli - evet, kendine tehlikeli bir rakip olamayacak mütevazı adamları.
3 entry daha