şükela:  tümü | bugün
24 entry daha
  • "kuramsal terörist ve nihilist" olarak nam salmış feylezoftur... postmodern feylezoflar arasında bu kadar popülerleşebilenine az rastlanmıştır... önce marksist olmuş, sonradan marksizm eleştirisi yapmıştır... simulakrlar gibi kolay anlaşılır olmayan fikirleri vardır vsss.

    amerika’sında harika bir amerika-avrupa karşılaştırması yapar. (ki, kimileri bunu kısa zaman içinde nasıl yapıyor deyip, eleştirir. çünkü yamulmuyorsam baudrillard yalnızca birkaç aydan mülhem amerika gözlemlerini aktarır bu kitapta)… mesela, amerikan demokrasisi'nden bahsederken, avrupa’nın nice kıyım ve yıkımın ardından vardığı demokrasiyi, amerika’nın şıp diye benimseyip içselleştirdiğini savunur.

    özellikle de amerika’daki kozmolit yapıya odaklanır… ayrıca los angeles ile new york arasında da karşılaştırmalarda bulunur. los angeles yataylıklar kendi, new york dikeylikler kentidir… (tabii biz gezip görmediğimiz için oraları, baudrillard ne dese, “he” demek durumundayız şimdilik…).

    sözü amerika’sından açtım, velakin okuduğum kadarıyla asıl heyecan verici eseri, kötülüğün şeffaflığıdır… hepimiz transseksueliz aforizmasının olduğu kitaptır işte bu. kimlikler arası geçişin hiç bu kadar yoğun olmadığı bir devri işaret etmek üzre sarfetmiştir hazret bu lafı… kötülügün şeffaflığı daha bir çok konuda oha falan oldurtan tespitle yüklüdür (biraz reklam metni gibi oldu. ama baudrillard’a can kurban…) kusursuz cinayet’e ise iyisi mi hiç değinmeyeyim… (okudum anlamadım çünkü…)…

    türkiye'ye geldiğinde de radikal'e verdiği söyleşide şu lafları etmişti:

    "bugün, ideolojik ve ahlâki bir entelektüel bilinçle, olup biten üzerinde bir etkileri olduğunu iddia edenlerin, aslında hiçbir etkisi yok. bu bir felaket ya da talihsizlik de değil. durum bu. aynı şey siyasetçiler için de geçerli. onların da nasıl bir güce sahip oldukları tartışılır. 'karar' denilen şeyin olmadığı üzerine onca yazılıp çizildi. sermayenin, şebekelerin dolaşımda olduğu bir dönemde siyasal iktidar da marjinalleşiyor."

    istanbul'u da şöyle tasvirlemişti:

    "istanbul, jeolojik olarak da pek çok uygarlığın, kültürün dibe çökmesiyle oluşmuş bir tortu kenti. amerikan kentlerinde yukarı, istanbul'da ise derine doğru bir dikeylik söz konusu. aynı şey roma için de söylenebilir. ama rio ya da new york gibi kentler için geçerli değil. istanbul, new york'un aynadaki yansıması gibi. belki psikolojik, bilinçaltı değil ama, bir tür derin zamansallık anlamında, düşler biçiminde de olsa kendini hissettiren tüm o fosil kültürlerden yayılan bir sızıntı söz konusu."

    matrix filmine ve wachowski kardeşler'e ve sinemaya dair de şunu deyivermişti:

    "matrix kıymet-i harbiyesi olmayan bir şey. öte yandan, sinema beni hep çekti. gerçeklik derecesini tartışmaya açan, hiper-gerçeklik, simülasyon konularına ilişen amerikan filmleri hep ilgimi çekti. kitabımın (simülasyon ve simülakralar'ı kastediyor) filmde görünmesi tümüyle ikincil bir olay. bence, 'truman show' ya da ne bileyim, 'john malkovich olmak' gibi, 'gerçeğe çağrı', 'bıçak sırtı' gibi filmlerde simülasyonun iyi anlamda masallaştırılması bulunabilir. yalnızca bir anlatı olarak değil, aynı zamanda kurgu olarak sinemayı kastediyorum. imgenin büyülü gücüne ulaşabilen bir vizyon olan bir sinemayı. benim, fotoğrafta da aradığım bu. ama sinemada da olabiliyorsa, harika bir şey. aslına bakılırsa, pek çok filmde, yazıda ya da söylemde olduğundan çok daha fazla, simülakranın dinamik imgesine uygun şeyler bulmak mümkün." (kaynak: radikal-serhan ada).

    ayrıca şu karamsarlıklara uçuran ve nihilistik duyguları ateşleyen laflarına kimse n'ayır-n'olamaz diyemez:

    “bugün artık sadece şu duyguların çekim gücü kaldı: nefret, tiksinti, alerji, iğrenme, hayal kırıklığı, bulantı, antipati, bıkkınlık. artık insanlar neyi istediklerini bilmiyor. neyi istemediklerinden daha eminler. günümüzün süreçleri red, soğukluk, sevgisizlik, alerji duygusu. nefret de bu tepkisel boşalmaya, içindekini dışa atmaya yönelik paradigmanın bir parçası: reddediyorum, istemiyorum, uzlaşmıyorum”

    işte baudrillard, işte nihilizm...
266 entry daha
hesabın var mı? giriş yap