şükela:  tümü | bugün
  • 2 gündür twitter'da yakılanan olay.

    aramaya inandım ancak sözlükte bu konuda açılmış bir başlık bulamadım.

    bir eleman bu konuda fotoğrafları tek tek inceleyerek müthiş bir flood yapmış.

    yapılan binlerce yorumun arasında fotoğrafların gözden kaçabileceğini ve aramızda ingilizce bilmeyenlerin de olduğunu düşünerek bazı fotoğrafları seçip yazılanları dilim döndüğünce çevirmeye çalışacağım.

    1)şu meşhur fotoğrafı biliyorsunuzdur, ebeveynleri güya rejim güçleri tarafından öldürülen çocuk anne ve babasının mezarı başında uyuyor...

    https://twitter.com/…status/984918030017875968?s=09

    anlaşılan o ki, o fotoğraf suriye'de bile çekilmemiş, mezarlar sadece çakıl taşlarından yapılmış, çocuk da fotoğrafçının yeğeni...

    https://twitter.com/…status/984918398177087489?s=09

    2)bombardımandan kaçan suriyeli kız çocuğu aslında bir müzik klibinde yer alan bir sahneden ibaret

    https://twitter.com/…status/984923382880841729?s=09

    3)biraz tavuk kanı, biraz enkaz görüntüsü

    https://twitter.com/…status/984921841063153665?s=09

    4)kız kardeşini çatışmadan kurtaran kahraman çocuk:

    https://twitter.com/…status/984926463865622529?s=09

    tamamen kurgusal bir çatışma mizanseni

    https://twitter.com/…status/984926842208612352?s=09

    5)suriye'den bombardıman diye servis edilen fotoğraf aslında gazze'de bir israil bombardımanı

    https://twitter.com/…status/984934342261706752?s=09

    6)esad güçleri tarafından yapılan bombardımanda yaralanan çocuk fotoğrafı, hani şu meşhur ambulanstaki çocuk

    https://twitter.com/…status/984918580155346945?s=09

    çocuğun babası ile çocuk elinde suriye bayrağı ile röportaj vermiş, düşün yakamızdan diyor...

    https://twitter.com/…status/984920055086542851?s=09

    siz kendiniz bakarsanız adamın floodunda daha fazla fotoğraf göreceksiniz, hatta türkiye'de çekilmiş çok bomba fotoğraflar da var, onları koymadım, sürprizi kaçmasın...

    böyleyken böyle dostlar, siz de kendi savaş fotoğraflarınızı çekebilirsiniz, tek ihtiyacınız olan biraz gıda boyası, birkaç moloz ve bir de tabii kara kuru bir çocuk...

    bir kez daha medyadan tiksindik çok şükür.

    edit: entrynin orijinal halinde fazla yorum yazma ihtiyacı duymamıştım ancak gündelik siyasetin girdabında boğulmuş, takım tutar gibi parti tutan, sebep-sonuç ilişkisi kurmaktan aciz bazı arkadaşlar var.

    onlara iki çift lafım olacak:

    1)esad bir diktatör, hiç kimse diktatör olmadığını söylemedi.

    mesele şu ki, içinde bulunduğumuz zaman dilimindeki tek diktatör esad değil. suudi arabistan, ürdün, bahreyn, kuveyt, katar, birleşik arap emirlikleri, umman, fas, kazakistan, türkmenistan, mısır, azerbaycan ve şu an aklıma gelmeyen daha bir dolu ülke diktatörlük/krallık/emirlik ile yönetiliyor, bu ülkelerde ya seçim yapılmıyor ya da tek adaylı göstermelik seçimler mevcut.

    2)batı dünyası bu diktatörler konusunda müthiş ikiyüzlü davranıyor, diktatörleri iyi diktatör ve kötü diktatör olarak sınıflandırıyor.

    amerikan/ingiliz/fransız şirketleri ülkede serbestçe iş yapabiliyorsa, ülkenin madenleri, petrolü, doğalgazı bu şirketler tarafından çıkarılıp satılıyorsa diktatörün diktatör olması kimseyi rahatsız etmiyor.

    diktatör silahları bu ülkelerden alıp, bu ülkelerin gösterdiği düşmanlarla savaştığı sürece kaç kişinin öldüğü kimsenin umurunda olmuyor.

    saddam amerikan uçakları, ingiliz füzelerini alıp iran ile 8 sene savaşırken ve bu savaşta kimyasal silah kullanırken okey,
    saddam kuveyt'e saldırınca auuuv

    kaddafi petrolden gelen parayı paris'te, londra'da, roma'da yerken, gayrimenkul alırken okey,
    kaddafi "petrolü dolarla satmayacağım, euroyla satacağım, ya da en iyisi altınla satayım" deyince auuuv

    general pinochet şili'de solcu hükümeti askeri darbe ile devirirken okey, bakır madenlerini yabancı firmalara satarken okey, falkland savaşı'nda arjantin'e karşı ingiltere'yi desteklerken okey, ama iktidardan düşünce auuuv
    pis pinochet, kaka pinochet, insanları işkence edip öldürmüş, hadi onu mahkeme kurup yargılayalım, hatta bbc'de belgeselini yapalım...

    örnekler çoğaltılabilir, konuyu anladığınızı düşünüyor fazla uzatmak istemiyorum.

    3)peki bu "istenmeyen" diktatörlere ne oluyor?

    batı diyor ki;

    bunları bir şekilde devirmek lazım ama biz de demokratik ülkeyiz, seçmene her şeyi petrol ve kendi çıkarlarımız için yapıyoruz diyecek halimiz yok. e napalım, elimizde medya var, istemediğimiz diktatörleri canavar gibi gösterelim, sabah-akşam yayın yapıp istediğimiz fikirleri pompalayalım, ki sonra üzerlerine bomba yağdırınca esas canavarın biz olduğumuzu kimse anlamasın...

    11 eylül olayındaki teröristlerin yarısından çoğu suudi idi, ama hiçbir batılı ülke şeriatı sonuna kadar yaşayan, terörizmin görünürdeki en büyük destekçilerinden suudi arabistan rejimini umursamadı, çünkü suudiler cici çocuk, amerika ile arasını hiç bozmuyor, kapılarını amerikan şirketlerine ardına kadar açtığı yetmezmiş gibi, silahlarını amerika'dan alıyor, iran'a karşı yaptırımlarda en önde saf tutuyor, hatta o kadar cici bir çocuk ki petrolden gelen paraları biriktirip biriktirip amerikan hazine tahvilleri alıyor. adeta bayram harçlıklarını iki tane şeker karşılığında abisine veren sevimli bir kardeş gibi...

    biz en iyisi fırsat bu fırsat ırak'a dalalım, kitle imha silahları var deriz...

    sonuç yüzbinlerce ıraklı öldü...
    kitle imha silahı iddiasının yalan olduğu ortaya çıktı.
    ama kimin umurunda, petrol şirketleri istediğini aldı.

    4)benzer bir oyun suriye'de oynanıyor, rus yanlısı bir diktatör var, değiştirmek istiyorlar ama ırak'ta, libya'da olduğu gibi kendileri müdahale ederek değiştiremezler, rusya ile savaşı göze almaları lazım.

    ee o zaman napalım, muhalifleri silahlandıralım, esad zor duruma düşünce kaçıp gider, biz buraya uygun şartlar oluşunca müdahale ederiz.

    plan bu.

    5)şimdi gelelim sebep-sonuç ilişkisine...

    suriye'de bu diktatör öyle veya böyle senelerdir çatışmasız bir ortamda hüküm sürmekte idi. hatta bunun babası da diktatördü. (babanı da sevmezdim sütoğlan)

    ancak suriye'de savaş ne zaman başladı? birileri muhalifleri silahlandırmaya karar verdiği zaman...

    esad da dedi ki, ben kaçmıyorum kardeşim, benim de ordum var, rusya ile iran da arkamda, hodri meydan. işte batı'nın planı tam da bu noktada çuvalladı.

    eee napıcaz, muhaliflere daha çok silah verelim, yetmedi mi, kürtleri silahlandıralım, yetmedi mi, ışid diye bir taşeron örgüt kurup cihatçıları başka ülkelerden buraya taşıyalım... şiddet dozu her gün artsın ki, kendi kamuoyumuzu ikna edip bir müdahale şansımız olsun...

    mantık bu.

    6)400.000 insan öldü diyorsunuz, kimse insanlar ölmedi demiyor.

    ama bunun ne kadarı asker, ne kadarı muhalif, ne kadarı sivil? bir fikriniz var mı?

    bence yok.

    peki ölen sivillerin ne kadarını esad, ne kadarını ışid, ne kadarını ypg, ne kadarını el nusra öldürdü? bu konuda bir fikriniz var mı?

    bence o konuda da bir fikriniz yok.

    peki neye inanıyorsunuz?

    ahaberde ne görüyorsanız ona...

    7)peki söyleyin bakalım, birileri bu bölgede kafa kesen cihatçılara, kürt faşisti ypg'ye bu kadar silah, techizat, mühimmat, top-tüfek, lojistik destek, kaynakları oluk oluk akıtmasa idi, bu savaş çıkar mıydı?

    bence çıkmazdı.

    bu kadar insan ölür müydü?

    bence ölmezdi.

    başka sorum yok.
50 entry daha