şükela:  tümü | bugün
76 entry daha
  • istanbul'da kalburüstü bir semtin avm'sinde izlememe rağmen seyirci kitlesi yüzünden keyfimin kaçtığı film.

    filmi araştırmadan elinde patlamış mısır ve kola ile geleni anlarım da, film arasında gidip bunları alan öküzlere ne demeliyim acaba? zaten arkamıza da bir aile oturdu sürekli haşır huşur bir poşet sesi, ne getirmişler ne yiyorlar anlayamadım. utanacaklarına, üstüne bir de fısır fısır konuşup gülüyorlar ses çıkartıyorlar diye.

    ayrıca film o kadar sessiz ki, salonun kapısı açık kaldığı için avm içindeki gürültüler bile ambiyansı bozuyor. o nedenle, hafta içi ve avm sineması olmayan bir salonda izlemeniz tavsiyem.

    filme gelince, abartıldığı kadar beğenemedim. karakterler arası ilişkiler bütün çabaya rağmen yüzeysel kalmış, zaten 90 dakikanın da film için kısa olduğu belli ediyor. bu kadar övülmesinin ardında, emily blunt ve john krasinski çiftinin amerika'da en beğenilen ünlü çift olmasının ve personalarının etkisi var. çoğu hayran, filme giderken destek olmak da istiyor ve pozitif bir önyargı hakim.

    --- spoiler ---

    filmdeki kız çocuğu, gerçekte de işitme engelli.

    filmin en gerilimli öğesi, merdivendeki çiviydi. film boyunca o çividen çekindiğimiz kadar başka bir şeyden çekinmedik. bir de, aklıma piyanist filmindeki annenin hikayesi geldi ve film boyunca, anne, sesini kesebilmek için bebeğini boğmak zorunda kalacak mı diye de gerildim.
    --- spoiler ---

    film bir korku değil gerilim filmi ve suspanse olarak adlandırılan, yani bir şeylerin olmasını beklediğinizde yaşanan gerilime dayanan bir tür. 7.5/10 nacizane puanım.
324 entry daha