şükela:  tümü | bugün
13 entry daha
  • totemizmin ne olduğunu anlamak için öncelikle bu toplumsal yapının hangi tarihsel zaman aralığına tekabül ettiğine bakmak lazım. büyük insanlık tarihini inançlar bazında kabaca ayıracak olursak, üç farklı döneme rastlıyoruz:

    1) animizm
    2) dinsel dönem
    3) bilimsel dönem

    aydınlanma çağı ile başlayan ve çeşitli reform ve uygulamalarla devam eden, rasyonel akla, deneye ve gözleme dayanan, içinde bulunduğumuz dönemi bilimsel dönem olarak kabul ediyoruz. bilimi, inançsal bir tarihsel dönem içinde incelemeye şaşırmamalı. karl popper'in de söyleyeceği üzere, bilim esasen bir mittir, fakat yanlışlanabilir bir mit. bunu akılda bulundurmakta fayda var.

    dinsel dönem ise büyük ölçüde tarım devrimi sonrası, özel mülkiyetin toplumsal bir unsur olarak kabul gördüğü ve bunun akabinde toplumun çeşitli sınıflara ayrıştığı, ataerkil bir toplumsal nosyonun tanrı kralları yarattığı, ve ilerleyen zamanlarda ortadoğu'nun kozmopolit yapısını kazanmasıyla semavi dinler çatısında yoğurulmuş olup, aslında köklerini çok gerilere, çok tanrılı dinlere ve onları oluşturan mitoslara kadar yaslamaktadır.

    en geriye gittiğimizde ise, bir klan ya da kabile ekseninde toplumsallaşmış, temeli kandaşlık; yani klan üyelerinin ortak çıkarı üzerine biçimlenmiş komünal bir sistem görüyoruz. bu topluluğun inanç anlayışı ise animizm çerçevesinde şekilleniyor. yani doğada insan için iyi ve kötü çeşitli ruhların olduğuna, bu ruhların insanların bedenine girerek onlara can verdiğine, benzerlik ilkesi uyarınca doğadaki pek çok nesneye ve olaya çeşitli anlamlar yükleyen bir anlayış.

    animizm inancı içinde yaşayan bu klanların, toplumsal ve dinsel birlikteliklerini sağlayan totemleri vardır. bu totem genellikle bir hayvandır. freud, totemin tanımını şöyle yapar; "totem, ilk önce grubun atasıdır; sonra da, onun koruyucu ruhu, iyilik yapıcısıdır, gruba kehanetlerini bildirir ve başkaları için tehlikeli olmasına rağmen, kendi evlatlarını tanır ve korur." en eski klanlarda toteme mensubiyet ana tarafından belirlenir. buna ise iki neden sebep olmaktadır kuşkusuz; birincisi o tarihlerde, döllenme işlemiyle çocuğun doğumu arasındaki uzun vakitten dolayı gebeliğin baba tarafından geçtiğinin henüz bilinmemesi, dolayısıyla kadının doğada salınan ruhları bedenine alan ve yeni bir canlı üretebilecek tek yetke oluşu, ikinci neden ise komünal toplulukta soyun baba ile devam etmesini gerektirecek bir ekonomi politiğin olmayışı. bir diğer deyişle klanın tüm üyeleri toteme eşit derecede bağlı ve doğa karşısında da eşit derecede çaresiz.

    yine freud'dan alıntılayacak olursak; "totem kabilesinin üyeleri, karşılıklı olarak birbirlerine yardım etmek, birbirlerini korumak zorunda olan kız ve erkek kardeşler sayarlar kendilerini. bir kabile üyesi, bir yabancı tarafından öldürüldüğü zaman, öldürenin mensup bulunduğu kabile tümüyle onun bu cinayetinden sorumlu olur ve öldürülenin kabilesi tam bir dayanışma içinde dökülen kanın kefaretini ister." anlaşılacağı üzere, totem bağları, bizim bugün anladığımız anlamıyla, aile bağlarından çok daha güçlüdür ve kandaşlık ilkesi uyarınca, tarihte adaletin ilk ilkesi dökülen kanın ödenmesi, yani kısas ilkesi olarak belirir.

    bunun haricinde, totemizmin, bulunduğu hemen hemen her yerde şu iki yasayı içerdiğini görüyoruz;

    1) totem hayvanı öldürülüp yenemez, ona zarar verilemez. totemin kutsallığı.
    2) totem grubunun üyeleri birbirleriyle cinsel ilişkide bulunamaz, birbirleriyle evlenemez. aileden tüm klana doğru yayılan, geniş çaplı bir ensest yasağı.

    her ne kadar daha sonraları, totem hayvanı yılın belli ayin günlerinde öldürülüp yense ve ardından yas tutulsa da, en eski totemik klanlarda totem hayvanının kutsallığına dair yüksek bir bağlılık görüyoruz. evlilik söz konusu olduğunda ise klan üyeleri, başka klandan bir kişi ile evlenmek ve o klana katılmak mecburiyetindeler.

    totem, bir bakıma koyduğu bu iki yasakla, klanı bir arada tutan toplumsal bir macun oluyor ve durkheim'e göre dinsel yaşamın ilk biçimlerini bünyesinde barındırıyor. burada egzogaminin, yani dış evliliğin, totemizmle olan ilişkisi pek çok antropolog tarafından tartışılmış ve farklı yorumsamalara tabi tutulmuş durumda. kimisi bunu totemizmden ayrı bir unsur olarak görüyor, kimisi ise ayrılamayacağını söylüyor. freud'un burada getirdiği yorum, egzogaminin, ensest korkusunun genelleşmiş bir biçimi olduğu ve totemizmden ayrı değerlendirilemeyeceği yönünde.

    son olarak totemizmin kaynaklarına gelirsek ise, burada üç farklı teori mevcut:

    1) nominalist teori
    totem hayvanı ve adı, kabilelerin birbirlerini ayırma ihtiyacından çıkmıştır. ilkel insanlar için adların kişilik üzerinde büyük etkisi vardır. bir kez bir hayvan adını alan grup, bundan sonra o hayvanla ruhsal bağı olduğuna dair bir inanç geliştirmiş ve totem bir ata olarak görülmeye başlanmıştır.

    lang ise totemin kaynağına dair anının grupta kayıp olduğunu, fakat bir kez bu ad seçildikten sonra totemin adla özdeşleştiği gibi bir sonuç çıkartıyor ve şöyle diyor; " egzogami de dahil olmak üzere, bütün totemik inanç ve pratiklerin doğması şu üç şart sayesinde olmuştur: bir grubu adlandırmaya yarayan, kaynağı bilinmeyen, bir hayvan adının varlığı; insan ya da hayvan olsun bu adın bütün taşıyıcıları arasında transandantal bir bağın varlığına inanış; kanla ilgili ön yargı."

    2) sosyolojik teori
    durkheim'e göre totem, bu kavimlerin toplumsal dininin gözle görülebilir temsilcisinden başka bir şey değildir. totem, kolektiviteyi cisimleştirmektedir ve dinin asıl objesi de budur. dolayısıyla durkheim, totemi, klanı bir araya getiren ve birlikteliğini sağlayan bir yapı olarak görür. fakat bu görüş totemin ilk ortaya çıkışı hakkında pek bir bilgi vermez.

    frazer'ın bir diğer varsayımı ise, klanlar arasında totem hayvanına dair bir mübadele olduğu, diğer klanın ihtiyacını karşılamak için totem hayvanının yenmesinin yasak olduğu yönündedir. fakat bu varsayıma pek çok itiraz gelmiştir ve çok tutulmamıştır.

    3) psikolojik teori
    totemizm doğrudan doğruya animizme bağlıdır. totem hayvanı, insan ruhunun hayvan şekline bürünmesinin bir ürünüdür. totem tüm klanı kötülüklerden koruyacağı için totem hayvanı bir kutsal haline gelir.

    frazer'ın başka bir varsayımı ise, o zamanlarda ilkel insanların üremede erkeğin rolü hakkındaki bilgisizliklerinde yatmaktadır. bir kadın gebe kaldığı vakit, bunun nedeni doğada salınan ruhlardan birinin onun bedenine girmiş oluşudur. eğer kadın o esnada kafasından bir hayvan geçirmişse, totem, o hayvan olarak grubun totemi haline gelir.

    son olarak, totemizm ve egzogami arasındaki ilişkinin, yukarılarda belirttiğimiz üzere birbirine bağlı mı, yoksa bağımsız mı olduğu gibi ayrı bir tartışma konusuna daha sahibiz. neresinden bakarsak bakalım, son derece kompleks bir tablo çıkıyor ortaya. fakat bu ilkel sistem içinde animizmin o dönemki inanç olduğu, totemizmin tabu vesilesiyle topluluğu bir araya getiren, en ilkel dinin cisimleşmiş bir unsuru olduğunu sanırım söyleyebiliriz. zira modern dönemle ilkel dönem arasında tuhaf bir karşıtlık söz konusu; modern dönemde düşünce soyut fakat gördüklerimize inanıyoruz, ilkel dönemde ise düşünce somut ve insanlar görmediklerine inanıyorlar. dolayısıyla animist bir kozmoloji içerisinde gelişmiş bir totem dini olduğunu düşünmek tuhaf gelmiyor bana, nasıl ki bugün bilimsel bir kozmoloji içinde gelişmiş seküler bir dine sahipsek.
2 entry daha