şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • "kur'an'da kullanılan hiçbir terimi, dini muhtevadan bağımsız ele alma imkanı yoktur. mesela tamamen iktisadi bir ahlaksızlık olan israf, günahtır ve allah israf edenleri sevmez. benzer bir şekilde hukuka aykırı fiillerin ifadesi curm, ilahi iradeye karşı olumsuz bir tavır alıştır. allah’ın gönderdiği risaleti yalanlamak demek olan tekzib, hakikati yalanlamak olduğu için ahlaka mugayir bir davranıştır.

    kur'an’ın her bir olayı tek tek ve bütün olarak allah’ın kudretiyle izah eden theosentric/allah merkezli dili, descriptive(tanımlayıcı) değil significative(anlam vurgulayıcı) dir. bu dil, fizik alanla ilgili doğru anlaşılmış iken, sosyal alanda böyle olmamıştır. allah’ın yağmuru rahmet olarak yağdırması, yağmurun tabii oluşum sürecini tahlili engellemezken, ekonomik güce allah’ın fazlı/nimeti demesi tamamen vehbi bir düşünülmüş, adeta insanın rolü yok sayılmıştır. bu belki fizik alanın gözleme daha elverişli olmasıyladır, sosyal alanda etken unsurlar çok yönlü ve daha yoğun bir çabayla belirlenebilir, bu çaba olmayınca, mekanizmada açıklanamayan boşluklar gaybi/lahuti unsurlarla doldurulmuştur. {yüzyıllara yayılan insanın rolünü küçümseyiş/kadercilik/cebriye müslümanlara ağır bedellere sebep olmuş..}

    sebe halkına ceza olan arim selini, cevad ali, yazıtlardan hareketle, dönemin siyasi ve sosyal çalkantılarıyla seddin mutad onarımının ihmal edilmesiyle bağlantılı ele almaktadır.
    kur'an sebe’nin sağlı sollu iki bahçesini bir ayet olarak nitelemektedir. bu nimetlerin bizzat varlığı söz konusu uyarının kendisidir. tıpkı kureyş’i ayakta tutan ticari yolculukları allah’ın lütfu kabul edip, bunun için kulluk etmelerinin beklenmesi gibi.

    kur'an’ın, aşkın’ı dışlayan bir tarih tasavvuruna sahip araplara hitab ederken, tarihin içerisinde insanın karşısına allah’ı yerleştirmesi bu bağlamdadır. insanın olumsuz davranışlarının doğurduğu olumsuzluklar, sadece zorunlu bir sonuç değildir artık, aynı zamanda allah’ın bu olumsuz davranışlara verdiği bir cevap, bir karşı tavırdır."

    ömer özsoy, sünnetullah, s. 139
1 entry daha