şükela:  tümü | bugün
7 entry daha
  • basit bir ekonomi terimiyle açıklanabilir. kıt kaynaklar, daha doğrusu kıt mallar.

    kıt mallar, elde etmek için bedel ödenen şeylere denir. bir şey ne kadar az bulunuyorsa onun için ödenecek bedel de artacaktır.

    bundan on sene önce, birini hem görsel hem de ruhsal olarak çekici bulabilmek için o kişiyle karşılaşmak, görüşmek, konuşmak gerekiyordu. ne tepki verir, o da beni beğenir mi, şu mekanda karşılaşmıştık, yine gelir mi, aha geldi, bana mı bakıyor, yok ya şimdi nasıl merhaba diyeyim vs. vs. uykusuz geceler, merak, heyecan. karşılaşınca taşikardiler geçirmek, aptallaşmak. geleceğini biliyorsan ona göre giyinmek, süslenmek. etkilemeye çalışmak. bunlar hep maliyet, hep emek, hep bedel. karşılığında o elektrik alınır da sevgili olunur ise, o sevgili değerli ve kaybedilmesi istenmeyen bir şey oluyordu. boyu boyuma, huyu huyuma; her allahın günü nasıl bulayım böyle adamı/kadını diye sevdikçe sevesimiz geliyordu.

    şimdiki durumu ise serbest mallar terimiyle açıklamak mümkün. türlü türlü online dating uygulaması ile, yerimizden bile kalkmadan, üstümüzdeki yer bezinden hallice tişörtü/pijamayı değiştirmeye bile gerek kalmaksızın, oturduğumuz/yattığımız yerden katalogtan beğenir gibi insan beğeniyoruz. yaş aralığı, km bazında yakınlık gibi kriterler giriyoruz; istanbul için konuşacak olursak insandan bol ne var ayol! aa boyu kısaymış geç. aman uzakta oturuyor salla. ayy ne bileyim ya, köpekleri varmış ben köpek sevmiyorum. hmmm bilemedim bi değişik geldi. ay yok, bunun egosu çok yüksek salla gitsin.

    denk geldi diyelim. bir barda, kafede görsek götümüzün düşeceği karşı cinsle aynı masaya oturduk birkaç günlük merhaba-nasılsın faslı sonrasında. görüştük. her bir şeyler uydu. aynı müzikleri dinliyoruz, birbirimize aynı anda mesaj attık, aaa sen de mi o konserdeydin, bak bu benim çocukluğum, kahvaltıdan sonra ne yapalım? yedi gibi mi buluşuyoruz? çok özledim, ben de öyle tatlım. sonra hoooppp; amaan neyse ya şimdi ilişki milişki uğraşamam diye sallamak/sallanmak da an meselesi. hava gibi, su gibi, deniz kumu gibi bir şey insan dediğin. zaten gani. zaten her birinin alternatifi var. 180 olmaz da 175 olur; senin semtte oturan olmaz da az ötedeki olur.

    normalde belki aynı yolda karşılaşıp çarpışma olasılığımız olmadığı için hiç rastlayamayacağımız ruh eşimizi kilometrelerce öteden bulup getiriyormuş gibi görünen bu kolay erişim; "sevgili" denen şeyin içini boşaltıyor. aşk filan zaten yalan. "overrated" bir takım kimyasal reaksiyonlar.

    biri gideerr, biri gelir. altın değil, elmas değil ayol. yer gök insan. sana adam/kadın mı yok. değersizleştirdikçe değersizleşiyoruz, vice versa. zaman böyle. yerseniz.
130 entry daha