şükela:  tümü | bugün
  • ön edit: konuyla ilgili şikayet edilmesi gereken, hemingway'in tüm haklarını elinde bulunduran michael katakis'in mail adresi:
    mkatakis@sbcglobal.net

    öncelikle bu olay rezaleti de, ahlaksızlığı da aşıp başka bir yere evrildi, ama ben yine de formata uymak için başlığı bu şekilde açıyorum.

    daha önceki iki başlık için:
    (bkz: #69596203)
    (bkz: #74052523)

    bu sefer incelediğim kitap orhan azizoğlu'nun çevirisiyle çıkan the sun also rises, türkçe adıyla güneş de doğar. kitabın içinde "orjinal metne uygun tam çeviri" yazıyor. incelediğim baskı kasım 2017 çevirisi, yani bilgi yayınevi çevirileri kontrol edeceğine söz verdikten aylar sonra. ve ne yalan söyleyim ben hayatımda böyle serbest çeviri görmedim. çevirmen orhan azizoğlu abartısız her paragrafta cümleleri kesip kesip biçmiş, ara sıra kendi yorumlarını katmış, bazen doğruyu yanlış olarak yazmış. orijinal kitabın girişinde yer alan, biri gertrude stein diğeri ecclesiastes kitabına ait iki söz kitaptan kesilmiş. hadi bunlar önemli değil, geçelim bunları. sonra ilk sayfaya geliyoruz, şöyle çevrilmeyen cümleler var, bakın daha ilk paragraf:

    spider kelly taught all his young gentlemen to box like featherweights, no matter whether they weighed one hundred and five or two hundred and five pounds. but it seemed to fit cohn. he was really very fast. he was so good that spider promptly overmatched him and got his nose permanently flattened. this increased cohn's distaste for boxing, but it gave him a certain satisfaction of some strange sort, and it certainly improved his nose.

    bunun bilgi yayınevi çevirisindeki karşılığı:

    gerçekten de güçlü kuvvetli, cıva gibiydi. bu, spider'in gözünden kaçmadığından oğlanı iyice yetiştireceğim diye burnunu yamyassı etmişti. ancak, cohn'un boksa olan nefretini de daha beter artırmıştı.

    ilk cümle hepten atılmış, son cümlenin de ‘but’ tan sonraki kısmı yok. ayrıca "cıva gibiydi" anlamı nerden çıkmış çözemedim. devam ediyoruz, diğer sayfaya geçtik.

    orjinal: at the military school where he prepped for princeton, and played a very good end
    on the football team, no one had made him race-conscious.
    bilgi: askeri okulda iyi bir bek oyuncusuydu, ama kimse ona bir yarışçılık ruhu aşılayamadı.

    aradaki cümle “where he prepped for princeton” nereye gitti?

    hala 2.sayfadayız ve devam ediyoruz.

    orjinal: he was a nice boy, a friendly boy, and very shy, and it made him bitter.
    bilgi: iyi, hoş, arkadaş oğlandı; utangaçtı.

    "and it made him bitter”ın karşılığı nerde? ayrıca "arkadaş oğlan" ne demek lan? böyle bir kavram var mı türkçede?

    orjinal: he took it out in boxing, and he came out of princeton with painful self-consciousness and the flattened nose, and was married by the first girl who was nice to him.
    bilgi: burada gördüğü davranış, onu çok üzdüğünden, boşalmak için boksa başladı ve üniversiteden ezik bir burunla, kendi önemini anlamış olarak çıktı, kendisine yakınlık gösteren ilk kızla evleniverdi.

    az önceki “made him bitter" ın karşılığı buraya eklenmiş, halbuki burayla alakası olmamasına karşın çevirmen hemingway’in yorumunu beğenmemiş olacak ki yazarlığa soyunmuş. “painful self consciousness”'in karsiligi “kendi önemini anlamış olarak” “he took it out in boxing” de “boşalmak için boksa başladı” şeklinde çevrilmiş.

    orjinal: …hardened into a rather unattractive mould under domestic unhappiness with a rich wife
    bilgi: …evde zengin bir karıyla tatsızlık çıkaracak her şey hazırdı.

    “karı”?

    orjinal: he was sorry when the magazine became too expensive and he had to give it up.
    bilgi: derneğin masrafları artıp da idare edememek yüzünden kapatmak zorunda kaldığı zaman üzülmüştü.

    “idare edememek yüzünden” nedir? türkçe bilen insan şu cümleyi kurar mı? ayrıca "dernek" de nerden çıktı, "dergi" değil miydi bu?

    orjinal: also he was sure that he loved her.
    bilgi: ayrıca bu kadını sevdiğini sanıyordu.

    evet, “sure” un karşılığı “sanıyordu” diye çevrilmiş.

    the lady who had him, her name was frances

    hahaha bu cümle şöyle çevrilmiş:
    oğlanı kapatan hanımefendinin adı frances idi. (oğlanı niye kapatıyorsun, bırak kendisi istiyorsa kapanır zaten.)

    daha sonra “during two years and a half” “bu iki yıl içinde” şeklinde çevrilmiş.

    bu böyle devam ediyor ama ben daha fazla devam edemeyeceğim, sanırım bu kadarı yeterli olmuştur. kısacası hemingway’in kitaplarını gasp eden bu saygısız, sorumsuz ve ahlaksız yayınevi hala bu çevirileri basmaya devam etmekte, okuyuculara “tüm çevirileri kontrol ettik” diyerek yalan söylemekte ve bu kitaplardan para kazanmaya da devam etmektedir. en başta da söylediğim gibi, bu çevirilerden okuduğunuz kitaplar hemingway kitapları değil, o kitabın üzerinde hangi çevirmeninin adı yazıyorsa onların kendi kitaplarıdır ve hemingway’in hakları en kısa sürede bu yayınevinden alınmalıdır.

    dayanamadım, devamındaki diyaloglara da baktım.

    orjinal: “ı know a girl in strasbourg who can show us the town,”
    bilgi: "strasbourg'da tanıdığım güzel de bir kız var"

    "bize kasabayi gosterecek bir kiz taniyorum" diyor, "guzel bir kiz" demiyor.

    orjinal: “for god’s sake,” he said, “why did you say that about that girl in strasbourg
    for? didn’t you see frances?”
    bilgi: "allahaşkına" dedi, "karıdan, kızdan söz etmek nerden aklına geldi? frances'in yüzünü görmüyor musun hiç?"

    "kari, kiz" nerden cikti lan? nasil bir kafayla ceviriyorsun kitaplari sevgili orhan azizoglu?

    orjinal: “ıt doesn’t make any difference. any girl. ı couldn’t go, that would be all.”
    bilgi: "hiç fark etmez. onun için kızın kime ait oluşu önemli değil. onların lafına dayanamıyor tek kelimeyle."

    burda cevirmen baya bildigin kendisi cumle eklemis. "onlarin lafina dayanamiyor tek kelimeyle" diye bir sey yok.

    orjinal: “they’re not the real south americans.”
    “they look awfully real to me.”
    bilgi: "onlar güney amerikalı değil."
    "bence hiç farkı yok."

    soyle bir sey olmali:
    "onlar gerçek güney amerikalı değil."
    "bana epey gerçekçi görünüyorlar."

    orjinal: "ı know. but ı can’t get started.”
    bilgi: "biliyorum" diye söze başladıysa da engel oldum.

    yine cevirmen kafasina gore diyalogu kesmis, kendi cumlesini kurmus.

    orjinal: “all countries look just like the moving pictures.”
    bilgi: "filmlerde bütün ülkeler birbirlerine benzemiyorlar mı?"

    burda onu demiyor, "bütün ülkeler aynı filmlerde gördüğümüze benziyor" diyor.

    bunu bilgi yayinevi'ne sorup, verecekleri ilginc cevabi almak isteyenler icin mail adreslerini de buraya birakalim:
    info@bilgiyayinevi.com.tr
4 entry daha