şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • okuduğum kadarıyla artık genel anestezi tercih edilirmiş, biz o döneme yetişemedik. bir yandan dizinin içini kurcalıyorlar, aralarında geyik yapıyorlar, doktor hemşireye yazıyor, sen ordaki tv'den bacağının içinde hangi eklem, hangi bağ var onları görüyorsun, evet lokal anestezi. açık söyliyeyim benim tercihim değildi, doktoru kıramadım, öyle de düşünceli bi insanım. sedyenin üzerine yatırılıp, ameliyat odasına sürülene kadar bir korku yok, ordan sonra sapsarı kesiliyorsun, damarlarına sakinleştirici zerkedilnce hafifliyorsun birden, hissizleşiyorsun. o yarım saatin nasıl geçtiğini anlamıyorsun, belden aşağısını hissetmeye başladığın zaman dayanılmaz acılar başlıyor, ağrı kesici iğneler birbirini kovalıyor.

    yaşadığım en büyük sorun bu değildi aslında. lokal anesteziyle bu operasyonu geçirecek olan arkadaşıma önerim, ameliyat öncesi güzelce çişini yapsın, evet. yatakta uzun süre belden aşağısını hissetmeden yatıyorsunuz, hissetmeye başlayınca da mesaneniz patlıyacak gibi oluyor, en azından bana öyle oldu. devlet hastanesi bir de, göt kadar odada dört kişiyiz, üç tane yaşlı teyze. belki de bu durumun tek artısı sakine teyze'nin güzel kızıydı. çişe kalkarken bana yardımcı oluyordu, biliyorum pek romantik değil, hastanede ne kadar olursa işte. sonda takılmasına karşıyım, e bir pet şişeye de yapamıyorsun, etraf yaşlı teyze dolu, güzel kız da var. doktorların tüm ikazlarına rağmen, koltuk değneklerini de kullanarak ayaklandım, abartmıyorum dakikalarca, beş ya da on, durmadan işedim. o an yaşadığım rahatlamayı, ferahlamayı bir daha hiç yaşayamadım. neyse, yine konudan sapıyoruz.

    diyeceğim odur ki aman dizinize dikkat edin, ribaunt mücadelelerine girmeyin, içeri yüklenmeyin. üç sayı çizgisinin berisine geçip, topun size gelmesini bekleyin, beleşçi olun. futbol oynuyorsanız ikili mücadelelere girmeyin, pivot santrfor olun. diz sakatlığı öyle operasyonla düzelecek gibi değil, hep bir sızı oluyor. bir de çiçekleri koparmayın. olur mu.
23 entry daha