şükela:  tümü | bugün
2 entry daha
  • 22 yaşındaki the pleased üyesi joanna newsom ilk solo albümü the milk-eyed mender'ı geride bıraktığımız yıl içinde yayımladı ve alternatif müzik dünyasında ufak çaplı bir infial yarattı. 2004'ün en iyi çıkışlarından biri olan bu sıradışı eseri kimileri garip bir folk albümü olarak nitelemişti, ancak böylesine basit bir tanımlama, 2004 yılını will oldham, devendra banhart, cat power gibi önemli isimlerle birlikte konserler vererek geçiren joanna newsom'un müziğini ve sesini küçümsemek olacaktır.

    akustik atmosferi ve gitar, piyano, harp gibi enstrümanları kullanma biçimi ile "the milk-eyed mender" ilk dinleyişinizde gerçekten de basit bir folk albümüymüş gibi gelebilir size. ancak bu çıkarımda bulunabilmeniz için newsom'ın sesini hiç duymamanız gerekiyor, ki enstrümantal parça içermeyen ve asıl gücünü newsom'ın acayip* sesinden alan bu albüm, bunu yapmanıza izin vermeyecektir. eşsiz bir sese sahip newsom; illa bir benzetme yapmak gerekirse björk, alison shaw (cranes vokalisti) ve diamanda galas'ın bir birleşimi denebilir buna. newsom'ın sesi büyük bir ihtimalle ilk başta dinleyicisini rahatsız edecektir. çocuksu bir ses bu; kulak tırmalayan ve içindeki parçalanmış şeyleri dinleyicisiyle paylaşmak için yırtınan, ancak tüm dezavantajlarına rağmen dinleyicisini garip bir şekilde tatmin etmeyi de başaran.

    joanna newsom "the milk-eyed mender"da hikayeler anlatıyor; kimi yaşanmış, kimi yaşanacak, kimi de asla yaşanmayacak olan. sadie ve the book of right-on albümün en önemli şarkıları. özellikle "the book of right-on"a dikkat: "hem dua ettiğini söylüyorsun, hem de bir sorununun olmadığını". inflammatory writ piyanosu ile eski ray charles parçalarını anımsatıyor. basit bir dörtlüğün üstüne kurulan this side of the blue newsom'un melankolisinin en yoğun hissedildiği parça. cassiopeia'da newsom'un en görkemli vokal performansına tanık oluyoruz; neredeyse bağırmadan çığlık atmayı başarıyor! albümün enerjik denebilecek şarkılarından biri olan peach, plum, pear'da newsom ince espri anlayışını da yansıtıyor dinleyicisine: "bakışlarının anlamını çözebilmek için doğru kitapları okuduğumdan emindim oysa ki?". albümü kapatan clam, crab, cockle, cowrie ise "the milk-eyed mender"ın zirvesi: "tenin çayıma bandığım kurabiye gibi". benzetmeleri ve göndermeleri oldukça ilginç newsom'ın; bazen yaşına göre çok olgun davranıyor, bazense bir çocuktan farkı kalmıyor. ancak "the milk-eyed mender" ile büyük bestecilerde hissedilen ruhun kendisinde varolduğunun sinyalini veriyor.

    garip bir kız joanna newsom ve bunun farkında da. kendisine bir röportajda sorulan "internetten mp3 download ediyor musunuz?" sorusuna şu yanıtı verecek kadar da iyi niyetli: "nasıl yapılacağını bilseydim yapardım. insanların benim şarkılarımı internetten indirmelerinden rahatsızlık duymam mümkün değil, çünkü bu, müziğimi dinlemek isteyen birilerinin varolduğunu gösterir. konserlerimde cd'lerimi dağıtıyorum, çünkü albümümü satın almak isteyen, ama buna parası yetmeyen insanlar olabilir. yine de bunu sonsuza dek yapmak istemem. bu yüzden müziğimi internetten -bedavaya da olsa- indiren birilerinin varlığı beni mutlu edecektir."

    newsom "the milk-eyed mender" boyunca hiç durmadan şarkı söylüyor, sustuğu zaman birisinin ona "yeter bu kadar bağırdığın" deyip onu stüdyodan kovacağından korkuyor sanki. bir daha böyle bir fırsat eline geçmeyecekmiş gibi...? belki bu yüzden hiç susmuyor 52 dakika boyunca. belki de anlatacak çok şeyi olduğu için. hmm, ikinci tahminim daha gerçekçi olsa gerek.
31 entry daha