şükela:  tümü | bugün
956 entry daha
  • 2008'de denver'da geçirdiği sezonun ardından kasıtlı bir şekilde nba'deki itibarı zedelenen ve kariyeri sabote edilen, buna rağmen bir nba efsanesi olarak tarihteki yerini almış hall of famer.

    "nedir bu iverson'ın kariyerinin sabote edilmesi, blacklist'e alınması?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. komplo teorilerini sevmem fakat bazı şeyler görürsünüz ki reddetmek pek mümkün değildir. biraz uzun olacak fakat okumanızı salık veririm.

    iverson biliyorsunuz sixers tarihine geçmiş 3-5 oyuncudan biridir. forması şu anda salonda asılı. peki iverson nba'e nasıl geldi, oyuna ve kültüre nasıl bir etkisi oldu?

    iverson fanları ve kendisini tanıyanlar bilir ki iverson'ın en büyük özelliği inanılmaz bir oyuncu olmasından öte, kendinden gram taviz vermemiş bir kariyer sürdürmüş olmasıdır. içinden ne geliyorsa onları söylemiştir, nasıl giyinmek istiyorsa, nasıl konuşmak istiyorsa, nasıl davranmak istiyorsa; hepsini kimseye müdahale ettirmeden, tavizsiz yapmıştır.

    iverson lisede eyalet şampiyonu olarak takımıyla bir bowling salonunda eğlenirken kendisiyle alakası olmayan bir olay sonucu, olaylar çıktığı anda salondan ayrıldığı kameralara yansımasına rağmen (büyük bir yetenek olduğu bilindiği için arkadaşları tarafından beladan uzak tutuluyordu) suçlu ilan edilmiş ve 5 yıl hapis cezası almıştır. olayın haksız olduğu bilindiği için mesele eyalet çapında bir ırkçılık konusuna dönüşmüş, insanlar sokaklara dökülmüştür. bu kadar baskıya dayanamayan eyalet valisi doug wilder (siyahidir) iverson'ın cezasını 5 aya indirmeyi başarmıştır.

    iverson'ın tüm hayatı ve ona bakış açısı hapisteyken değişmiştir. küçüklüğünden beri yoksul ve suçun kol gezdiği sokaklarda büyüyen ve eyalet çapında bir star haline gelen iverson için, böyle bir haksızlık sonucu, bu kadar parlak bir gelecek önünde dururken hapis yatmak mental açıdan çok büyük bir test olmuştur. başına gelenleri kabullenen iverson hapiste beladan uzak durmuş ve uslu bir tavır sergilemiş, bu sayede hapisteki yaşça büyük suçlular kendisini kollamışlardır. iverson için bu dönem çok zor geçmiş fakat bir o kadar da mental açıdan olgunlaşmıştır.

    5 ay sonra hapisten çıktığında ise hem sevinç hem hayal kırıklığı vardır. zira böyle bir olayda adı geçen bir sporcuyu artık hiçbir üniversite istememektedir. olaydan önce ülkedeki neredeyse bütün üniversitelerden burs alacak olan iverson artık istenmeyen, belalı ve sorunlu bir atlet damgası yemiştir.

    annesi ann iverson, georgetown üniversitesinde bir ekol olan kolej koçu john thompson'a giderek oğluna bir şans verilmesi için yalvarana dek aile umutsuzluk içindeydi. koç thompson vicdanına yenik düştükten sonra iverson'la yalnız bir görüşme ister. görüşmede iverson'ın tavrından ve olayları kabullenişinden, soğukkanlı duruşundan ve kararlılığından etkilenen thompson iverson'ı takımına kabul eder ve üniversiteye alınmasını sağlar. yıllar sonra hall of fame'e seçildiği konuşmasında allen iverson, ağlamamak için zor durur bir halde "koç thompson'a, hayatımı kurtardığı için teşekkür ederim" demiştir.

    georgetown takımında lider oyuncu rolünü üstlenir fakat kendisine karşı yapılan ırkçı söylemler ve dalga geçen pankartlar özellikle koçun sinirini zaman zaman çok bozmuştur. ilginç şekilde iverson hiçbir zaman bunlara kulak asmamış, yok saymıştır. bir kez bile şikayet etmemiş, sadece takımının kazanmasına için sahadaki liderliğine odaklanmıştır.

    thompson'ın 1 yıl daha devam etmesini söylemesine rağmen iverson ailesinin zor durumunu gerekçe göstererek, kolejdeki 2. sınıfı bitirdikten sonra nba draftına girer. sixers tarafından tarihin yetenek anlamında en meşhur draftlarından bir tanesi olan 1996 drafında 1. sıradan seçilir.

    tabi ki geçmiş peşini bırakmayacaktır. iverson nba'e ilk girdiği andan itibaren medyanın defacto hedefi haline gelmiştir. zira geçmişinde hapishane olan, suçun ve gangsterliğin normal olduğu sokaklardan gelmiş siyahi bir oyuncu olması yetmezmiş gibi, lige girdiği ilk dönemden beri tarzından zerre ödün vermeyen bir karakter sergilemiştir. bu elbette beyaz adamların yönettiği bir yerde, kültürel bir risk taşımaktadır. hatta iverson kendisi yetmezmiş gibi sokaklardan gelen arkadaşlarını da yanında gezdirmekte, gittiği her yere onları da götürmektedir.

    üzerine michael jordan ile alakalı yaptığı yorumlar tuz biber olmuştur. kendisi çok büyük bir jordan hayranı olan iverson (öyle ki lise döneminde kaldığı odanın kapısına mj resmi çizmiş, kaldığı evden taşınırken kapıyı yanında götürmek isteyince ev sahibi ile tartışmıştır) sahada jordan'a büyük bir saygı duymayacağını, ondan korkmadığını açıklamıştır. açıklamada iverson aslında "ona sahada büyük saygı beslemek zayıflık olur ve rekabetçiliğimi kötü yönde etkiler" demek istemektedir. fakat medya ile olan fırtınalı ilişkisinin ilk adımları da orada atılır. insanlar iverson'ı neredeyse lanetleyecek boyutta yorumlar getirirler. zira jordan tanrıdır ve ona böyle bir saygısızlık yapmak kimsenin haddine değildir.

    tüm bunların üzerine sahadaki oyunuyla ilgili ciddi eleştiriler basında yer bulur. bencil bir oyuncu olduğu öne sürülür. klasik bir point guard olmaması eleştirilir ancak bu eleştiriler saçmadır, zira oyuncu doğal bir skorerdir ve onu 1. sıradan seçen sixers da kendisinden skor ve liderlik beklemektedir. ancak eleştirilerin ardı arkası kesilmez. wilt chamberlain'den 37 yıl sonra, çaylak sezonunda üst üste 4 maçta 40 sayı üreten ilk oyuncu olması bile medyanın bakışını değiştirmez.

    bu tip sebeplerle, inanılmaz ama iverson 2000 yılına kadar all star maçına yedek olarak bile seçilemez (maç 99'da oynanmadı). örneğin kobe bryant ilk yılında, benchten gelen ve istatistikleri zayıf çaylak bir oyuncu olarak all star maçında ilk 5 başlamıştır. ancak o los angeles'ın oyuncusudur ve çok sevilen bir atlet haline gelmiştir bile.

    yılın çaylağı ödülünü alırken taktığı beyaz bandana bile nba yönetiminin dikkatini çeker ve ödülü aldığı sırada çekilen videolar basında paylaşılmaz. hip hop tarzı kıyafetleri tercih etmesi ve yanında bahsettiğim arkadaşlarıyla dolaşması sürekli nba yönetimi ve basının takibindedir ve hoş karşılanmaz. normalde nba'e giriş yapmış bir oyuncu profesyonel gerekliliklere göre davranır, konuşur ve kendini o şekilde ifade eder.

    ancak iverson bunların hiçbirini yapmamaktadır ve buna karşı sporu yönetenlerin önünde ciddi bir problem haline gelmiştir. zira iverson sixers takımının sahadaki tek lideri ve skoreri olmuştur. bunun yanında önemli bir fan kitlesi de oluşmaya başlar. bu aynı zamanda lige para kazandıracak bir oyuncu demektir. üstelik jordan da basketbolu bırakmıştır ve ligde bir "ikonik oyuncu arama" telaşı başlar. iverson kendine has karakteri ve oyun tarzıyla kısa zamanda fanların en çok sevdiği oyunculardan birisi haline gelir. dolayısıyla lig yönetimi kendisine fazla dokunmaz.

    2008 yılına kadar olanları, sixers takımını nasıl taşıyıp efsane olduğunu vs. herkes biliyor, burada uzun uzun anlatmaya gerek yok. fakat bu döneme ait bahsedilmesi gereken bir husus "nba dress code" olarak bilinen mevzudur. 2005-2006 döneminde, özellikle detroit - indiana kavgası sonucunda çok sert tedbirler alan nba yönetimi, bu durumu fırsat bilip adeta gerekçe göstererek yeni bir kıyafet yönetmeliğini devreye sokar. buna göre oyuncular saha dışında takım elbise vb. resmi kıyafetler giymek zorundadırlar.

    iverson öyle bir ikon olmuştur ki söz konusu kural "iverson kuralı" olarak zikredilmeye başlanır. ligin iverson'ı ciddi anlamda hedef aldığı ilk dönemdir. iverson ise kuralı takmayarak giyimine aynı şekilde devam etmiş, yönetmeliği sert şekilde eleştirmiş ve kurala uymadığı her defasında nba'e hatırı sayılır cezalar ödemiştir. reebok'ın kendisi adına hip hop kıyafetleri sattığı adam, giyimini düzeltmek zorunda bırakılmaktadır. karşı çıktığı her seferinde daha büyük bir hedef haline gelir.

    en can alıcı kısım da burası zaten. iverson pek çok genç için rol model ve ikon olmuştur. hatta bu satırların yazarı, türkiye'de yaşayan, o dönem genç ve ergen olan bir amatör oyuncu için bile. bu durum nba'in yürütmek istediği politikaya terstir. sporcular mükemmel örnekler olmalı, mikrofonlara politik demeçler vermeli, kurallara saygı duymalıdır. hapishanedeki zenciler gibi saçlarını ördürmek, her tarafına dövme yaptırmak da nedir?

    kobe bryant afro saçlarını neden kestirdi?

    gençler üzerinde bu denli etkisi olan bir adamın beyaz amerika için büyük bir sorun olduğu açıktır. fakat iverson ligin açık ara en iyi oyuncularından biriydi ve insanların maçlara bilet almasını sağlayacak bir faktördü. sağılacak ineği sabote etmek kadar saçma bir şey olamazdı. bu sebeple nba'in ve david stern'ün tuşa basması için iverson'ın fiziksel olarak düşüş yaşaması gerekiyordu. medya ve özellikle espn üzerinde önemli bir gücü olan stern için bu çok zor olmayacaktı.

    buradan sonra olanları bir sonraki entry'de yazacağım.
181 entry daha

hesabın var mı? giriş yap