şükela:  tümü | bugün soru sor
127 entry daha
  • mgtow olmasam da daha önce yazmıştım mgtow nedir, neden ortaya çıkmıştır diye:

    (bkz: mgtow/@toroslardir benim yurdum)

    birkaç madde ekleyeyim:

    öncelikle, mgtow "muhafazakar" olmayan bir tepkilenme. üstünkörü göz atıp, hatta kasten mabadından anlayıp "patriyarkinin geçmişten beri sağladığı gücü kaybetmek istemeyen erkeklerin muhafazakar tepkisi" olarak görmeye kasan feminist ve profeministler yapabiliyorlarsa ön yargılarından kurtulup hareketi biraz analiz etsin lütfen. gynocentrism denen şeyin virginia woolf ananızın anneannesi bile doğmadan var olduğunu; mgtow’un derdinin ise kadınla değil, sistemle ilgili olduğunu görmek için ne bileyim biraz karen straughan, paul elam filan bakının. mgtow olmanın mantığı son derece sağlam ve rasyonel.

    mgtow, ataerkil düzenin erkeklerden beklediği; kendini feda etme, hayatını ailesi veya toplumuna vakfetmeyi reddediyor. yani, mgtow "eski" aile düzenine dönülmesine de karşı. bu nedenle, mgtow anti-feministtir demek hareket hakkında hiçbir fikri olmadığını beyan etmek oluyor. illa feminizmle ilintilendirilecekse post-feminist bir hareket demek doğru olur. zaten, trp kollarında mra haricinde anti-feminist kanat yok, pua içinde malum sebeplerle feminizme şükranlarını ileten bolca takipçi vardır mesela. alttaki linkli entry'de, trp bilgisinden beslenen çıkarımların nasıl farklılaşabildiği var.

    ikinci olarak dikkatimi çeken konu; mgtow veya the red pill'le ilgili eleştirileri yöneltenlerin yegane amacının "küçümsemek, haksız çıkarmak, aşağılamak" olması ve dolayısıyla mgtow eleştirisinin güdük kalması. eleştiri seviyesindeki bilgisizlik, yüzeysellik ve ukalalık kaynaklı eleştiri isabetsizliği ve zırvalama sadece mgtow hakkında bilgi almak isteyenleri sabote edip zaman çalmakla kalmıyor, cevap bulunması gereken sorulara sıra gelmesini de engelliyor.

    benzer şekilde, #72399673 entry'sinde the red pill'le ilgili "soru işaretleri"mi yazarken ön yargılı perspektiflerden neden ciddi eleştiri gelemediğini yazmıştım:
    --- ilgili entry'den alıntı ---
    red pill eleştirisini trp'yi tamamen reddeden bünyelerden beklemek sanırım baştan beri boş bir beklentiydi, insan doğasını hiçe sayarak kadınla erkeği psikolojik anlamda eş kabul eden bir anlayışın, fiziksel farklar dışında fark olmadığını iddia eden anlayışın, görülen bu farklılıkları biyolojiden soyutlayıp tamamen sosyal inşa (gender is socially contsructed) olduğunu iddia eden anlayışın, esasında, ” dünya tepsi gibidir” diyenlerle farkı yok.
    --- ilgili entry'den alıntı ---

    diğer taraftan; ilgili entry'de, red pill'in istisnaları (awalt söylemine karşı şüphecilik gibi) çözümlemesinde ortaya çıkan boşluğu eleştirince, feministlerin utandırma taktiklerine benzer şekilde "blue pill'ci işte yea" veya "hapı sindirememiş yea" şeklinde "safları sıklaştırma" tepkileri az da olsa geldi. gerçi, feminizm eleştirilerime nispetle, trp tayfasının bu tür utandırma taktikleriyle hareket etmesiyle çok nadir karşılaştım. trp'yi dogmalaştırmaya çalışmak, ittirilen düşünceleri sorgusuz kabul etmemeyi öne çıkaran bir hareketin "farkında olma" argümanının tabiatına ters.

    bu girizgahı geçip mgtow ile ilgili en açık gördüğüm kısma geleyim: mgtow olmanın sakat tarafı "çocuk" sahibi olmamakla, yani soyun devamlılığıyla ilgili. çocuk ve soy devamı derken, “toplumun aile yapısı bozulmuş” gibi muhafazakar sahiplenmeler, "toplum için bireyin kendini kurban etmesi" gibi fedakarlıklardan bahsetmiyorum tabi. bunlar mgtow gündeminde değil. mgtow olmadığımı özellikle belirttiğim halde, içinden geçtiğimiz dönemde bu mgtow umursuzluğunu ayıp karşılayacaklarınız varsa rica ediyorum ilk taşı günahsız olanınız atsın.

    peki neden mgtow değilim ve "çocuk" konusunu neden hesap eksikliği olarak görüyorum? çünkü olayımız en nihayetinde bireyin psikolojisi. feministlerin kadınlara söylediği yalanlara benzer şekilde, mgtow bireye de "hiç baba olmadan da hayat süper olacak" algısının verilmesinde bir "gözden kaçır(t)ma" olduğunu görmek lazım. açıkçası, göz ardı edilmeyecek kadar ciddi bir konudan bahsediyoruz. mgtow bireylerin yaşayacağı hayatın, bu eksiklikten dolayı, ilerleyen zamanlarda taşımaları gereken bir pişmanlık olacağını, çünkü birey ölünce kendinden geriye kalan, "üreme-yok olmama" iç güdüsünden kaynaklı "çocuk yapma" dürtüsü veya çocuğu olmadan gitme eksikliği; temelde, mgtow ile ilgili en ciddi soru işareti. türkçesi, günün sonunda mgtow birey kendini eksik hissetmeyebilecek mi? bireyin psikolojisini, hayatta edindiği amaçlar ve sorumluluklar yönlendiriyor bakış açısıyla, bunlar olmadan hedonist bir hayat yaşamanın bireyi "eksiksiz" hissettirmekte yeterli olmayacağını söyleyebiliriz. etrafınızda yaşı ilerleyen kişilerde çocuksuzluktan kaynaklı ruhi bunalımları görmüşsünüzdür, hem kadında hem de erkekte. ne alakası mı var? he, he evet, çocuk sahibi olma arzunuz toplum dayatması, patriyarki zorlaması, eğitim sistemi bozukluğu. yersen.

    benzer şekilde, "annelik iç güdüsü gerçekte yoktur, aslında bir sosyal zorlamadır" diyen, kendine karşı bile yalancı, ideolojisinden dolayı dünya gerçekliğini ve biyolojisini toptan reddeden bakış da kadınlar için sakat. annelik, toplumun baskısıyla aklınıza işleniyor diyen sivri zekalı, sistem karşıtı, tabu devirici tiplerin sahtekarlığına inanmakta serbestsiniz ama yaşınız bir noktaya gelince hesap soracağınız sahtekarlar yanınızda olmayacak, haberiniz olsun hesap size kalır. baba olma içgüdüsü, güya; toplum, okul, aile tarafından bize ittirilen sosyal inşa. öyle mi dersiniz? yerseniz buyurun. buna "evet" diyen varsa açlık çekmemizin sebebini de bebekken annemizin bizi zorla beslemesi olarak görebilir. ve hatta insan harici memeli erkeklerde bolca görülen, daha çok çocuğa baba olmuş olma eğilimini, biyolojisi ile ilgisi olmayan hayvan "sosyal inşa" sürecinin sonucu (patriyarki) olarak tanımlayabilir *

    konu hakkında mevcut bilgisi sınırlı olan okuyucuya özel not: insanlara yalan söylemek, hele ki oldukları konum gereği herkesin kendine benzer sıkıntılar çekmesi için yalana başvurmak pek de sempati duyduğum bir tavır değil. yüzme bilmeyen arkadaşını derin suya çağırıp "merak etme, burası boy" demenin takdir edilecek bir tarafı yok çünkü. hayatta erkeklerle başarısız olmuş kadınların veya kadınlarla başarısız olmuş erkeklerin söylediklerini direkt almak yerine tartıp sorgulamanızda fayda var.

    yine de; mevcut sosyal ve yasal düzende, evlilik birliği ile veya evlilik birliği olmadan çocuk sahibi olmanın olası risklerinin göz önünde bulundurulmasını kınayacak değilim, bu açıdan mgtow olayının ayakları yere sağlam basıyor. dediğim şu; mgtow olup çocuk yapmamanın riski sıfırladığı kesin ancak bu riski almak istemeyince ödenecek bir bedel olmadığının doğru olmadığını da fark etmek lazım. peki bundan sonra hangi akım gelecek ve ne olacakla ilgili spekülasyonu ilk mgtow entry'mde yaptığım için bir daha girmeyeyim.

    peki çocuk konusu nasıl çözülür? fularlı feminist takımının, sahtekar sosyete psikologlarının "tek ebeveynli hayat aslında çocuk için daha iyi cicim" pazarlamasının bir yansıması da mgtow tarafta mevcut: "taşıyıcı annelik çocuk sorununuzu çözüyor" müjdesi. bu, büyük soru işaretine uyduruk çözüm yamalama manipülasyonundan başka bir şey değil. sperm bankasından çocuk yapan bir kadınla benzer bir "ben"cillik taşıyan taşıyıcı annelik yaklaşımını, evliliğin getirdiği mevcut bürokrasi ve zorunluluklar açısından güvenli tarafta kalmak adına haklı bulsam da, söz konusu "bir çocuğun hayatı" olduğu zaman geçerliliğini yitiriyor. yapıbozum mantığının nereden çıktığını, ne amaçladığını; günlük hayatınızdaki sosyal işleyişlerin zaman içinde nasıl evrildiğini bilmeden devrimci takılmak hezeyandan ibaret. peki, akademide yani okumuş yazmış kesimde neden tabudeviren, devrimci, önceki nesillerin aktardığını salakça bulan nobran bir tavır var? çünkü eğer her şeyin sosyal inşa sayesinde olduğu iddiası kabul edilirse tüm sosyal ilişkiler sil baştan tasarlanabilir (toplum mühendisliği denen şey). bu hesabın çıkış noktası hatalı olduğundan verdiği cevabın doğru olması ihtimali de kalmıyor.

    çok dağılmadan çocuk meselesindeki diğer olası bencilliklere değinmeden geçilmez. benzer çocuk travmaları, eş cinsel çiftlerin çocuklarında da görünen ve süpersonik kafanın sansürlediği bir sonuç. eş cinsel evliliklerle ilgili tek soru işaretim de budur bu arada.
    sonuç olarak; kürtajla başlayan, anne veya babasını tanımamasının çocuk için hiç de sorun olmadığına "karar veren" keyfiyetten, bunu normalleştiren moderniteden belli bir mesafede durmak gerektiğini fark etmek için alim olmanıza gerek yok.

    üçüncü olarak, mgtow ile ilgili başka bir konu daha iyiden iyiye görünür olmaya başladı. mgtow olmanın çıkış noktası ve hayata bakışı nedir diye bakınca iki farklı yaklaşım gittikçe belirginleşiyor:

    bunu anlatmam için öncelikle karikatür

    bu karikatürdeki ana fikir “siz vermeyince biz de mecburen mgtow olduk, çatlayın kadınlar, artık siz de boşta kalacaksınız” kezbanlığında. bu bakış açısı, oyunda yanınca küstüm oynamıyorum ağlaklığında olduğundan fazlasıyla ezik ve sıkıntılı. başına gelenlerin sorumluluğunu alamayan, yetişkin bedeninde çocukluğundan sıyrılamamış ağlak bir oğlan çocuğundan daha itici ne olabilir?

    gerçek hayatta gördüğüm örnekleriyle mgtow bireyden baştan beri anladığım daha farklıydı: "ben istedim ama siz beni tercih etmediğiniz için güvene dayalı ilişkilere düşman oldum" değildi yani. tersine, "bir kadına olan ihtiyacım dünyada yapmak istediklerimin ve kendime saygımın önüne geçmez", "amaçlarım doğrultusunda atacağım adımlar benim için zorlayıcı olsa da peşinden yalnız başıma giderim" diye başlayan; başına gelenlerden kadınları, etrafını, şartlarını suçlamayan; mağdur edebiyatıyla "keşke bu dünyaya gelmeseydim" arabeskliğinde kendine acımayı tercih etmeyen; dünyayı anlamaya, başarmaya istekli, meraklı, vazgeçmeyen bireydi.

    ilkini tercih ederseniz 30 yaşında oğlan çocuğu kıvamında, herkese yük olarak kalırsınız. ikincisi cesaret edip farklı yola çıkanlar. ikinci gruba saygı duyuyorum çünkü şanslarını deneyecek kadar cesaretli olan onlar.

    (bkz: hayata başlayacaklara tavsiyeler)
128 entry daha