şükela:  tümü | bugün
111 entry daha
  • kabotaj kelimesi dilimize fransızcadan girmiş bir kelimedir.
    fransızcadaki hali "cabotage" olup,
    fransızcaya da ispanyolca "cabo" kelime kökünden geçmiştir.
    "cabo" ispanyolcada "baş" ve coğrafi terim olarak kullanılan "burun" manalarını taşımaktadır.
    aynı kelime latincede "caput" ve "capit" olarak geçer.
    fransızlar bu kelimeye "+age"
    (nesil, yaş, devir) sonekini ekleyerek "cabotage" kelimesini türetmişlerdir.
    kapital ve kapitülasyon kelimeleri de bu kelime kökünden türemiş sözcüklerdir.
    zaten bu üç dil de roman dilleri ailesinden akraba diller.
    fransızlar bu akrabalık ilişkisinden faydalanıp kendilerine filolojik bir kapitülasyon devşirmiş, cabotage kelimesini kavramsallaştırarak dünya dilleri literatürüne kazandırmışlardır.
    naçizane fikrim şudur ki; şayet bütün dünya insanları birgün bütün çıkarları bir köşeye bırakıp, tüm sınırları kaldırarak, özgür bir dünya devleti kurup, bütün insanlığın anlaşabileceği ortak bir dil yaratırsa, kabotaj kelimesi o dünya dili terminolojisinde mutlak suretle yerini alacak sağlamlıkta bir kelimedir.
    cabotage kelimesinin anlamı fransızcada "geminin burunları kerterizleyerek kıyı seyri yapması" ve "kıyı denizciliği" olarak,
    tdk da ise "bir devletin kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkı" olarak geçmektedir.
    "cabo" kelimesinin katettiği yol, geçirdiği evrim, insanlığın nasıl kadim ve saygıyı hakeden bir yolculuk yaptığının açıklaması değil mi aslında?
    yani dilimiz bozulacak diye beyhude korkulara kapılmışız yıllarca!
    halbuki insanın dünyadaki varoluş mücadelesinin doğal akışı bizi evrensel bir dile doğru götürüyor yavaş yavaş sanki.

    neyse konuya dönelim!
    kabotaj diyorduk;
    avrupalıların reform ve rönesans hareketleriyle şaha kalkıp özgürleşmesi bağlamında kendi ticari ve ekonomik kültürünü pozitif anlamda değiştirip geliştirmesi, aynı zamanda osmanlı'nın elinde olan ticaret yollarına (baharat ve ipek) alternatif ticaret yollarını oluşturması sonucu, osmanlı imparatorluğu ekonomisi ve ticari faaliyetleri, durgunlaşmaya, gün be gün gerilemeye başladı.
    avrupalıları ve yabancı yatırımcıyı yeniden iç piyasasına çekip, ekonomisini hareketlendirebilmek için, onlara "kapitülasyonlar" adı altında bazı ekonomik, adli, idari vb ayrıcalıklar vermesiyle birlikte zamanla kendi limanları arasındaki ticarette, kontrolü tamamen kaybeden osmanlı'nın, 19. yy başlarına gelindiğinde, kendi limanları arasında ticaret yapan, hiç denilecek kadar az yerli ticaret adamı kalmıştı.
    denizcilik tamamen bitmiş, ülke bu alanda dışa bağımlı bir konuma düşmüştü.
    1923 lozan antlaşmasıyla kaldırılan kapitülasyonlarla beraber, yeni kurulan türkiye cumhuriyeti kendi limanlarındaki ticaret hakkını, tamamen kendi yurttaşlarına vererek, yabancı yatırımcının bu alandaki hegemonyasına son vermiştir.
    1 temmuz 1926 yılında yürürlüğe giren 815 sayılı kabotaj kanunu ile bu hak türkiye cumhuriyetini oluşturan tüm bireylerin hakkı olarak hukuki olarak tescillenmiştir.
    bu günün yıldönümleri "kabotaj bayramı" olarak kutlanmaktadır.

    kutlu olsun!!!
63 entry daha