şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • temmuz 2005 tarihli sinema dergisindeki köşesinde tuna erdem’in star wars ile ilgili enfes yazısının ilk kısmında özellikle anakin’in padme ve annesi ile olan ilişkisini ve anakin’in rüyalarını psikanaliz çerçevesinde irdeleyip çok ilginç sonuçlara varıyor. ne fazla zorlama ne de mantıksız, eldeki basit gerçeklerle güzel bir alt metin okuması, buyrun, copy paste değil alın teri

    “yaratıcısı george lucas’ın da dile getirdiği gibi “yıldız savaşları”, özelde “anakin nasıl ve neden darth vader'a dönüştü?", genelde ise "insan nasıl ve neden karanlık tarafa geçer?” sorusunun cazibesine dayanıyor. son film nihayete erdiğinde, ardında, yorumlarımızın harcıyla karılmayı bekleyen birçok olası cevap bırakıyor bu sorulara. daha genel soruya cevabı, bilge yoda çoktan vermişti zaten: “korku öfkeye, öfke nefrete, nefret ıstıraba, ıstırap ise karanlık tarafa götürür”. ancak bu o kadar genel bir cevap ki, hem anakin’e, hem de kendi özelimize bağlamak bize kalıyor. daha özel soruya, “anakin hangi noktada karanlık tarafa geçti?” sorusuna ise üçleme, bir değil bin bir cevap veriyor: kum adam soykırımını gerçekleştirdiğinde mi? kont dooku’yu öldürdüğünde mi? mace windu’nun ölümüne sebebiyet verdiğinde mi? çocuk yaştaki jedi çıraklarını katletmeden önce hala geri dönüşü var mıydı? yoksa kıskançlık krizine kapılıp sevdiği kadını boğmaya kalkmasaydı, yine de karanlığa mahkum olabilir miydi? soykırım, yargısız infaz, sahip olma arzusu...bunlardan hangisi karanlık tarafa geçiriyor insanı?

    tek bir geri dönüşü olmayan nokta aramaya başladığımızda, karanlık tarafa geçişi bir süreç değil, tekil bir eylem olarak algılamaya kalktığımızda, soru işaretleri çoğalarak arapsaçına dönüşüyor. buna da şaşmamak gerekiyor. ne de olsa, her noktanın bir geri dönüşü olduğunu, anakin’in son nefesini aydınlık tarafa vereceğini zaten biliyoruz. demek ki tekil eylemler ile genelgeçer motivasyonları arasında, her iki tarafı birbirine bağlayacak bir ara aşamaya odaklanmamız, özeli genele, soyutu somuta ilişkilendirebilmemiz gerekiyor.

    bu ara aşama, anakin’in rüyaları olarak geliyor karşımıza. yukarıda anılan eylemlerin müessibleri, anakin’in bölüm iki’de, annesinin acı çektiğini, bölüm üç’te ise karısının doğum yaparken öldüğünü gördüğü rüyalar ki, yoda’nın karanlığa giden yolun ilk durağı olarak belirttiği korkuyla harmanlanmışlar. nedenleri rüyalarda yatan eylemlerle karşı karşıya olduğumuza ve yoda bize, karanlık tarafa giden yolun tümüyle duygulardan örülü olduğunu söylediğine göre, gücün karanlık yanını , psikanalizin karanlık kıtası, bilinçdışında aramamız gerekiyor. eğer freud’un iddia ettiği gibi her rüya, bilinçdışı bir arzumuzu tatmin ediyorsa, anakin’in neden annesinin acı çekmesinin, padme’nin ise doğum yaparken ölmesini arzuladığını anlamak bize düşüyor.

    psikanalitik açıdan anakin’in temel sorunu babasız oluşu; bakire doğumla dünyaya geldiğinden, anneyle başbaşa büyümesi. aynı bakış açısına göre baba, anne ile çocuk arasındaki ruhsal göbek bağını keserek, çocuğun topluma doğmasını sağlayan kişiye verilen isim. çocuk, anneden kopmadan birey olamıyor, toplumdaki yerini bulamıyor zira. anakin’i annesinden, en azından fiziksel figür olarak koparan ilk baba figuri qui gon jin oluyor. gelgelelim henüz ruhsal bağı kopartmadan ve anakin’i jedi toplumuna kabul ettirmeden ölüyor. yerini başka bir baba adayına obi wan’a bırakıyor. obi wan, ilk baba figürünün çırağı olduğundan , anakin için babadan ziyade bir “abi” konumunda ve sık sık ışın kılıcını düşürmesinden, on kez anakin tarafından kurtarılmasından, üst üste iki kere kont dooku ile dövüşürlerken bayılıp kalmasından da anlaşılacağı üzere “fallus sahibi” yani iktidar temsilcisi bir baba olamıyor. anakin’in “bana babam kadar yakınsın” dediği obi wan, babalık görevinde başarısız oluyor, anakin’in koşa koşa annesine dönmesini engelleyemiyor, yani anakin’i kastrasyon tehdidiyle durdurmak şöyle dursun, kendisi kastre olmuş, iktidarsız bir erkek figürüne dönüşüyor. ona anneyi yasaklayacak, anneden vazgeçmesini sağlayacak bir babadan mahrum olan anakin de, gözden ırak olsa da annesiyle yek vücut olduğunu düşünmeye devam ediyor. eğer anne ile çocuk ayrılmaz bir bütünün parçalarıysa, annenin, çocuk yanında değilken acı çekmemesi de olanaksız. annenin acısı bu bağın kanıtı olduğundan, anakin rüyalarında arzusunu tatmin etmiş oluyor.

    baba eksikliğinin yarattığı sorunu anakin, annesinden ayrıldığı anda, padme’ye aşık olarak katmerliyor. ilk tanışmalarının anakin küçük bir çocuk, padme yetişkin bir kadınken gerçekleşmiş olması bile, anakin için padme’nin bir anne figürü olduğunu kanıtlamaya yetiyor. bir de buna, padme’nin sadece yetişkin değil, kraliçe, yani mutlak iktidar sahibi bir kadın, anakin’in sadece çocuk değil, köle yani iktidardan tümüyle mahrum bir çocuk olduğunu bilgisini eklemek gerekiyor. bu şartlarda anakin için padme’nin bir anne ikamesi, annesinin yerine koyduğu arzu nesnesi olduğuna şüphe kalmıyor. padme’nin tam da anne olurken ölmesini istemesinin nedeni de bu. padme başkasının annesi olduğu anda, anakin’in annesi rolünde ölecek zira. anakin için padme’nin hamileliği, anne-çocuk modelindeki ilişkilerine ihanet etme biçimi ve bu yüzden ihanete uğradığı sonucuna çarçabuk kapılıveriyor. bir yandan da, padme’yi obi wan’dan kıskandığına göre, çok gecikmiş bir oedipal çatışmaya giriyor. bu açıdan anakin’in palpatine’de onu anneden koparacak kadar güçlü, fallus sahibi bir baba aradığını, ama tam da bu baba figürü onu anneden koparmak yerine, anneyi sonsuza kadar elinde tutmasını sağlayacak bir vaatte bulunduğu için ona bağlandığını düşünmek mümkün. nitekim palpatin sonunda, babalık etmek şöyle dursun, anakin’in küllerinden darth vader’i doğurarak, düpedüz annelik rolü üstleniyor.

    kısacası yoda’nın dediği gibi karanlık tarafa yolculuk, korku ile başlıyor: anneden kopma korkusuyla. nitekim küçük anakin “konunun annemle ne ilgisi var” diye sorduğunda yoda, “her türlü ilgisi var” cevabını vermişti. bu korkunun kendini, kehanet tadında rüyalarla boşa vurması da boşuna değil. psikanalist adam philips “korku, nesnesi gelecek olan ama kuşkusuz ancak geçmişten türetilebilecek bilginin yarattığı zihinsel durumdur. korku hallerinde bilinen veya sezilen gelecek, geçmişin olasılıklar repertuarıdır. korkunun öznesi, geçmişteki gelecektir. korktuğumuzda, bilmek dereyi görmeden paçaları sıvamaya dönüşür, adeta gelecek şimdiden olup bitmiştir” diyor. anakin’in padme’nin ölümünden korkusunun, geçmişte annesinin ölümünden türetildiğine, annesinin ölümünden korkmasının ise, çocukluğunda anneden kopma olasılığının repertuarından beslendiğine ve gelecek öngörülerinin her birinin, kendi kendini gerçekleştiren kehanetlere dönüşerek, geleceği şimdiden olup bitirdiğine şüphe yok. nitekim luke’a eğitimini yarı yolda bıraktıran da geleceğe ilişkin bir korku, bir kehanet olmuştu. luke buna rağmen anakin’in düştüğü hataya düşmüyorsa, bu annesinden daha doğum anında kopmasından ve adıyla müstesna iktidar sahibi bir babası olmasından kaynaklanıyor.”