*

şükela:  tümü | bugün
208 entry daha
  • bu başlıkta onca şarkı var. ekseriyetle insanlar duygu durumlarını bir twitter postuna benzer bir şekilde paylaşmak için şarkıları buraya koyuyorlar. koysunlar da.

    ama benim aklıma başka bir şey geldi. hikayeli şarkıların, tozlu raflarda ben hariç 3 kişinin falan dinlediği şarkıların peşine düşerim. hikayelerini irdelerim, onlardan beslenirim, yeni hikayeler yazarım, ürettiğim içeriklerde kullanırım. bazıları da vardır ki, herhangi bir yerde kullanmamışım, bir yazıya örnek olarak koymamışım. fakat keşfetmek yine de zevkli gelmiş, hafızamın bir kenarına kaydetmişim. onları paylaşmadığıma üzülüyorum; paylaşmak için bahane yok. fakat belki bir başkası, aynı benim hiçbir "çıkar" olmadan bu malumatfuruşluk zevkinin peşine düştüğümde aldığım zevki alacak. hasbelkader ulaştığım bilgi kırıntısını o isimsiz okurdan saklamayayım, meraklısına göstereyim, bu keşfediş zevkini paylaşıp çoğaltalım istiyorum.

    o yüzden bundan böyle bu başlıkta o paylaşamadığım, tozlu raflarda öksüz kalan şarkılar ve öykülerini yazacağım.

    efendim bu geceki ve ilk örneği, wulf & eadwacer diye bir şarkı. genç bir metalciden, genç yetişkin bir folk metalciye, oradan mitoloji kitabına imza atmış bir otodidakta dönüştüğüm sürecin başlarından kalma, o zamanlar keşfettiğim bir beste. dinlediğimde müzikal anlamda sevmiştim, peşine düştüğümdeyse bir hazine keşfettim!

    önce şarkıyı koyalım: blood axis-wulf & eadwacer

    şimdi efendim, wulf and eadwacer, eski, çok eski bir anglo-sakson şiiri. kayda geçirilmesi 1000 yıldan önceye dayanıyor, şiirin kendisiyse bundan daha eski olabilir. norman fransızcası ve diğer etkilerin rol oynamasıyla dönüşen ingilizce'nin eski, daha cermenik olduğu zamanlardan kalma bir şiir.

    sorun ya da ilginçlik de burada başlıyor. bu şiir çok büyük bir ihtimalle bir kadın tarafından yazılmış, dönemine göre oldukça sıradışı, hele kayda geçirilmiş olması daha da sıradışı. üstelik şiirdeki sözcük kullanımları ve cümle yapısı alışıldıktan farklı; belki kadın anglo-sakson değildir, sözgelimi viking asıllıdır. o yüzden dili bir yabancı gibi kullanıyordur.

    her ne ise, şiirin onlarca farklı çevirisi var. kelime kelime analizinden faydalanarak, en az yorumla türkçesini vermeye çalışayım:

    benim halkımın gözünde o bir kurban gibi
    ordu çekip üzerlerine gelirse öldürürler
    bizim içinse farklı. (ungelic is us. buna geleceğiz.)

    wulf bir adada, ben başka adadayım
    adası bataklarla çevrili, muhkem
    (benim) adada kana susamış zalim adamlar var
    yanlarına yaklaşırsa onu öldürmeye hazır
    bizim içinse farklı. (ungelic is us)

    engin düşlerimde wulf'u kovalıyorum
    yağmurlu bir gündü gözyaşlarım akıyordu
    savaşta pişmiş haşin adam kollarına aldı beni
    hem zevk vardı, hem tiksinti
    wulf! wulf! sana olan hasretim
    beni böyle hasta etti, nadiren gelişlerin

    dertlendim, et bile yiyemedim/yemeden içmeden kesildim
    duyuyor musun eadwacer? peydahladığımız eniği
    bir kurt ormana götürüyor şimdi
    hiç bir olmamış olan kolayca ayrılabilir
    şarkımız gibi.

    şimdi efendim bu şiirin onlarca farklı yorumu var. wulf kim? eadwacer kim? ekseriyetle bunu bir kadının wulf isimli birine yazdığı üzerinde hemfikirler. eadwacer isim de olabilir, sıfat da: mülk-koruyan gibi bir anlamı var. acaba bir aşk üçgeni mi? yoksa kadın wulf'un anası, eadwacer kocası mı? ormana kurdun götürdüğü enik mesela? çocuklarının savaşta ölmesinden mi bahsediyor?

    en sevdiğim yorumun, aynı zamanda en doğru yorum olduğunu düşünüyorum. buna göre, wulf, şiiri yazan kadının sevgilisi. savaşta pişen haşin adamsa, eadwacer. eadwacer kadına tecavüz ediyor. bu yorumun doğru olduğuna inanma sebeplerimden biri, "hem zevk vardı, hem tiksinti" ifadesi. zira tecavüz kurbanlarının, bedenlerinin biyolojik olarak bu korkunç fiilden zevk aldığını fark ettiklerinde psikolojilerinin bozulduğunu okumuştum. beden penetrasyondan zevk alıyor, çünkü ona programlı, ama zihin almıyor. tecavüz kurbanlarının da bu yüzden psikolojileri bozuluyor, kendilerini suçluyorlar. kadın, hem zevk vardı hem tiksinti diyor, sonra da psikolojisinin bozulduğundan, yemeden içmeden kesildiğinden bahsediyor.

    öyleyse bu, kadının eadwacer'den intikam aldığı bir şiir. zira wulf, isim olduğu gibi, kurt demek eski ingilizcede. duyuyor musun eadwacer diye sesleniyor, benden zorla yaptığın çocuğu, gerçek aşkım ormana kaçırıp öldürdü. yahut oradaki ikinci wulf, yani kurt, gerçek bir kurttur da, kadın sevgilisi wulf'a gönderme yapıyordur.

    düşman bir kabileden olan wulf ile, şairemiz aşk yaşamaktadırlar. ancak wulf'un kabilesi zayıf düşer, kadının köyüne yaklaşamaz bile. çok nadiren gelip gidebilmektedir. bu süreçte, belki kadın düşmanın sevgilisi olduğundan ve bu bilindiğinden, eadwacer kadını zorla seks kölesi, yahut cariyesi yapar. hatta bir enik de peydahlar. ama kadının aklı wulf'tadır. bu şiirle eadwacer'e seslenir, bedenime sahip olabilirsin, ruhuma asla der. hiç bir olmamış olan kolayca ayrılabilir, şarkımız gibi: seninle diyor, asla bir olmadık, bizim şarkımız hiç tek bir şarkı olmadı, o yüzden kolayca kopabilirim senden. belki wulf gelir ve beni senden alır.

    ungelic is us? bizim için farklı; fakat bize öyle değil gibi bir anlamı var. ama biz yabancıyız, biz farklıyız anlamına da gelebilir. oldukça sanatlı bir ifade, müthiş. onu da not olarak eklemek istedim.

    kaynağı paylaşıp, bir sonraki şarkı ve öyküsünde buluşmak üzere iyi geceler dileyeyim. http://www.thehypertexts.com/…wacer translation.htm

    devamı: (bkz: #79043137)
416 entry daha