şükela:  tümü | bugün
741 entry daha
  • geyik çeviriyorlar paso seviyorum muhabbetlerini, yemek yerken falan fonda açıyorum dinliyorum. ama her izlediğimde çocukluk travmalarım depreşiyor.
    ben bağcılar doğumluyum, 7-8 yaşlarımızda otobüse kaçak binip bakırköy'e giderdik, oradan da yine kaçak trene binip ataköy'e, yeşilköy'e falan giderdik. boğaç ve buğra bakırköy-ataköy tayfası işte.
    basket sahaları, tenis kortları falan vardı hep. bize ne kadar ulaşılmaz, ne kadar uzak platformlardı bunlar o dönem tahmin edemezsiniz.
    bahsettiğim zamanlar 90-91 falan.
    basketbol oynayan zengin pijlerini izlerdik, özenti ve eziklik arasında bir hisle.

    hiç dertleri yokmuş, hiç bir sıkıntıları yokmuş gibi gelirdi bize, hayatın tadını bunlar alıyor ulan diye içerlerdik.
    yetişkinliğim boyunca düşündüm, konfeksiyon atölyeleri, tüp arabaları arasında büyümeseydim de, onlarla eşit şartlarda, etrafımda sanatsever insanlarla, müzik yapan, resim çizen, kitap yazan insanlarla büyüseydim şimdi ne olurdum acaba diye.

    öyle lükslerim hiç olmadı 12 yaşımdan beri çalışmak zorundaydım, hiç gamsız, sefa pezemengi olamadım.
    şimdi de kötü sayılmam aslında lan, evden grafik-mrafik işleri yapıp bodrumda yaşıyorum. ama öbür türlü daha kalıcı, estetik şeyler yapabilmem için ufkum daha geniş olurdu herhalde.

    velhasıl, bu adamlara baktıkça çocukluğum geliyor aklıma. azcık kıskanarak çoğu zaman takdir ederek izliyorum.
    boğaç tam ataköyde gördüğümüz, basketbol oynayan ama bizimle de sohbet eden adam. çünkü genelde o çocuklar bize tinerciymişiz gibi bakardı. zaten o yüzden daha yakınım ona.
107 entry daha