şükela:  tümü | bugün
22 entry daha
  • 1980’lerin en olaylı, en dedikodulu hatunlarındandı kendisi. bir kere en başta, kraliyet ailesinden birinin, bir prensesin pop şarkıcılığına soyunması başlıbaşına bir olaydı. babası prens rainierın bu durumdan hiç hoşnut olmadığı ama kızına laf geçiremediğini okuyorduk. bunun yanında stephanie’nin asi tavırları nedeniyle, annesi grace kelly ile arabada giderken yaptıkları kazada ölmesinden de sorumlu olduğu dedikodusu vardı, ki bu kızın hal ve tavırlarına bakılırsa çok da yanlış olmayabilirdi. denilenlere göre monaco’nun kıvrım kıvrım yollarında giderken kızı arabada annesine saldırmış, grace kelly o nedenle kaza yapmış, araba devrilmiş, 1950’lerin en rüya düğününün sahibesi bu şekilde can vermiş, stephanie kaltağı kurtulmuştu. biricik aşkının ölmesinden kızını sorumlu tutan prens rainier kızını hiç affedememiş diyorlardı. zaten o kazadan sonra, çok sevilen prens rainier ölümüne kadar insan içine çıkmaz oldu (büyük oğlunun da eşcinsel olduğu dedikoduları bulunmaktaydı zaten (bkz: prens albert)). bütün bunların üstüne, bu kız kısa saçları, deri ceketleri, asi tavırları ile annesinin son derece zarif, tam bir prenses stereotipine uyan görüntüsüne yüzdeyüz ters görüntüsü, habire abuk subuk, kel alaka tiplerle yaşadığı aşk dedikoduları ve vermekten bıkmadığı frikikleri, donsuz halleri, üstsüz görüntüleri nedeniyle magazin basınına o kadar çok malzeme oluyordu ki, bir dönem sadece prenses stephanie gene ne haltlar karıştırmış haberleri okuyorduk. yalnız kız allah için çok güzeldi, bakmaya doyulamayan bir suratı vardı, seksenlerin en güzel ablası sandra lauerden bile daha güzeldi, o kısmına kimse bir şey diyemiyordu. bir kaç fena olmayan şarkı yaptı, unicef şarkılarına falan katıldı, sonra da çok da uzun sürmeyen şarkıcılık kariyerini bitirdi ve gündemden düştü. yine de seksenlerin pop kültüründe önemli bir figür olarak tarihte yerini aldı.